Ahmet Tolgay

Yanlış kan ve kaçınılamayan ölüm





Anlamlı etkinlikler ve sloganlarla kutlanan 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü’ne düşen ağır gölge idi… Lefkoşa’da sakin 56 yaşındaki, Arabahmet İlkokulu emekli müdürü Ayla Dalgalan,  orak anemisinden ve kalpte mitral kapak yetmezliğinden tedavi görmekteydi… Sağlığının bu çetin sürecinde yanlış kan transfüzyonu (dışarıdan kan alma) darbesini yedi… Tedavi gördüğü birimden YDÜ Hastanesi yoğun bakımına acilen kaldırılmasına ve tüm tıbbi çabalara rağmen, kurtarılamadı… Ne yazık ki, yaşamını yitirdi…

Hafızalarımızda acıyla yer etmiştir… Yanlış kan transfüzyonundan yitirilen ilk talihsiz insanımız değildir Ayla Dalgalan öğretmenimiz…   2012 yılında Adnan Okur ve 2017 yılında Akile Vardar’ın, yanlış kan transfüzyonuna bağlı komplikasyonlardan dolayı hayatlarını kaybetmeleri toplumsal gündeme gelen ve medyamızda yankı yaratan diğer iki vakadır…

***

Bu zamanda ve hele geçmişte yaşanmış benzeri acılara karşın,  hâlâ hastalara yanlış kan verilebiliyorsa, bu çarpık ve denetimsiz sağlık gidişatının artık hem sorgulanması ve hem de yargılanması gerekir… Yanlış kan verilerek canına kastedilen talihsiz hastayı o ölümcül noktaya getiren sorumlular da belirlenmeli ve yargıya havale edilmelidir… Nitekim merhumenin ailesi bu konuda hukuk mücadelesi verileceğini duyurmaktadır…

Hasta hakları ciddi bir takipçilikle gündem oluşturmazsa, bu bağlamda daha çiğnenen nice hasta hakkıyla yüzleşmekten kurtulamayacağız… Gerçekten “yeter artık” dedirten çarpıklıklarımız vardır… Bunların üzerine duyarlılıkla eğilmek gerek…

***

Hematoloji ve genetik konularında dünya çapında üne sahip, Dubai Genetik Merkezi, Moleküler Genetik Bölümü Başkanı Kıbrıslı Türk Prof. Dr. Erol Baysal, üzücü olaydan bilgilenir bilgilenmez adresime ilettiği mektubunda şunları belirtti:

“Sayın Ahmet Tolgay Bey; kan transfüzyonu, kronik kan ihtiyacı olan kişiler için hayat damarıdır. Kan almadan hayatlarını idame edemezler. Kan transfüzyonları belli başlı kriterlere ve standartlara göre yapılır. Öncelikle hematolog ve hemşirelerin ehil ve tecrübeli olmaları zaruridir. Kan transfüzyonu asla hafife alınacak bir prosedür değildir.

Bir benzetme yaparak konunun önemini vurgulamak istiyorum: Nasıl ki bir pilot yolculuk başlamadan ve uçağı kaldırmadan önce bir kontrol listesinin her kalemini denetlemek zorundadır, bir doktorun ve ekibinin de hastaya verilecek kanı, barkod, isim, tarih, kan grubu, donör, alıcı, kan torbasının kimlik kodları ve birçok belirleyiciyi ve o hastaya has bulguları denetlemek zorundadır. Standartlara göre bu kriterler hem doktor, hem de iki hemşire tarafından denetlenir. (Maalesef ülkemizde ‘denetleme’ mefhumu çoktan tedavülden kaldırılmıştır). Bu konu zerre kadar laçkalığa gelmez. Tıp’ın her dalında olduğu gibi burada da çok ciddi sorumlulukla hareket edilmelidir.

27 yıl önce Dubai’de çok sevdiğimiz benzer orak hücre anemili bir Kıbrıslı Türk hastamız ve yakınımız KKTC’ye tatile gitmişti. Hastanede verilen yanlış kan maalesef kadının dört çocuğunu öksüz bırakmıştı. O zamandan beri alınması gereken önlemler ve uluslararası standartlar hâlâ uygulanmamış ki, benzer ölüm olayları tekrarlanıyor!.. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde böyle bir hata ve ciddiyetsizlik affedilmez. Bizim ülkemizde maalesef bu gibi hatalar ‘gömülmektedir’. Saygılarımla…”

 

 

Yanlış kan ve kaçınılamayan ölüm

Yorumlar kapalı.