Akay Cemal

Doktor gülmekten kırılırken, Denktaş bir anlam veremiyordu. Mesele benim ‘Sözcü’ olmamdı





Yeni yılın bu ilk haftasında dünyada çok hızlı gelişmeler yaşanırken, Venezuela devlet başkanı Maduro ve eşinin ABD başkanı Donald Trump’ın talimatıyla ‘Delta Forces’ birimi tarafından yakalanması, dünya olaylarının ilk sırasında yer aldı. İç ve dış gelişmeleri yakından izlerken bugün Pazar olması nedeniyle biraz da geçmişten söz edecek ve sizlere nostalji yaşatmaya çalışacağız.

21 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası’nı geride bırakırken, varoluş mücadelesinde kıt imkanlar içerisinde neler yapıldığını da böylelikle görmüş olacaksınız. Kıbrıs Türk halkını toptan imha etmeyi amaçlayan Akritas Planı, Kanlı Noel ile birlikte uygulamaya konulurken herkes bir beklenti içindeydi.

Rauf Denktaş ailesiyle birlikte henüz Ankara’ya gitmemişti. Bir akşam Halkın Sesine gelerek Dr. Küçük ile görüş alış-verişinde bulunmuş, ben de basılmakta olan gazetenin bir sayısını Denktaş’a getirmiştim. Denktaş, manşetteki başlığa göz atarken Kıbrıs Türk Sözcüsü’nün açıklaması dikkatini çekmiş, “Kim bu sözcü, benim haberim yok açıklamayı Osman (Örek) mı yaptı” diye mırıldanmıştı.

Dr. Küçük olayı bildiğinden gülmekten adeta kırılmış, Denktaş ise neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Doktorun durmak bilmez gülmesi üzerine, daha fazla dayanamayarak Denktaş’a “Sözcü benim efendim” demiştim. Tabi ben söylemeden önce de, Doktor işaret parmağıyla beni göstererek gülmeye devam etmişti.

Sonuçta Denktaş, Rumların tahrikleri üzerine ‘Sözcü’ olarak yaptığım açıklamayı çok beğenmiş olacak ki, Doktora “Sen bu Akay’ın kıymetini iyi bil, hem yazar çizer hem de icabında sözcü de olur yetkili de” demişti.

Hakikaten o günlerde devletin olanakları oldukça kıt olduğundan kendi başımızın çaresine bakmak zorundaydık. İletişim teknolojisi de şimdiki gibi gelişmiş olmadığından bazı konularda gerekli açıklamaları yapmak durumu ile karşı karşıya bulunuyorduk. Olayları yakından takip ettiğimizden ötürü ne yapılması gerektiğini artık kendimizi bildik gibi öğrenmiş bulunuyorduk.

Olayların içinde yetişen bir gazeteci olarak gün gelmiş ‘Sözcü’ olmuş, gün gelmiş ‘Yetkili’ olmuştuk. Okuyanlarda hiçbir eksiklik hissetmeden o açıklamaların Kıbrıs Türk Yönetimi’nin resmi görüşü olduğunu anlıyorlardı. Velhasıl varoluş mücadelesi döneminde çok kılığa girmiş ve alnımızın akıyla da çıkmıştık.

***

Aktuğ Lefkoşa’da defnedildi

 

Tanınmış simalardan iyi insan Kıvanç Aktuğ dün Lefkoşa’da toprağa verildi. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Sevgili eşi Elçin Hanım, kızları Ayşe Dıbbfuller, Sevil Aktuğ Buba, oğlu Ozan Aktuğ, gelini Fatma Aktuğ, damatları Ahmet Buba, GrayhamDıbbfuller, torunları Kıvanç ve Tara Buba, Elisa, AmyDıbbfuller, İzel ve Kıvanç Aktuğ acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, nur içinde yatmasını, mekanının cennet olmasını dilediler.

Doktor gülmekten kırılırken, Denktaş bir anlam veremiyordu. Mesele benim ‘Sözcü’ olmamdı
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.