Ahmet Tolgay

“Türk Dili Bayramı” dolayısıyla (2)





Dil söz konusu olunca, yeri gelmiştir ve genetiğe de değinmek gerekir…
Kıbrıs’ın nüfusunu oluşturan insanların kökenlerine dair çok araştırmalar yapılmış, bu araştırmaların bulguları ve belgeleri çeşitli kitabın konusu olmuştur… O belgesel içerikli kitapları okumadan ırk üzerinde tartışmaya girişmek boşuna çabadır… Abesle iştigaldir…  Kıbrıs’ın insanlarının kökenlerine ilişkin kitapları okumayı kaçıranlara hiç değilse güncel bir kitabı okumalarını öneririm… Arkeolog Madam Windbludh’un “Kıbrıslıların Kökeni” adlı kitabının çevirisi bir Galeri Kültür yayını olarak okurlarıyla buluşturuldu…
Kitapta Kıbrıslı Türklerin ve Rumların genetiklerine ilişkin bilgiler verilirken, Rumların DNA’larındaki Hellenik elementlerin yüzde 23’ü bile geçmediği belirtiliyor… Araştırmacı arkeolog yazar bu bulguya dayanarak onların Yunan değil, Levanten olduklarının altını çiziyor… Kıbrıslı Türklerin kökenine gelince, bu halkın genetiğinin yüzde 94 Türk olduğu açıklanıyor… “Ben sadece Kıbrıslıyım” diyenlere özellikle duyurulur…
Levanten kökenli oldukları halde Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamayı adeta kutsallaştıran Rumların, Yunan’a ilhakın doğal engeli olarak gördükleri Türk nüfusu da kendi içlerinde eritme çabaları vazgeçilmez bir siyaset olarak hep var olmuştur… Bu mücadelenin temel aracı da dil olarak belirlenmiştir…
***
1878’de Osmanlı yönetiminin son bulması üzerine Anadolu’ya göç etmeyen Türk ahali tümden sahipsiz, hamisiz ve örgütsüz kalmıştır. Rumlar, ada üzerindeki elini hiç çekmeyen yayılmacı Yunanistan’ın desteğiyle hep örgütlü ve kurumsal oldular… Bu özellikleriyle sahipsiz ve örgütsüz Türkleri etki alanlarına almaları çok kolay oluyordu… Ortodoks Kilisesi’nin yönetiminde kendi coğrafi yaşam alanlarındaki Türklere ana dillerini ve kültürlerini bile unutturan etkin kampanyalar yürüttüler…
Kıbrıs Türk halkının aydınlanma devinimleri ilk Türk gazetelerinin yayımlanmaya başlamasıyla tetiklenir… Ama Türkler arasındaki okur – yazar sayısı da yerlerde sürünmekteydi…Halkın bir avuç aydını tarafından inanılmaz özverilerle yayımlanan düşük tirajlı bu gazeteleri kaç kişi okuyabilirdi ki o koşullarda?..
Halkın içinden gelen önderlerin Anavatan Türkiye ile ilişkiye girebilmeleri ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonradır… Yani Osmanlı’nın adayı terk etmesinden yarım asır sonra… Bu ilişkiler de inanılmaz entrikalarla bastırılmakta ve Türk halkının milli bilinçlenme ile uyanmasına izin verilmemekteydi…
***
Önderlik nitelikleri olan ve İttihatçı gelenekten gelen Dr. Behiç’in dillerde efsaneleşen trajik bir komployla harcanarak idam sehpasında yok edilmesi, Dr. Hafız Cemal Lokman Hekim’in çeşitli taciz ve baskıyla adadan uzaklaştırılması, o asimilasyon döneminde Türklere liderlik edebilmenin ne kadar güç olduğunun ibret verici göstergeleridir… Ama halkın bağrından çıkmayı sürdüren Faiz Kaymak, Con Rifat, Necati Özkan, Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş gibi liderler, insanlarımızın Türkiye ile ilişkilerini geliştirmekle kalmadılar, Kıbrıs’ta yok edilmek istenen Türk kültürünün de güvence altına alınmasını sağladılar… Dağınık Türk halkını milli gelenekleri ve ana dili bağlamında örgütlediler…
***
Halkımızı eğitecek öğretmenlerimiz yoktu… Açılan ilk orta ve lise dereceli okulların öğretmenleri Türkiye’den getirildi… Gerek Kıbrıslı, gerekse Türkiyeli öğretmenlerin eğitimdeki ilk çabaları ve öncelikleri Türkçeyi bile doğru dürüst konuşamayan çeşitli yörelerden gelmiş öğrencilerine ana dillerini öğretmek oldu…
Kıbrıs Türk halkının var oluşunda dilimizin yaşatılması, özgünlüğü ve bağımsızlığı konusunda verilen mücadeleyi hafızlardan silersek kendi kendimize en büyük ihaneti yapmış oluruz… Çabamız hafızayı canlı tutmaktır… Bu hafızanın ifadesi ve güçlü sesi ise, sabote edilmemiş bir Türkçedir…

“Türk Dili Bayramı” dolayısıyla (2)
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.