Akay Cemal

Biz ‘Kırgızistan çok yaşa’ derken, Rum da ‘Neriman’ın Evi’ne taktı






Hani ‘Bir bardak suda fırtına koparırlar, ortalığı velveleye verirler’ derler de inanmazdık. Gerçi biz biliyorduk da, bilmeyenler için anımsatalım dedik. Neymiş efendim, Türk tarafı 1974’ten beri nöbet yeri olarak kullandığı Lefkoşa’da, Metehan’daki “Neriman’ın Evine” güvenlik kamerası yerleştirince ortalığı ayağa kaldıran Rum Yönetimi, meseleyi BM’ye kadar götürdü. Pes yani!

Bina zaten metruk… Oraya güvenlik kamerası yerleştirildi diye tedirginliğe ne gerek var? Rum yönetimi ‘Türkler sınırda ilerliyor, silahlı birlik gönderdiler’ şeklinde saçma sapan uydurmalarla ortalığı ayağa kaldırdılar ve kameraların sökülmesi için BM Barış Gücü’ne başvurdular. Ancak Barış Gücü, başvuruyu ciddiye almayınca Rum lider Hristodulidis, Dubai’de iklim zirvesinde görüştüğü BM Genel Sekreteri Guterres’e şikâyette bulundu.

Güvenlik kamerası yerleştirildi diye şikâyet edileceğine bence teşekkür edilmeliydi. Çünkü olası bir olayda Rum görevliler de uyarılır ve Türklere teşekkür bile edilir. Kaldı ki, bu gibi hallerde iki taraf arasında örnek bir işbirliği de yapılabilir. Meseleyi bu kadar büyütmeye ne gerek var diye de sormadan edemiyoruz.

Neriman’a gelince; kim olduğunu biliyorum, ancak detay verme gereğini duymuyorum. 1960’lı yıllarda söz konusu evde kalan Neriman, dinini değiştirmiş ve ‘Maria’ adını almıştı. Hürriyet’in Kıbrıs Temsilcisi, meslektaşımız Ömer Bilge’nin ifade ettiği gibi, o binayı Türkler ‘Neriman’ın, Rumlar da “Maria’nın evi” diye anımsıyor. Hatta Lefkoşa Uluslararası Havaalanı civarında yer alan Grammer School yakınındaki alçak tepelerden birinin adı da ‘Neriman Tepesi’dir.

Sonuçta Neriman’ın Evi’ne güvenlik kamerası takıldı diye, incir çekirdeğini bile doldurmayan bir meseleyi ta Guterres’e kadar şikâyet etmeyi doğrusu Hristodulidis’e yakıştıramadık. Demek şikâyet etme, Anastasiadis’ten Hristodulidis’e miras kalmış!

Gelelim Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Kırgızistan ziyaretine… Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’den sonra, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Japarov ile görüşmesi önemli bir olay. Tatar, Bişkek’teki temasları çerçevesinde Japarov ile önce baş başa, sonra da heyetler arası görüşmenin çok yararlı geçtiğini söyledi. Heyetler arası görüşmede, oraları iyi bilen ve bir süre Kırgızistan’da yaşayan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı da bulundu.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kırgızistan’ın var olan desteğini artırması yönünde taleplerde bulunduklarını belirtirken, Kıbrıs meselesine gayet hakim olan ve bir süre Kıbrıs’ta da bulunan, Türk halkının sıkıntılarını ve yapılan haksızlıkları çok iyi bildiğini kaydetti.

Bu gibi temasların çok yararlı olduğu inancındayız. Özellikle eğitim, turizm ve diğer alanlarda ilişkilerin geliştirilmesi, her iki ülkenin de mutlak yararına olacaktır. Ortak istek barış, huzur ve güven olduğuna göre, işbirliğinin geliştirilmesinin kime ne zararı olacaktır? Ancak yine de Rum tarafının bu durumdan tedirgin olduğunu duyar gibi oluyoruz. Kıbrıs Türk tarafını ambargolar altında tutarak, dünya ile bağlantı kurmasını engellemeye çalışanlar, elbette rahatsız olur. Tüm Kıbrıs’ı kendilerinin temsil ettiğini sanırlar. Türk tarafını hesaba katmazlar. Bu güne kadar çözüm bulunamamasının tek sebebini de bu zihniyette aramak gerek.

Kazakistan’la ilişkiler biraz gelişti diye, oradaki Rum yatırımlarından cesaret alarak, söz konusu ülke nezdinde girişimleri olmadı mı? Kısacası KKTC’nin iyi ilişki kurduğu bir ülkeyi hemen mercek altına alırlar ve caydırmaya çalışırlar. Bazen başarılı olabilirler, ama her zaman değil! Hele Kıbrıs Türk halkının sıkıntılarını iyi bilen bir Kırgızistan’ın, bu konuda Güneye prim vereceğini hiç sanmıyoruz.

                                                                                        ***

Porto, Yuvacık’ta defnedildi

 

Portokalcıoğlu ailesinin değerli büyüğü, merhume Zehra ve merhum Halil Portokalcıoğlu’nun kıymetli evladı Ergenç Portokalcıoğlu, namı diğer ‘Porto’ dün Yuvacık’ta defnedildi. Portokalcıoğlu Güzelyurt’ta herkes tarafından sevilen, iyi bir insandı. Kızı ve damadı Zehra-Kemal Kamacıoğlu, oğlu ve gelini Ferit-İncilay Portokalcıoğlu, kardeşleri Engin-Eribe Portokalcıoğlu, Engül-Tayfun Beycan, Hilmi-Ceyda Portokalcıoğlu, Şerife-Ali Tarakcıgil, Zülal-Mustafa Öznacar, Özgün-Tina Portokalcıoğlu, torunları Eylül Kamacıoğlu ve Ömür Portokalcıoğlu, ayrıca tüm ailesi ve sevenleri, derin üzüntü içerisinde olduklarını ifade ederek, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Bu arada Çınarlı köyü sakinlerinden, çevresinde sevilen bir kişi olarak bilinen Perihan Yapıcı dün kendi köyünde toprağa verildi. Bir süreden beri tedavi görmekte olan Perihan hanımın vefatı ailesi ve çevresinde derin üzüntü yarattı.

Aslen Dikmen köyünden olup, son zamanlarda Lefkoşa’da ikamet eden iyi insan Nevin Övgü de önceki gün Lefkoşa’da defnedildi. Ailesi ve sevenleri üzüntülerini dile getirerek, mekânının cennet olmasını dilediler.

Biz ‘Kırgızistan çok yaşa’ derken, Rum da ‘Neriman’ın Evi’ne taktı

Yorumlar kapalı.