Akay Cemal

19 Mayıs’ta yakılan meşale buraları da aydınlatmıştı…





Mehmetçik, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar cepheden cepheye koştu. Yorgundu, ama inançlı idi. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir grup arkadaşıyla birlikte Bandırma Vapuru ile 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığında kurtuluşun fitilini ateşlemişti. ‘Ya istiklal ya ölüm’ demişti. Anadolu’da halkı sessizce örgütlemiş, Sivas ve Erzurum Kongrelerini gerçekleştirmişti.

Aslında 19 Mayıs geleceğe yönelik bir perspektif, egemenliğin temel taşıydı. Samsun’a çıkış ile Türkiye’de egemenlik ve bağımsızlık mücadelesi de başlamış oldu. Ülkelerin tarihlerinde çok önemli tarihler, köşe taşları vardır. 19 Mayıs 1919’un da Türk milletinin tarihinde çok önemli bir yeri vardır. O dönemde emperyal güçlerin, Osmanlı idaresindeki Türkiye toprakları üzerinde farklı planları, hedefleri ve amaçları vardı.

Bugün olduğu gibi! Benzeri senaryolar bugün de şu veya bu şekilde Ortadoğu’da, Kafkas’larda, Uzakdoğu’da, Afrika’da oynanmıyor mu? Savaşlar, çatışmalar, meydan okumalar yok mudur?

Atatürk, mücadele ruhunu geleceğe taşımak için 23 Nisan’ı çocuklara armağan ederken, devleti yönetecek ve yüceltecek olan gençlere de 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını hediye etmişti. Gençlerin her alanda büyük başarılara imza atacağından emindi. Bu, “Ey Türk gençliği” diye başlayan hitabında net bir şekilde görülür.

Kıbrıs Türk halkı, sömürge idaresinde olmasına rağmen, o günleri yaşadı, Anadolu ile aynı duyguları paylaştı. Bu adada varoluş mücadelesine girmek durumunda bırakılırken de, 19 Mayıs’ları, 23 Nisan’ları, 30 Ağustos’ları, 29 Ekim’leri kendine rehber edindi, ilham aldı. Tasada ve kıvançta beraberdi.

Aradan 105 yıl geçti. Gençler ne düşünüyor? Arkadaşımız Emine Gül Özer, bir grup gençle yaptığı söyleşide, onların geleceğe yönelik düşüncelerini aktardı. Gençler özetle şunları söylediler:

“Gelecekte ne olursa olsun, bizim, gençliğe yönelik etkinlikleri mutlak surette kutlamamız ve değerlerimizi korumamız gerekir. Mesleki açıdan yurtdışı planım yok, ülkemde kalmak istiyorum. Ancak kötü alışkanlıkların önünün kesilmesi lazım… Heyecanlıyız. Hepimizin gelecek planları var. Tıp alanına yönelmek istiyorum. Bu ülke bizim ülkemiz. Biz neden gidip kendi ülkemize yarar sağlamak varken, başka ülkeye yarar sağlayalım. Şu an yapay zeka gibi yeni mühendislik alanları açıldı. Bu tarz yenilikçi bir meslek ve Kıbrıs’ta da buna yönelik bir açığı kapatmak için bu mesleğe yönelmek istiyorum. Bütün gençler olarak mutlu ve gururluyuz.”

Bunlar bazı gençlerin farklı görüşleri. Çeşitli meslek dallarında ülkelerine hizmet edebilmek için heyecan duyuyorlar. Doğup büyüdükleri ülkelerinde kalıp, kendilerini geliştirmek ve hem ülkeye hem de ülke insanına hizmet etmek istiyorlar. Bu bakımdan kendilerini takdir etmek lazım… Ancak her türlü teşvik ve desteği de vermek lazım. Varsa önlerinde bazı engeller, onları kaldırmak lazım! Çünkü onlar aynı zamanda yarının yöneticileri, geleceğin yol göstericileri, mimarlarıdırlar.

Onun için diyoruz ki, Atatürk’ü iyi okumak, ona göre değerlendirmek gerekir. Çünkü Ulu Önder’in mesajları bugün için olduğu kadar, gelecek için de geçerlidir. O uzağı gören bir dünya lideriydi. “Yurtta barış dünyada barış” sözünü uzun tecrübelerden sonra söylemişti. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ilan ettikten kaç yıl sonra, Birleşmiş Milletler de aynı tarihi çocuk günü olarak kabul etmişti. Kıbrıs Türk halkı, Atatürk ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya bağlı olmasaydı, devrimlerini benimsememiş olsaydı, bu topraklarda tutunabilir miydi?

Dr. Küçük katıksız bir Atatürkçü idi. Sömürge idaresindeki baskılara rağmen, bu halkı gece-gündüz aydınlatmaya çalıştı, birlik ve beraberliğe davet etti. Zor ve çetin günlerden geçerek 19 Mayıs’ta yakılan meşale bir yerde Kıbrıs Türklerinin de yolunu aydınlattı, gücümüze güç kattı.

Bu vesileyle Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anarız. Ruhları şad olsun.

 

19 Mayıs’ta yakılan meşale buraları da aydınlatmıştı…

Yorumlar kapalı.