Ahmet Tolgay

Pazartesi notları: Vahit Tilki’den ilginç mektup





“Aramızdaki Ruslar, Rusça ve Rus Edebiyatı” başlıklı yazım üzerine okurlarımdan gelen görüşlerden bence en ilginci Vahit Tilki’nin, yazımı internette okuduktan sonra, ta Amerika’dan gönderdiği mektup oldu… Vahit Tilki Moskova’da yüksek öğrenim görmüş, henüz öğrenci iken iş hayatına atılmış ve şimdilerde ABD’de başarılı iş yaşamıyla temayüz eden, etkinliklerinden ve ilişkilerinden dolayı KKTC ve TC’deki belirli çevrelerde çok iyi bilinen Kıbrıslı bir Türk… Gönderdiği mektubun içeriğinde de, kendisi ve çalışmaları hakkında özet bilgiler var… Bu mektubu, okurlarımın mutlaka okuması dileğiyle ve Vahit Tilki’ye teşekkürlerimle sunuyorum:
“Ahmet bey merhaba, nasılsınız?.. Yazdıklarımı ilgi ve dikkatle okuyacağınızdan eminim… Çünkü o methettiğiniz Rus edebiyatı ve sanat dünyası var ya, işte o dünyanın tamamının Türk kökenli, daha doğrusu aslında Türk olduğunu anlatıyor bu mektubum. O büyük sanatçıların çoğu da Tatar… Dahası Rus dilinin %43’ü Türkçe kökenlidir. Bu vurgu da benim değil…‘Rusça’dan Rusça’ya sözlüğünün hazırlayıcısı meşhur Aleksandr Dal diyor bunu… Yazarın soyadı da zaten Türkçe. O nedenle meşhur Rusça bir deyimi hatırlatmak isterim burada: ‘Bir Rus’u biraz eşelersen altından mutlaka bir Tatar çıkar… Bir Tatar’ı da biraz eşelersen altından mutlaka bir Rus çıkar!’…
Tabii, Rusya ve Rus edebiyatı konusunda geniş bilgiye sahip olduğuna kuşku duymadığım meşhur gazeteciniz Şener Levent bunlardan hiç bahsetmez. Yani aslında edebiyatın başyapıtları sayılan o müthiş edebi eserler Türkler tarafından yazılmıştır.
Ha, Ruslar, yatsınlar kalksınlar Timur’a dua etsinler!.. O Timur ki, Türk’ün o coğrafyalardaki köklü  varlığına neredeyse sonun başlangıcını getirmiştir…
Moskova yıllarımda Sovyetlerin yalan, sahte yayınlarından 17 tane piyasaya sürülecek kitabını, TASS’dan sonra en büyük ajans ve yayınevi olan ITAR STASS’da editör olarak işe alınacağım ilk günümde getirip önüme koymuşlardı imzalamam için… Kitapların içeriğini gözden geçirdim… Aman ki ne aman!.. ‘Bunları bir Türk olarak zinhar imzalamam’ deyip reddettim… Şunları da söylemiştim o Sovyet Komünizm propagandacılarına:  ‘İsterseniz; ki tatlı gönlünüz bilir, beni işe almayınız… Lakin beni zincire vurup Sibirya zindanlarına dahi gönderseniz, bu tür kitaplar için asla imza vermem’.
Nasıl davranabilirdim böyle?.. Yer yerinden oynamıştı. Redaksiyondaki tüm Türk kökenli  veya Müslüman olan çalışanlar, ‘aman Vahit Bey böyle yapmayın, böyle demeyin, çok kötü sonuçları olur’ diye beni uyarmaya çalışmışlardı. Yine de imzalamamıştım.
Sovyet Komünist propagandacılara rest çekme cesaretini nereden mi alıyordum?.. Çünkü aynı zaman aralığında en büyük Türk şirketlerinin tam yetkili Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nin direktörlüğünü yapıyordum. MiR Grubu, PET HOLDİNG, ÇUKUROVA- BAYTUR, KÜÇÜKÇALIK, UKİ, DEĞİRMENCİ ve diğerleri.
Bu arada Timur olayına dönüp dikkatinizi çekmiş olayım: Timur bugünkü Rus toprakları üzerinde yayılan büyük  Altınorda Devleti’ne son verdi… Bunun  sonrasında Türk egemenliğine girmiş olan Rusya yeniden can buldu… Ve işte o Rusya, bölgedeki tüm Türk, Müslüman devletlerini tahakküm altına alıp birçoğunu mankurtlaştırdı.
Bana ‘zulüm nedir?’ diye sorarsanız size ‘Amerika’da Kızılderililere, Rusya – Sovyetler’de Komünist Rejimde  Türk ve Müslüman halklara, hatta diğer Hıristiyan halklara yapılanlara bir bakınız’ derim…
Rusya’daki etkin günlerimde tüm Rus oligarklarını KKTC’ye getirmeye çalışmıştım, müsaade etmedi bazı beyefendiler… Ruslar bana güveniyor ve beni dinliyorlardı… Mağusa serbest bölgede sırf bu iş için şirket bile kurmuştum. Benim çabalarımın sonuç vermemesinden dört beş yıl sonra Rus yatırımcılar  Güney Kıbrıs’a yöneldiler… O yıllarda söz konusu olan rakam 4-5 trilyon Euro idi. Lütfen büyük kayba bakar mısınız aziz dostum.
Bu arada Progress yayınevine, Nauka (bilim) yayınevine, Itar Stass’a, Mosfilm’e de Türkçe’den önemli çeviriler yapmıştım. Moskova’da daha öğrenci iken Türk şirketlerinin Rusya’daki fuar katılımlarını da organize etmiştim.
Merhum işadamı, mikro göz cerrahı ve milletvekili Svatoslav Nıkolayeviç Feodorov’u Türkiye ve KKTC’ye getirip göz hastanesi kurmasını sağlayacaktım, bunu da istemediler. Eski eşim Natalia Tilki rahmetli Feodorov’un özel göz hastanesinde,  7 kişilik kendi özel ameliyat ekibinde çalışıyordu. Ben Feodorov’la iş ilişkilerim olduğundan ve MİR grubuyla da görüşmelerini sağladığımdan kendisiyle teke tek ve yüz yüze görüşüyordum.
Bilen bilir ya; Feodorov çok itibarlı, meşhur bir işadamı ve cerrahtı. Mikrocerrahide katarakt ve diğer ameliyatları yapan ilk isimdi. Amerikalılara meşhur ‘Orbit’ uçak hastanesini önerip hediye eden büyük tıp insanıdır. Türk diplomatların ailelerinin ve örneğin Hattatların (Hema Hidrolik vs.) annelerinin bedava ameliyatlarını yaptırmıştım Feodorov’a. Ayrıca bazı bakanların eş ve annelerinin de… Eski eşim Natalia,  şimdilerde Los Angeles’te kendi kliniğinde çalışıyor.
Aslında daha çok anlatılacaklarım var size KKTC halkına…  KKTC’nin kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Gazimağusa’dan Bora Atun ve Ali Özel keşke hayatta olsalardı… Benim ve girişimlerim hakkında size neler anlatmazlardı, neler… Onları da rahmetle anarım… Vasıtanızla tüm KKTC halkına, öz vatanıma, beni tanıyanlara sevgi, saygı ve derin özlemlerimi iletirim..

Pazartesi notları: Vahit Tilki’den ilginç mektup

Yorumlar kapalı.