Ahmet Tolgay

Tuz, sağlığımızın dostu değildir





Tuz da en az şeker, tütün ve alkol kadar öldürücüdür… Tütünün ve şekerin insan sağlığına zararları konusunda ülkemizde yeteri kadar uyarı ve telkin yapılıyor… Gelgelelim tuzun zararları konusunda yeterli telkin ve aydınlatma yok… Gıda satış reyonlarında tüketicilere sunulan şekersiz ve hatta diyabetik ürünler hepimizin gözü önünde… Ama tuzsuz ürünler için herhangi bir standa rastlayanımız var mı marketlerde?.. Yoktur…
Peki nereden ileri gelir bu?.. Tuzun gıda ürünlerini zamana karşı koruyucu bir madde olmasından ve  ticari önem taşımasından dolayı mı bu baştan savmacılık?..
Ticarete “tuzlayım da kokmasın” düşüncesi  hakim… Bilinen bir şey ki, tuzlanmayan kimi gıda ürününün raf ömrü uzun değildir… Bu ürünler buzlukta tutulsa bile… Peki, tuzun sağlık açısından taşıdığı ciddi sakıncaların her türlü ticari kaygının üstünde olması gerekmez mi?.. Acı gerçek şu ki, gerekmiyor işte… Böyle olunca da tüketici az tuzlu ürünleri bulabilse de, sıfır tuzlu ürünlere pek rastlayamıyor…
***
Değerli dost okurum Özer Raif’ten aldığım bir mektup, bu görüşlerimi bugün bir kez daha burada yinelememin nedendir… Şöyle diyor mektubunda Sayın Özer Raif:
“Daha önce de çeşitli vesileyle konuştuğumuz gibi, toplumdaki beklenmedik ve ani ölümler konusuna en çok ilgi gösteren köşe yazarı olarak bu konulardaki yazılarınızın yakın takipçisiyim… Öğrendiklerimi size aktararak bu konunun üzerine daha ciddi şekilde eğilmenizi sağlamak ve ümit etmek isterim… Bana uzmanlarca söylenen şu ki, enfarktüsün en büyük tetikleyicisi kalbi besleyen damarların an gelip sodyumla tıkanmasıdır… Sodyum ise, çokça tükettiğimiz tuzun içindedir genellikle… Dikkat ederseniz artık, hellim, nor, peynir ve ayranlarımız eskisine nazaran çok fazla tuzludur. Neden mi?.. Çünkü bu süt ürünlerimizin üretiminde çalışanlar, genelde aşırı tuzlu yeme alışkanlıkları olan Anadolu’dan gelen işçilerdir. Besbelli üretimi bu alışkanlıklarına göre yapıyorlar…
Gıdalardaki tuz sorunu ABD’de 80’li yıllarda çözülmüştü. Biz daha durumun farkında değiliz. Lütfen bu konuya gereken ilgiyi yapacağın uyarıcı yazılarla göster.
Sayın TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ekmek ve tüm gıdalardaki tuz oranını kontrole alan yasalar çıkararak bu problemi kısmen Türkiye’de çözmüştür. Bizde ise aşırı tuzla ilgili bu ciddi sağlık sorunundan kimse haberdar değildir ve bilmek da istemez. Lütfen bu konuyu ciddi ve yoğun olarak gündeme alıp Sağlık Bakanımızı etkileyebilirseniz çok gencin hayatını bu beklenmedik ani ölümlerden kurtarmış olacaksınız…”
***
Özer Raif’in belirttiği gibi aşırı tuz sorunu Türkiye’de ancak “kısmen” çözülebilmiştir… Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye’de tuz tüketimi halen 16-18 gramı buluyor. Son yıllarda yapılan kısıtlamalarla bu miktar ancak 14,8 grama düşürülebildi…
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, günde ortalama 5 gram tuz almamız vücudumuz için yeterlidir…  Tuzun büyük bir kısmını yemeğe koyduğumuzdan değil, işlenmiş gıdalardaki besinlerden alırız… İşlenmiş besinlerden genellikle, Özer Raif’in de işaret ettiği gibi,  yüzde 75 kadar sodyum alınır. Bu nedenle tuz alımını azaltmak için sofradan tuzu kaldırmanın yanı sıra, işlenmiş besinlerden kaçınmak da çok önemli…
Aşırı tuzun verdiği zararlar sadece kalp krizleriyle sınırlı değildir… Fazla miktarda tuz tüketimine bağlı olarak yüksek tansiyon, bölgesel veya yaygın ödem oluşumu, damar sertlikleri, böbrek yetmezliğine yol açabilen  hastalıklar ve inme gibi sağlık sorunları da ortaya çıkabilir.

Tuz, sağlığımızın dostu değildir

Yorumlar kapalı.