Ahmet Tolgay

Toplumsal faciamızın şifresi: KKT





Facia başlıklarımızın ilk harfler: KKT… Yani kanser, kalp ve  trafik!..
En fazla ölümler maalesef bu başlıklar altında gerçekleşiyor… Hem de durum kaç yıldır böyle… Tedbirsizlik ve umursamazlıklarımız yüzünden bu sürecin daha da berdevam olacağı kesinlikle bellidir…
Yazık ediyoruz kendi kendimize… Toplumsal sağlığımıza ve geleceğimize…
Tedbir ve duyarlılık tümden yok değildir tabii… Ama yetersiz…
Kanser ve kalp rahatsızlıklarını da, teröre dönüşen trafik kazalarını da asgariye indirecek, uzmanlarca durmadan yinelenen çarelerimiz var, ama uygulamada hep yetersiz ve isteksiz kalmaktayız…
Devletin de, özelin de kalp ve kanser merkezleri tıka basa hasta ile dolu maalesef… İddia ediyorum, yakın gelecekte ilgili ve hatta acil hastalara yatak bulunamayacak…
***
Yılda resmi kayıtlara geçen 800’ü aşkın kanser vakası ne denmek?..  Bir o kadarı da, hatta daha fazlası kalp ve damar hastaları… Her hafta kaç kişimize anjiyo yapılıp kalp hastalıklarına tanı konulduğu açıklansa, dudaklar uçuklar…
Kanserin de, kalp hastalıklarının da çok iyi bilinen başlıca nedenleri sağlıksız beslenme, olumsuz çevre sorunlarıyla ve plastiklerle haşır – neşir bir yaşam, hareketsizlik ve gergin yaşam hallerimiz…
Bunlarla başa çıkabilmek çok mu zor?.. Kafalarımıza çengel atması ve bizi sağlıklı süreçlere ve seçeneklere yöneltmesi gereken soru bu…
***
Ciddi kalp hastalıklarıyla kendi ilkel sağlık sistemimizde başa çıkamadığımız geçmiş yıllarda, özellikle de 1974 öncesinde, hastalarımızı tedavi için Türkiye’deki tam donanımlı sağlık merkezlerine gönderirdik… Hiç unutmam: Ankara’nın İbni Sina Hastanesi’nin efsane kardiyoloji profesörü hemşehrimiz  Derviş Oral, bizim hastalarla her yüzleştiğinde “İşte gene bir şeftali kebapçısı geldi!” der ve yanlış beslenmemize göndermede bulunurdu…
Sağlığımızı bozan olumsuz beslenme kültürümüzün tek sakıncası keşke o şeftali kebaplarımız olsa… Mutfak kültürümüzde zehirleştirerek yediğimiz daha ne tatlarımız var aslında!.. Diyeceğim o ki, canın boğazdan geldiğini biliriz de, boğazdan gittiğini hep bilmezlikten geliriz…
***
Dahası, kalp ve kanser tedavileri kişileri de, devleti de yıpratacak boyutta çok pahalı… Acımasız ilaç endüstrisi de bu durumu alabildiğine sömürmekte, hatta istismar etmekte…
Kanserle mücadelede yeni nesil ilaç geliştiren Kıbrıslı Türk Profesör Dr. Mustafa Camgöz’ün bu konuda dediklerini bizim gazetedeki Elif Şen Çatal imzalı röportajda herkes ilgi ve ibretle okudu… Aferin Elif’e… Güncelin en önemli kanser bilgilerini bu röportajında arşivlerimize geçirdi…
Bu röportajın en vurucu bölümü Camgöz hocamızın ilaç sanayinin acımasız doyumsuzluğu ile ilgili dediklerini içeren bölümü idi… “Ucuz ilaç bu sektör için tehdit olabilir” diyordu…
Kanser tedavisi ilaç sektörüne astronomik kâr sağlayan çok büyük paralarla gerçekleştirilirken, bu sektörün patronları ucuz ama etkin bir ilacı sineye çekebilirler mi?… Asla!.. Bu sektör ucuz ilacı varlığına bir tehdit olarak algılar ve gündemden düşürmeye çalışır mutlaka…
***
Teröre dönüşen son derece ölümcül trafik sorunumuza gelecek olursak…
Bu konuda artık biz daha fazla ne yazalım bilmem ki?.. Her yazdığımız, daha önce yazdıklarımızın bir tekrarı oluyor… Bu teröre durmadan boyut katanlar, yazdıklarımızı hiç mi okumazlar, dehşet yüklü trafik haberlerine hiç mi göz atmazlar… Bize de pes dedirtiyorlar artık…
Artırılan trafik cezaları dilerim caydırıcı olur… Şimdi bunu gözlemliyoruz dikkat ve  kaygıyla…

Toplumsal faciamızın şifresi: KKT

Yorumlar kapalı.