Akay Cemal

Akay Cemal yazdı… “Özcoşar’ın güvenlik kaygısı ve Üstel’in güvenlik garantisi”






Fatoş Özcoşar isimli vatandaş, geçen günkü sosyal medya paylaşımında, 3 yabancı uyruklu gencin kendini takip ettiğini ve hemen aracına binip, kapıları kilitlediğini ve kornaya basmaya başladığını dile getirmişti. Üstelik de en işlek bir caddede ve güpegündüz. “Bankadan çıkıp az ileri park ettiğim aracıma doğru ilerlerken, karşıdan karşıya geçmeye çalıştım. Araçta bulunan 3 yabancı uyruklu genç, ilerleyip beni takip etmeye başladı. Adımlarımı hızlandırınca aralarından biri araçtan indi ve yanıma yaklaştı ve sert bir ifadeyle konuşmaya başladı. Çok şükür arabamın yanına gelmiştim. Hemen arabama binip, kapıları da kilitledim ve kornaya bastım. Hızla uzaklaştılar. Yaya olsaydım ne olurdu?”

Geçen gün bu köşede ‘Önce asayiş, sonra iş’ başlıklı yazımda, geçen gün Girne’de para için işlenen cinayetten, Edremit’te Rus uyruklu bir kadının evinden 30 bin dolar değerinde ziynet eşyasının çalınmasından, havaalanında 3 bagaj toplama görevlisinin yaptıklarından bahsetmiş ve nice örnekler vermiştim. Trafikte kural tanımazlık bir yana, hırsızlık, dolandırıcılık, darp, tecavüz, uyuşturucu vakaları gırla. Polis her gün yabancı uyruklu kaçakları topluyor, ama bitmiyor. Merkezi Cezaevi ağzına kadar dolu!

Malum nüfus arttıkça artıyor. Gerçi nüfus artışında bereket var derler ya, o ayrı mesele. Demokrat Parti eski Genel Başkanı, eski bakan ve milletvekillerinden Serdar Denktaş geçen gün “Ülkede şu anda öğrencisiyle, çalışanıyla, turistiyle, kaçak kalanıyla 1 milyonun üzerinde bir nüfus var, orası kesin” demişti ya, yalan da değil. Hatta bir ara Avukat Menteş Aziz, nüfusun 1 milyondan çok daha fazla olduğunu iddia etmişti.

Nüfus artışıyla birlikte, suçların artmasını da doğal karşılarken, önemli olan, zamanında alınması gereken önlemlerdir. Dünyanın her ülkesinde durum farklı değildir. Ancak bizde, küçük bir ülke olmamızdan dolayı vakalar daha çok dikkat çekmektedir. Bir de geçmişle kıyaslandığında vatandaşın kaygılarına hak vermemek elde değildir. Geçmişte bu ülkede ne arabalar kilitlenirdi, ne de kapılar!  Hele yazları hava sıcak olduğundan pencereler açık yatarlar, kimse de dönüp bakmazdı. Dükkân sahipleri, öğleyin yemeğe veya camiye gittiklerinde kapı önüne bir sandalye dayar, müşteri onun ne anlama geldiğini bilir, dükkâna girmez, sahibinin gelmesini beklerdi.

Öyle dönemler geçirmişti Kıbrıs Türk halkı.

O günlerden bu günlere gelindiğinde, daha fazla gecikmeden gereğinin yapılmasında herkes hemfikirdir. Başbakan Ünal Üstel’in, suç ve suçlularla mücadelede kendisi ve hükümetinin tavrını anlatırken, ‘sıfır tolerans’ demesi, bir takım ek önlemlerin habercisi olsa gerek. “Asla ve asla KKTC’nin suçluların barındığı bir ülke şeklinde tanımlanmasına iznimiz yoktur. Ülkemiz böyle bir ülke değildir.    Ülkemiz bir huzur adasıdır ve bu yapısını korumak başta ben olmak üzere, hepimizin görevidir” diyen Üstel, konuya ilişkin kararlılığını ortaya koymaktadır.

Hiçbir suç örgütünün burada barınamayacağını ifade eden Başbakan, yasa dışı, hukuk dışı faaliyete izin verilmeyeceğini kaydetti.

Polis örgütünün bu çerçevede çalışmalarının bilincindeyiz. Esasen gerçekleştirilen operasyonlarda yasalara riayet etmeyenler alınmakta ve haklarında yasal işlemler başlatılmaktadır. Bu arada nicelerinin bu ülkede binlerce gün kaçak olduğu gün yüzüne çıkmaktadır. Bu gibiler ne iş yapmakta, hayatlarını nasıl idame ettirebilmektedir? Biraz detaya girildiğinde uyuşturucu ve bir takım karanlık işlerle uğraştıkları anlaşılmaktadır.

Bu yüzden artan nüfusa kıyasla polisin sayısı sürekli açık vermekte, mahkemelerin zamanı da çalınmaktadır. Bunları dikkate alarak, suyu kaynağından kesmek ve ülkeye girişlerde daha sıkı denetim yapmak gerekir. Her ülkede olduğu gibi, burada da halkımız, asayişin sağlanmasıyla birlikte huzur ve güven istemektedir. Bu talebinde yerden göğe kadar haklıdır.

***

Mayın’ın erken vedası ailesi ve sevenlerini derinden üzdü

 

Lefkoşa’nın sevilen simalarından, Ortaköylü Turgay Mayın’ın beklenmedik ölümü, ailesini olduğu kadar, dostlarını da derin üzüntüye sevk etti. Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Kurucu Rektörü Suat İrfan Günsel’in eski Koruma Müdürü Turgay Mayın bir süreden beri tedavi görmekteydi. Her zaman güler yüzlü ve dost canlısı olarak bilinen Turgay Mayın Lefkoşa’da defnedildi.

Sevgili eşi Fatoş Hanım ile kızı Tanyel Silverosa, kardeşleri ve eşleri, yeğenleri, yokluğuna hiçbir zaman alışamayacaklarını ifade ederek, “Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulur. Acımız sonsuzdur. Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun” dediler.

Bu arada Yeşilada ailesinin değerli büyüğü, Londra’da ikamet eden, iyi insan Adem Yeşilada 5 Aralık 2023 tarihinde Londra’da Woolensbrook Mezarlığı’nda defnedilecek. Sevgili eşi Zalihe Hanım, evlatları Çise-Mehmet Hussein Buse-Timuçin Aktigin, Muhsin Murat Yeşilada, Ahmet Fırat Yeşilada, torunları Emay, Mesut-Adem, Rauf ve Elia, ayrıca kardeşi Ahmet-Göksel Yeşilada, kardeşi çocukları Güliz-Cahit Önkaya, Servet-Murat Yeşilada, Yeliz-Nihat Yılmaz, kardeşi torunları Dr. Merve Önkaya, Melin Önkaya, Ahmet, Serin, Miray Yeşilada Rüya ve Arda Yılmaz, “Zamansız kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Merhuma Allah’tan rahmet, yaslı ailemize sabır ve başsağlığı dileriz. Tüm sevenlerine üzüntü ile duyurulur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” ifadelerini kullandılar.

Mağusa’nın çınarlarından, 1939 doğumlu, Hamiloğlu ailesinin canı, şen-şakrak insan Tulin Hamiloğlu dün Mağusa’da toprağa verildi. Sevgili eşi Mustafa Hamiloğlu, gelini ve oğlu Kamile-Emirali Hamiloğlu, kızı ve damadı Nezire- Ercan Güllü, torunları Ceren Hamiloğlu Karaburçak, Arda Karaburçak, Hasan ve Tülin Güllü, manevi kızı Emine Ayık, sonsuz acı içerisinde olduklarını ifade ederek, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Öte yandan Lefkoşa’nın çınarlarından, 1935 doğumlu, Sağlam ailesinin her şeyi, saygın insan Baykan Sağlam dün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Eşi Hasan Sağlam, evlatları Sema-Hasan Mullaoğlu, Sevgi-Mehmet Özezinç, Sevil-Selim Sarper Ozankaya, torunları Tahsin-Gözen Mullaoğlu, Kemal-Selda Mullaoğlu, Baykan-Mehmet Karahoca, Halil-Didem Ozankaya, Hasan-Samiye Ozankaya, Yaşar-Hamide Özezinç, Safiye-Enver Alibaba, torun çocukları Lavinya-Kuzey-Armina, çok kıymetli anne ve ninelerinin yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurdular, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını temenni ettiler.

Diğer yandan bir ara Büyük Han’da Sedir Cafe’nin işletmeciliğini yapan, başkentin tanınmış ve sevilen isimlerinden Mete Mertsoy, yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak vefat etti ve dün Lefkoşa’da defnedildi. Ailesi ve sevenleri acılarının sonsuz olduğunu belirttiler.

Akay Cemal yazdı… “Özcoşar’ın güvenlik kaygısı ve Üstel’in güvenlik garantisi”

Yorumlar kapalı.