Ahmet Tolgay

Pazartesi notları: Irfan Sıddıq vakasına dair 






NEYİN PEŞİNDE?: İngiliz Yüksek Komiseri Irfan Siddiq, garantör İngiltere’nin temsilcisi olarak kronik Kıbrıs sorununun gerçeklerini çok iyi bilmesi gereken bir diplomat… Bu meselenin ayrıntıları İngiltere’nin tarihine de geçmiştir çünkü… Ama işte bu zat, çok iyi bilmesi gereken o tarihi gerçekleri gıcık demeçleriyle çarpıtmayı alışkanlık haline getirdi… Adeta bize hukukun üstünlüğünü değil, çıkarcı siyasetin üstünlüğünü kanıtlamaya çalışıyor… Diplomasinin en boş çabalarından biri… Belki de şu anda gıcık demeçlerinden birinin daha hazırlığı içinde olan bu zat köken olarak, adından ve tipinden de anlaşılacağı üzere saf bir İngiliz değil… Acaba, bu kimliğinden kaynaklanan psikolojik bir etki içindeyken, tüm  çabası İngiliz’den daha İngiliz, Kral’dan daha kralcı olduğunu kanıtlayabilmek peşinde mi bu kişi?.. Bilimsel zeminde incelenmeye değer bir konu…
***
YAĞ VE GÖZDAĞI: Siddiq, Kıbrıs konusuyla ilgili haddini aşan son görüşlerinde yine tarafsızlığını koruyamadı… Kıbrıs Rum tarafı müzakere masasına dönmek için irade sahibiyken, Kıbrıs Türklerinin bu konuda teşvik aradığını öne sürdü… Rum tarafına yağ, Türk tarafına gözdağı ve palavra!..
Peki, neymiş Rum tarafının bu konuda sahip olduğu irade?.. Geçersiz ve kaygan bir zemin üzerinde zamanla oynayarak ve dünyaya karşı boyuna “sahte uzlaşmacı” rolü yaparak Türk tarafını yine bir oyalama oyununun girdaplarına çekmek mi?..
Sonuç getirici bir müzakere süreci için Türk tarafının göstermekte olduğu içten iradeyi neden ısrarla görmezden gelip gıcık ahkâmlar kesmektedir bu Irfan Siddiq efendi?.. Koloni dönemi çoktan kapandığı halde “sömürgeci” kafasıyla konuşan bu zat, kendi ülkesinin de altında “garantör” olarak imzası bulunan Londra ve Zürih Antlaşmalarıyla Kıbrıs adasının Türk – Rum ortaklık cumhuriyeti aşamasında İngiliz sömürgesi olmaktan 64 yıl önce kurtulduğunu bilmiyor mu?..
***
İRADENİN TA KENDİSİ: Rum ve Yunan ikilisinin planlı biçimde ve kaba kuvvetle başımıza yıktığı bu ortaklık cumhuriyeti felaketinin ve bu felaketi izleyen sürecin, yeni bir müzakere dönemi için Türk tarafını  egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesi gerektiği noktasına kadar getirdiğini, bunun da iradenin ta kendisi olduğunu neden ısrarla anlamamazlıktan geliyor?..
Oysa Türk tarafının bu haklı iradesine saygı gösterilsin anında müzakereler de başlar… Çünkü Türk tarafının egemenliği ve eşitliği uluslararası hukukun tartışılamayacak gereği ve hakkıdır… Uluslararası Londra ve Zürih Antlaşmaları işte bangır bangır bunu haykırır, duyabilenler için tabii… O antlaşmaları yok saymak, uluslararası hukuku da yok saymak anlamına gelir… Hem de bal gibi gelir…
***
ATİNA’DAKİ BULUŞMA: Siddiq’in Perde gerisinde pişirmeye çalıştıkları da ağzında bakla ıslanmayan ihbarcı Rum medyası yüzünden habire deşifre olmakta… Pişirdikleri her neyse önümüzdeki günlerde bunun da kokusu çıkar elbet…  Bekleyelim, göreceğiz… Ne zaman mı?… Rum medyası yine ihbarcı fıtratının gereğini yerine getirdiğinde…
10 gün kadar önce irfanından sual olunmaz olan bu İrfan Siddiq, birdenbire Atina’ya uçtu… Orada İngiltere’nin Atina büyükelçisi Mathews Lodge’la buluşarak onunla birlikte Atina’daki Kıbrıs Rum Yönetimi büyükelçisi Stavros Avgustidi’nin özel konutuna gitti… İki İngiliz diplomat,  Avgustidi ile Rum diplomat Neofidu Konstantinou’nun da hazır bulunduğu gizli bir toplantı gerçekleştirdi… Bu toplantının mahiyetinin de yakında ortaya çıkacağına kuşku yoktur… Dedim ya, sağ olsun ağzında bakla ıslanmayan şu Rum medyası!..
***
İNGİLİZ ÜRÜNÜ YEŞİL HAT: İki devletin ve KKTC’nin tanınmasının asla mümkün olmadığını durmadan yineleyerek Türklerle Rumları ille de sözde federasyon zemininde birleştirme çabasına soyunan Irfan Siddiq, aslında 1964’de etnik toplumlar arasına dikenli teller ve haritada yeşil çizgiler çekerek Türklerle Rumları birbirlerinden ayıranın da İngilizler olduğunu unutmaktadır… Ya da unutmuş görünmektedir… Neden çekildiği aşikâr olan “Yeşil Hat” öyküsü tarihte canlılığını her dem korumaktadır… Siddiq, bir de o öyküyü okusun zahmet olmazsa ve o ayrımcı Yeşil Hattı İngilizlerin “güvenlik adına” çizdiklerini, güvenliğin günümüzde daha da büyük bir önem ve anlam kazandığını anlasın artık… Türk tarafı Kıbrıs’ta güvenli ve barışçıl bir çözümün haritaya ve tarihe kalıcı biçimde kazınmasından başka bir şey istemiyor…
***
BİR TÜRLÜ YARANAMADI: Ama Mustafa Akıncı’dan ödünç alacağım “maksimalist” yaratılışlı ve şımarık Rumlara yaranabilmek ne mümkün… Irfan Siddiq’in Türklere karşı daha teşvik edici davranılması gerektiğine dair sözleri bile Rum tarafını çileden çıkarmaya yetti… Oysa haksız Rum tezlerini destekleyen nice açıklaması ve icraatı var işte bu zatın… Yine de yaranamadı işte!..
4 Şubat 2024 Pazar günü “Kathimerini” gazetesindeki demecinde kullandığı bazı ifadeler nedeniyle protesto edilmek üzere Rum Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı hafta içinde… Kim bilir orada nasıl bir zılgıt yedi…
KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Eruğruloğlu da haddini aşan sözlerinden dolayı Siddiq’e esaslı dokundurmalarda bulundu bilindiği gibi…
Velhasıl, bu Siddiq, “istenmeyen adam” konumuna doğru son sürat koşmakta… Hadsizliklerinden edinilen izlenim o ki, Kıbrıs’ı halâ İngiltere’nin sömürgesi saymakta bu irfanından sual okunmaz Siddiq…

Pazartesi notları: Irfan Sıddıq vakasına dair 

Yorumlar kapalı.