Akay Cemal

Gerçekleri biraz daha kaşısaydın be Stefanu





Rum tarafında şimdi bir meraktır gidiyor. Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerine Kıbrıslı Türkler niye ilgisiz kalmış diye meraktan çatlıyorlar… Geçen gün de yazdık, AP seçimleri bitti; ama daha çok tartışılacak. Nitekim de tartışılıyor.

Rum basını, Kıbrıslı Türklerin 9 Haziran’da yapılan AP seçimine katılımının beklentilerin altında kalmasının ve hatta 2019’dakinden daha az gerçekleşmesinin nedenlerini araştırıyor. ‘Kathimnerini’ gazetesi, ‘onları ilgilendirmeyen bir seçim olması ve önceki 5 yıldan duydukları hayal kırıklığı nedenlerden bazıları’ diyor. Her iki Kıbrıslı Türk aday da Niyazi Kızılyürek’i suçladı ve önceki dönemde Kızılyürek’in söyledikleri ile yaptıklarının birbirini tutmamasının da nedenlerden biri olduğunu iddia etti.

‘Fileleftheros’ gazetesi de, Kıbrıslı Türklerin AP’nin veya AB’nin müdahalesiyle iyileşebileceğine inanmadığı görüşünü ortaya koyduğunu kaydetti.

Tüm bunlar, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun söylediklerinin ne denli doğru olduğunu teyit ediyor. ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ döneminde Kıbrıslı Rumlara 4, Kıbrıslı Türklere de 2 sandalye hakkı tanınmışken, daha sonraları 2 sandalye de Rumlar tarafından işgal edilmiş, Avrupa Parlamentosu bu duruma sessiz kalmıştı. Bu durumda Türk adayların, Rum siyasi partilerinin şemsiyesi altında seçime katılmaları da benimsenmemiş, tepki çekmişti.

Gelelim AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun tam değil, ‘kısmen’ de olsa doğru itiraflarına…

Stefanu, zamanın kendilerinden yana olmadığını ve zaman geçtikçe yeni olguların meydana geldiğini öne sürdü. “Darbe ve Türk müdahalesinin ardından 50 yıl” konulu konferansta konuşan Stefanu, 15 Temmuz 1974’te Makarios’a karşı yapılan darbenin, Türkiye’nin ‘işini’ kolaylaştırdığını söyledi. AKEL Genel Sekreteri, Kıbrıs konusunda uluslararası faktörün artık yorulduğunu, Crans Montana’daki başarısızlığın Rum tarafına atfedildiğini kaydetti.

Stefanu doğruyu söyledi. Crans Montana’da masadan kaçan Rum tarafıydı. Geçen dönemki Başkanı Anastasiadis ile şimdiki Başkan, o dönemin Dışişleri Bakanı Hristodulidis, apar topar evraklarını toplayıp çantalarına yerleştirmişler ve valizlerini de alarak, kendilerini bekleyen uçağa binip kaçmışlardı. Uçak biletleri bile önceden ayarlanmıştı. Bu nasıl iyi niyet? Böyle bir tezgâh nerede görüldü?

Bunları geçtik. Stefanos 1963-74 dönemindeki hatalara… İyi bu konuyu açtın Girye Stefanu. Bu konuda kitaplar, ciltler yazılır. Yazıldı da! Keşke 7’sinden 70’ine Rumlar yaşananları okusunlar ve bilsinler. Sizin de ifade ettiğiniz gibi, 1963-74 dönemi Kıbrıslı Türkler için azap dolu günlerdi. Niye? Çünkü Kıbrıslı Türkleri 48 saat içinde yok etmeyi amaçlayan ‘Akritas Planı’ hazırlanmış ve 21 Aralık’ta düğmeye basılmıştı. Türk bölgeleri ateş altına alınmış, giriş ve çıkışlara ‘utanç barikatları’ kurulmuştu. Köylerden kentlere gidecek veya gelecek olanlara işkence çektiriliyordu oralarda.

Kıbrıs Türkü çok acılar çekti o yıllarda. Silah zoruyla 103 köyden kovuldu ve Ada toprağının yüzde 3’üne sığınmak zorunda kaldı. Bayram seyran nedir bilmedi. Eldeki kısıtlı imkânlar ve Türkiye’den Kızılay’ın gönderdikleriyle yaşama tutunabildi. Göçmen oldu, çadırlarda yaşam sürdü. Tüm zorluklara rağmen, mücahitler direndi. 15 Temmuz 74 darbesi, Türkler açısından uçurumun kenarına gelindiği ve yok oluşa sürüklenmekte oluşunun habercisiydi. Beş gün sonra Türkiye’nin müdahale etmesiyle Kıbrıslı Türklerin kurtuluşu sağlandı, özgürlüğe kavuşuldu.

Bunlar yakın geçmişin gerçekleridir. Ancak Rum halkı, hele de yeni kuşaklar bu gerçekleri bilmiyor. Bilmiş olsalar, bu duruma nasıl gelindiğini de öğrenmiş olacaklardı.

***

 

Mehmet Gökan Aksan, dün

Lapta’da gözyaşlarıyla uğurlandı

 

Lapta’nın tanınmış ve sevilen isimlerinden, dost canlısı, yardımsever iş insanı Mehmet Gökan Aksan’ın (46) aniden fenalaşarak yaşamını yitirmesi ailesi ve sevenlerini yasa boğdu. Dün Lapta’da son yolculuğuna uğurlandığı tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Anne ve babası Göksel-İbrahim Aksan, abisi Tufan Aksan, kızı Ayşegül Aksan, yengesi Afet Aksan, yeğenleri Cemile ve Göksel, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Bu arada kız arkadaşı Kadriye Kızılşahin ile arkadaşları Ülkü Benekli, Simin Akay, Fatoş Zor, Dilan Baba, Nazlı-Burak Kaya, Bayram Dereci, Hasan Kızılşahin, Ezgi-Cemal İnce, Emine Pit, Didem-İslam Suiçmez ve Zeynep Şirin, “Ölüm az kalır gidişinin yanında, son bulur acılar çünkü hayatın sonunda. Bir yaşanamayanlara özlem kalır, bir iki damla yaşla ardında. Sen gittiğinde düşün bir de her gün tekrar tekrar ölmeyi. Bırak bende kalsın acısı sel olan gözyaşlarımla yaşarken yaşayamadıklarımızın özlemi…” ifadelerini kullandılar.

Fly House Investmen adına Zeki Demirdeş ve Kamil Gökyay da, değerli iş ortakları Mehmet Gökan Aksan’ı kaybetmenin üzüntüsünü ile getirirken, yaslı ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilediler.

Diğer yandan aslen Pendagomolu olup, uzun yıllar Tuzluca ve ardından Mağusa’da ikamet eden, 1938 doğumlu çınarlardan Seniha Andaç’ın Lefkoşa’da toprağa verildiği tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Kız kardeşi ve eşi Hamide-Akay Türker, yeğenleri Cemil ve Dilek Türker, can ablaları ve teyzelerini kaybetmenin sonsuz acısı içerisinde olduklarını ifade ederek, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Öte yandan LAÜ Mütevelli Heyeti ve Rektörlüğü, Lefke Avrupa Üniversitesi öğrencilerinden Naveed Akbar’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendiklerini belirterek, merhuma Allah’tan rahmet, yaslı ailesine sabır ve başsağlığı dilediler. Akbar, geçen gün Gemikonağı’nda bankta otururken, hız yüzünden yoldan çıkan bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitirmişti.

Gerçekleri biraz daha kaşısaydın be Stefanu

Yorumlar kapalı.