Ahmet Tolgay

Pazartesi Notları: Türk – Yunan ilişkilerinde tarihi gelişmeler





Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 yıl aradan sonra 7 Aralık’ta Türkiye – Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin 5’inci toplantısı vesilesiyle Atina’yı ziyaret etmişti… Erdoğan’ın Yunan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulo ve Yunan Başbakanı Kiriakos Mitçotakis ile yaptığı görüşmeler ve bu görüşmelere dair içerikli konuşması, 2023’ün son günlerinde,  Türk – Yunan ilişkilerinde bahar havası estiren önemli bir olaydı…

Bunun devamı olarak Yunan Başbakanı Miçotakis’in Ankara’da ağırlanması geçen hafta dünya genelinde dikkat çekici bir gelişme olarak ön planlara çıktı… Gelişmeyle ilgili ayrıntılar çeşitli yorumlarla birlikte medyaya yansıdı… Son günlerin bilinenlerini yinelemektense, ben başlayan bahar havasının aldatıcı olmaması dileğiyle Türkiye – Yunan ilişkilerinin tarihe döşenen izleri üzerinden bir ses vermeyi düşündüm… İlişkilerin geleceği konuşulurken, bu inişli – çıkışlı izleri de unutmamak gerekir kanısındayım..

Tabii ki, yıllanmış ve kökleşmiş Türk – Yunan sorunlarının hemen çözülebileceği düşünülemez…  Ama bu sorunların çözülebileceğine ilişkin bir umut kapısı açılabilmiştir yine de…  Erdoğan ısrarla “Türkiye ile Yunanistan arasında çözülemeyecek sorun yoktur” vurgusu ile Türkiye’nin bu konudaki kararlılığını seslendiriyor…

***

Türk – Yunan ilişkilerinin tarihçesine bir bakalım: Türk ulusu, bir zamanlar egemenliğinin tabası olan istilacı Yunan’a karşı 1920’li yıllarda, kendi vatanında, 4 yıl boyunca kurtuluş savaşı vermişti…  1922’de ağır bir savaştan çıkan 2 ülke 8 yıl aradan sonra 10 Haziran 1930’da “Türk-Yunan İtilafnamesi” ile ilk dostluk adımını atmıştı…  1923 Lozan Antlaşması ile 1926 Atina Antlaşması’nda çözümlenemeyen pürüzlü konuları gidermek için tarihi adımlar atılmıştı…

İki komşu ülkenin bu iyi niyetli yakınlaşmasının arkasında Mustafa Kemal Atatürk’ün dış politikada benimsediği “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesi yatar… Dönemin Yunanistan Başbakanı Eleftheros Venizelos “Büyük Yunanistan (Megali İdea) mottosundan vaz geçerek “Büyüyen Yunanistan (Megali Ellada)” mottosunu öne çıkarır… 1929’da mübadillerin Türkiye’deki emlak sorunlarına kalıcı bir çözüm getirilememesi, ikili ilişkilerde gerilim yaratıp savaş olasılıklarını bile gündeme taşımıştı… Ne ki, 1930’da Türkiye ve Yunanistan’ın bölgedeki statüko ve güvenliği sağlama siyaseti sıcak çatışma ihtimalini ortadan kaldırır…

Hiç kuşkusuz, 1930 yakınlaşmasının bir diğer gerekçesi de savaştan yorgun düşmüş iki ülkenin içte büyüme hamleleriyle yeniden toparlandığı bir dönemde, dış tehditlere karşı güç birliği oluşturma siyasetiydi.  İkinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerinin duyulmaya başlandığı bir dönemde, bölgesel dayanışma hedefiyle 1934’de iki komşu ülke arasında Balkan Paktı imzalanır… Böylece Avrupa’nın savaş potansiyelinden kendilerini izole etmeye çalışırlar… Bu ılımlı siyasi atmosfer, dönemin Başbakanı Venizelos’un Türkiye ziyareti ile sürer… Ziyaret, 30 Ekim 1930’da “Türk-Yunan Dostluk, Tarafsızlık, Uzlaştırma ve Hakemlik Antlaşması” ile belgelenir… 5 Ekim 1931’de,  Başbakan İsmet İnönü’nün Atina ziyareti ise karşılıklı dostluk ilişkilerinin kökleşmesini sağlar.  Türkiye ve Yunanistan, 1930 yılında temellendirdikleri dostluk ilişkisini 14 Eylül 1933 tarihinde “Yürekten Uyuşma Paktı” imzalayarak devam ettirdi.

Venizelos’un Atatürk’ü “Nobel Barış Ödülü”ne aday göstermesi 30’lu yıllardaki Türk-Yunan İlişkilerinin ne derece gelişmiş olduğunun kanıtıdır…  1930 yılı ve sonrası, Türk-Yunan ilişkilerinde dostane bir dönemi ve işbirliğini vurgular. O kadar ki, İkinci Dünya Savaşı’nda Alman işgalindeki Yunan halkına gemiler dolusu gıda ve yardım gönderen birkaç ülkenin başında Türkiye gelir…  Ne ki zaman geçtikçe, Kıbrıs sorunu, NATO üyesi de olan Türkiye ile Yunanistan’ın ilişkilerini ciddi şekilde zedeleyen konu olur… 1974’te iki ülke savaş sınavıyla karşı karşıya kalır…

1978’de, Yunanistan Başbakanı Konstantinos Karamanlis ve TC Başbakanı Süleyman Demirel; yine 1991 yılında Yunanistan Başbakanı Konstantinos Mitsotakis ve Başbakan Mesut Yılmaz benzer anlaşmalarla olumlu havayı tesis etmek isteseler de başarılı olamadılar…

Erdoğan’ın 2017’de yaptığı Atina ziyaretinde zamanın Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopoulos ile Lozan Antlaşması konusunda yaşadığı görüş ayrılığının da yerini konsensüse bırakması bekleniyor…

***

Erdoğan’ın Türk-Yunan ilişkilerine dostane bakışı ile 2023’ün son ayında gerçekleştirilen Atina’daki zirve toplantısı, iki ülkeyi neredeyse sıcak çatışmanın eşiğine getiren Doğu Akdeniz krizi sonrasında atılan ilk dostane adımdır… Erdoğan Atina ziyaretinde dostane bir dil kullanmaya özen gösterdi ve yapıcı diyaloğun gelişmesine ivme kazandırdı.  Kıbrıs, Ege Adaları, Doğu Akdeniz ve terör örgütlerine barınma olanağı sağlayan Lavrion Kampı’nın kapatılması gibi kadim konuların da gündeme getirildiği toplantılar yapıldı… Karşılıklı iyi niyet çerçevesinde çözüme kavuşturulamayacak hiçbir meselenin olmadığı belirtildi.

90 yıl sonraki ilk anlaşma olarak 7 Aralık 2023 tarihinde Atina’da imzalanan “Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi” çok önemlidir…

Türk-Yunan İlişkilerinin son 100 yılına baktığımızda her iki ülkenin karşılıklı samimiyetini ve olumlu çabasını net çizgilerle ortaya koyan 3’üncü hamledir tanık olduklarımız… Erdoğan – Miçotakis yakınlaşmasının 1930’da Atatürk-Venizelos ve 1933 yılında Tsaldaris-İnönü görüşmeleri sonrasında imzalanan dostluk anlaşmaları gibi iki ülke ilişkilerini olumlu yönde etkilemesi yürekten istenendir…

100 yıllık Türk-Yunan İlişkilerinde sıcak çatışma ve kriz dönemlerinden daha fazla söz edilse de işte 7 Aralık 2023 ve 13 Mayıs 2024 görüşmeleri gibi dostluk ve işbirliği dönemleri de vardır ve dileyelim ki, var olmayı hep sürdürecektir.

Pazartesi Notları: Türk – Yunan ilişkilerinde tarihi gelişmeler

Yorumlar kapalı.