Akay Cemal

2026’da gücü yeten yetene!





Homurdanmalar geçen haziran ayında başlamıştı. 2 ülkenin Başkanları Donald Trump ve Nicolas Maduro, karşılıklı suçlamalarla bir birlerine adeta meydan okuyorlardı. Terör lideri olmakla suçlanan Maduro’nun, Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) tonlarca uyuşturucu sevkiyatında bulunarak, gençliği zehirlediği iddia ediliyordu. Maduro ise onları reddediyor ve Trump’ın ülkesine müdahale etmek için bahaneler aradığını ifade ediyordu. Bu arada birçok tekne uyuşturucu taşıdığı gerekçesiyle, ABD tarafından da vurulmuşu.

İşlerin bu noktaya geleceği ve Venezuela’nın Amerikan askerleri tarafından baskına uğrayacağı, Başkan Maduro’nun paketlenip New York’a götürüleceği çok kişinin aklından geçmezdi. Ancak 3 Ocak gecesi her şey değişti ve Maduro ile eşi tutuklanarak New York’a götürüldü. Daha önce Başkan Maduro’nun başına 50 milyon dolar ödül konulmuştu. Anlaşılan o ki Başkan Maduro korumaları ve en yakın çalışma arkadaşları tarafından ihanete uğradı. Çünkü ABD askerleri Maduro’yu elleriyle koydukları gibi bulmuşlardı. Herhalde bu işte 50 milyon doların da payı vardır.

ABD Başkanı Donald Trump ‘Arka bahçesi’ diye nitelediği Venezuela’yı kendinin yöneteceğini dile getirirken, elbette gözü zengin petrol yatakları ve madenlerindedir. Trump, bunları kendi ülkesine ait şirketlerin çalıştıracağını açıklarken bir yandan da diğer bazı ülkelere de mesajlar vermektedir. Aynı durumun Kolombiya ve Küba’nın da başına gelebileceğine işaret etmiştir. Trump, başkan seçildikten hemen sonra da Grönland’ı hatta Kanada’yı ABD’ye bağlamak istediğini söylemişti.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun paketlenerek yargılanmak üzere eşiyle birlikte New York’a götürülmesi dünyada büyük yankılara neden olmuştur. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman Venezuela’da yaşananları değerlendirirken ‘Çıkar ilişkileri ve gücün belirleyeceği olduğu bir dünya’ dedi. Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı ise Kıbrıs Türklerinin Anavatandan başka hiçbir güce güvenmemesi gerektiğini vurguladı. Arıklı, ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayarak Venezuela’ya girmesinin BM kriterlerinin sadece zayıf ülkeler için olduğunu gösterdiğini ifadeyle, “Kıbrıs Türkleri, Bosna, Gazze ve geçmişte Girit olaylarından ders çıkararak sakın ola Anavatandan başka hiçbir güce güvenmemeli, sığınmamalıdır” diye konuştu.

Venezuela olayı daha çok tartışılacak ve değerlendirilecektir. Bu olay aynı zamanda başka ülkelerin de iştahını kabartmış olup ileride daha büyük tehlikelerin oluşmasına neden olabilecektir. Dünyada insan hakları, hukukun üstünlüğü uluslararası nizam hatta demokrasinin geçerli olmadığı koşullarla sık sık karşılanmaktadır. İnsan hayatı zerre kadar kıymete binmezken, petrol ve yeraltı zenginlikleri uğruna bugüne kadar milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir.

Zamanında örneğin Irak’ta yapılanlar düzmece raporlar gözetilerek Saddam Hüseyin’in idam edilmesi aynı zihniyetin ürünü değil midir? Nitekim yabancı uzmanlar da yaptıkları çalışmalar sonucunda Saddam Hüseyin’in elinde nükleer silah olmadığını belirtmişlerdi. Demek oluyor ki bir ülkeye yapılacak müdahale sadece bir gerekçeye dayandırılarak gerçekleştirilebilirdi. Daha bunun gibi nice örnekler vardır.

Sonuç itibarıyla öyle bir döneme girmiş bulunuyoruz ki, 2026 yılı bunun adını koymuş ‘Gücü yeten yetene’ demiştir. Bunun da ne anlama geldiğini herhalde biliyorsunuz. Onun için 2026’nın hiç de kolay bir yıl olmayacağı anlaşılmaktadır. Hani ‘Gelen gideni aratır’ derler ya 2026 yılı da kötü diye nitelenen 2025’i bile aratacaktır.

Bu durumda kendimize çeki düzen verelim ve havalarda uçmayalım.

 

2026’da gücü yeten yetene!
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.