Ahmet Tolgay

Pazartesi notları





ÜNİVERSİTE KURUMSALI, SKANDALI KALDIRMAZ: Acıdır ki bazı üniversitelerdeki yolsuzluk olaylarına Güzelyurt’ta bulunan Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nin adı da eklendi… Devreye polis ve yargı da girdi… Toplum kaç gündür bu olayın yankılarıyla çalkalanıyor… Bir utanç halkası daha zillet zincirine eklendi!… Üniversitenin üst yöneticilerinin sahte diploma düzenledikleri ve bunları bazı kişilere yaptıkları satışlardan milyonlar kazandıkları haberi toplumsal gündeme bomba gibi düşünce, zaten kaç zamandır var olan “sahte diplomalar” spekülasyonları tavan yaptı, dahası tavanı da deldi…  Sanırım bu konudaki kovuşturmalar da “sahte reçete” olayı gibi sürüp gidecektir…
Cürete bakar mısınız?…Yap kaydını, yatır parayı, aynı günün içinde kap diplomayı!… Tutuklananlar arasında önemli görevlerdeki ünlü isimler de var ve bu durum olayın vahametini yoğunlaştırdı… Çünkü liyakat sorunumuz da mercek altına alındı çeşitli haklı yorumla… Sahte diploma ile mevki sahibi olmak, kademe ilerlemesi almak gibi konular gündeme ayrı bir ton katıyor…
Yapmayın etmeyin artık ey doyumsuzlar… Artık bir çekidüzen veriniz kendinize… Ülkenin ve halkın yüce çıkarlarına kastetmeyiniz… Üniversitelerimiz sadece ekonomimizin altın yumurtlayanı değil… Aynı zamanda dışa açılan en saygın ve en tanıtıcı kapılarımızdan da biri… Yurt dışından da bu kapılardan girmekte olan umut ve düş yüklü binlerce yabancı genç var… Her biri birer fahri temsilcimiz olacak olan onların önüne takoz koymayınız…
İnsan kaçakçılıklarına, yolsuzluklara, sahteciliklere bulaştırdığımız üniversitelerimizi bu ağır şaibelerden temizlemek artık acil yükümlülüklerden biri haline geldi… Hükümeti ve bilhassa Milli Eğitim Bakanlığı ile YÖDAK’ı bekleyen ağır sorumluluklar var ki, bunların ülke bekası adına derhal yerine getirilmesi gerekir… Uluslararası nitelik kazandırmaya çalıştığımız akademik kurumların ve yaşamın skandallara zerrece tahammülü yoktur… Bir akademik kurumu parayla diploma satmak kadar yıpratıcı ve utandırıcı ne olabilir ki?.. Hele o satılan sahte diplomalar sağlıkla ilgili ise, o diplomanın altında insanlara güya sağlık hizmeti verilecekse, bu resmen cinayettir…
Ha, “YÖDAK” dedim de, ya YÖDAK’ın kendi içindeki sorunlara, kavgalara, tedirginliklere ne buyrulur?.. YÖDAK’ın başkanının diploması da tartışma konusu ve mahkemelik… Öncelikle YÖDAK’ın güvenilir konuma getirilmesi gerekir…
***
BÜLENT ECEVİT’E VEFA BORCUMUZ BİTMEZ: Mutlu Türk Barış Harekâtı yıldönümlerinde Lefkoşa Göçmenköy’de merhum ve büyük devlet adamı Bülent Ecevit’in heykeli önünde düzenlenen merasimlerin devlet töreni haline getirilmesi gerektiğini vurgulayan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre’nin beklenti ve görüşüne aynen ve yürekten katılırım… O kadarcık olsun tarih bilincimiz ve vefamız olsun artık yani… Ecevit’e vefa borcumuz sonsuzdur ve bitmez… Ne demek istediğimin derinliğine anlaşılabilmesi için 1974 öncemize ve 1974 Temmuzunda getirildiğimiz o tümden yok olma evremize gerçekçi gözle bakmak yeterlidir…
Ancak şu var ki, Zorlu Töre o seslendirmesiyle kalmamalı… Gerekli yasa tasarısını da derhal hazırlayıp başkanı olduğu yüce meclise sunmalı…
Hadisenize… Dört gözle bekliyoruz o kararlı girişimi efendim… Hem de görelim bakalım öyle bir yasa tasarısına o yüce mecliste kimler “evet”, kimler “hayır” diyecek…
***
EY AŞK: 14 Şubat Sevgililer Günü’nün mahmurluğu ve yankıları sürerken, eskiyen aşkların ve âşıkların başına gelenlere de bir bakar mısınız… Evet, bakalım ve sormadan da edemeyelim: “Aşk bu hallere mi düşürülmeliydi?…” Ve bir kez daha yineleyelim: “Ey aşk, sen nelere kadirsin!…”
14 Şubat Sevgililer Günü´ yaklaşırken İstanbul’un Taşkışla Caddesi’nde “etkinlik alanı” olarak hizmet veren bir işletmede “Eski Sevgili Pazarı” kuruldu. “Eski sevgilinden kalanları sat, yeni sevgiline hediye al” konseptiyle kurulan tezgâhlarda; birçok kişi kıyafet, kitap, çanta, cüzdan, saat, tarak, kahve fincanı ve hatta aşk mektubu gibi eski sevgilisine ve aşkına ait farklı ürünleri sergileyerek satışa sundu… Satışa sunulan ürünlerin ve objelerin üstüne de ilginç yazılar yazıldı aşkta yaşanan düş kırıklıklarına ve aşkı gırgıra almaya dair…
Bayağı ilgi gören bu pazarı kuranların gerekçesi de şuydu: “İnsanlar burada hatırası olan ve görmek istemedikleri eşyaları satıyor, böylece ekonomik bir girdi sağlamış oluyor. Bunun yanı sıra, pazara gelenler, daha önce sevgililere alınmış hediyeleri görüyor ve ‘14 Şubat Sevgililer Günü’nde sevgilime ne alabilirim?’ diye fikir de edinmiş oluyorlar.”

Pazartesi notları

Yorumlar kapalı.