Ahmet Tolgay

Önemine binaen inanç turizmi hakkında





Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde Bakan Fikri Ataoğlu, turizmde yeni bir dönemin başlayacağını söyledi. Dileyelim ki bu yeni dönem aslında ülkemize çok şeyler vaat eden inanç turizmi hamlesini de kapsar artık…
Bütçenin görüşülmesinde söz alan bazı milletvekilleri gerçi bu konuya şöyle bir dokunup geçtiler… Bugünkü yazımızda konu üzerinde daha ayrıntılı duracağım… Önemine binaen…
KKTC turizminin tanıtımında eksik bırakılan en önemli ürünlerimiz efsaneleşen inanç mekânlarımızdır…. “Özel ilgi turizmi” derken, güzel plajları, leziz mutfağı, havası ve konuksever insanları bir çırpıda sayılan KKTC, sanki tüm insanlığın ilgisini çekecek değerdeki bu efsaneleşmiş mekânlardan yoksunmuş gibi davranılır…
Coğrafyamızın bir nimeti olan inanç turizmi bağlamında, ülkemizi Kudüs gibi bir çekim merkezine dönüştüren potansiyel es geçiliyor… Olağanüstü şansımız yeterince kullanılamıyor…
Kıbrıs Hıristiyanlığın ilk yayıldığı yerlerdendir… O nedenle Hıristiyanlık açısından nice kutsal kültür mirası Kuzey Kıbrıs topraklarında… İnanç turizminin büyüleyici zenginliği yüzyıllar boyunca birikerek yüzölçümü bu kadar dar bir alana sığışabildi…
Kuzey Kıbrıs, uygarlıklar beşiği Anadolu’ya ve Ortadoğu’ya çok yakın. Ülkemiz, sırf bu şansından dolayı, tarih boyunca nice kültürün barındığı ve geçit yeri olduğu tılsımlı ve stratejik bir cazibe merkezine dönüştü.
İşte bu farkındalığa önce biz kendimiz varmalı, sonra da bunu dünyanın ilgi alanına taşımalıyız.
Ülkemizi bir açık hava müzesine dönüştüren bu çok zengin kültür mirasının bağrında inanç turizmi adına dünyayı yerinden oynatabilecek bir potansiyel saklıyken, bunu yeterince gün ışığına çıkartıp, koruyup, restore edip tanıtıp dünyayla buluşturamadık ne yazık…
Dünyanın görmezden geldiği şu mağdur ülkemiz, inanç turizmi açısından adeta Tanrı tarafından kutsanmış bir belde…  Bu nimetten ve şanstan yararlanmayı becerebildiğimiz gün, turizm sektörümüz inanç konseptinde patlama yapacaktır.
Dinsel bağlamda önemli o dünya kültür miraslarımızdan bazıları:
1. Hazreti İsa’nın 12 Havarisi’nden Andreas’ın ayak bastığı şu çok ünlü yurt köşemiz: Apostolos Andreas Manastırı. Andreas’ın asasını kayalara vurması sonucu fışkırdığı rivayet edilen kutsal suyun üzerine kurulu bir manastır… Karpaz’daki manastıra dair mucizeler literatüre geçmiştir. O kadar ki, burası Hıristiyan toplulukların dışındakilerin de yoğun ilgisini çekmektedir. Örneğin Müslümanlar tarafından da,  bir adak yeri olarak algılanmaktadır…
2. St. Barnabas Manastırı, İsa’nın 12 Havarisi’nden Barnabas’ın gömülü olduğu yeraltı mezarını içerir. Bizans döneminde, bu mirasın bazı parçalarının İstanbul’a aktarıldığına ilişkin belgelere rastlanmıştır.
St. Barnabas, İsa ile birlikte olmuş ve gerçek mezarı bilinen tek azizidir. Hazreti İsa’nın yanındaki diğer azizlerin mezarları bilinmiyor. Hıristiyan dünyasına “Aziz Barnabas’ın mezarına dokunabilirsiniz” diye seslenerek turist akınını tetikleyebiliriz.
3. Hıristiyanlığın düzenleyicisi olan ve bu dinin yayılmasını sağlayan Aziz Pavlos iki kez Kıbrıs’ı ziyaret etmiştir. Kıbrıs’a ilk ayak bastığı ve halka vaaz verdiği şehir ise Salamis’tir. Çeşitli Batılı belgeselciler “Aziz Pavlos’un İzinde” temalı belgeseller yapmışlardır. Pavlos’un halka hitap ettiği şehir meydanı hâlâ ayakta. Hıristiyan dünyasına “Pavlos’un bastığı taşlara siz de basın, aynı havayı soluyun” diye seslenmemizin zamanı acaba ne zaman gelecek?
4. Sent Hilarion Kalesi… Hıristiyanlık dünyası için önemli bir düşünür ve aziz olan Sent Hilarion’un yaşayıp öldüğü hücre ve on birinci yüzyıla ait bir şapel vardır orada. Başarı gösterip bu önemli kültür mirasının dinsel özelliğini ön plana çıkaramadık bir türlü.
5. Sağaltıcı azizlerden Aziz Mamas’ın mezarı olan kilise Güzelyurt’tadır: Sent Mamas Kilisesi… Mamas, Ortodokslar kadar Katolik kilisesince de kabul gören bir azizdir. Mezarından alınan mum yağları ile sağırların iyileştirildiğine inanılır.
Bu aziz, Fransızların Laurdes’i ile Portekizlilerin Fatima’sından farksızdır inançlılar için.
Altını çizdiklerimin dışında, Hıristiyan dünyası için çok önemli yüzlerce Gotik kilise, manastır ve kutsal su kaynağı saymakla bitmeyecek kadar çok. Bunlar güzel ülkemizin bağrında…
Örneğin hangi Ortadoğu ülkesi Selimiye, Haydarpaşa, Lala Mustafa Paşa gibi eski Katolik katedrallerine, Bellapais gibi manastırlara sahiptir ki? Ya antik Mağusa’daki o gotik kiliseler topluluğu?
Margo Çiftliği Mezarlığı’nı ve sinagogunu Yahudi ziyaretçilere bu güne dek açamadık. Sinagogu küçük bir müzeye dönüştürüp Yahudi turistlere açmayı bugüne kadar neden beceremedik sahi?
Elimizdeki yüzlerce değerli ikondan, dini freskten ve mozaikten de dünya yeterince bilgilendirilmiş değildir… Ortodoksların kutsal yerleri Anfifonitis, Kanakaria, Panagia Theotokos Kiliseleri de bizim ülkemizde. Bunlar hakkında da gerekli propagandayı yapabildiğimiz söylenemez.
Dünyada büyük bir turizm potansiyeli oluşturan Ortodoks Ruslara, Ukraynalılara, Bulgarlara bu tarihi köşelerimizi bir tanıtım kampanyasıyla hiç sunamadık maalesef…
Hospitalier ve Templer (Tapınak) Şövalyelerinin gizli ayinlerini yaptıkları son mabedin Gazimağusa’da “İkiz Kiliseler” diye bilinen yer olduğu kesindir.
Turizm açısından bundan yararlanabildiğimiz de söylenemez.
Templer şövalyelerine ait gizemli taşların bulunduğu ve onların ismini taşıyan Templos (Zeytinlik) köyümüzü dünyaya tanıtabilmek için harekete geçemedik bir türlü…
Başta Ay. Marina Kilisesi olmak üzere Maronitler için kutsal sayılan mekânlar da bizim ülkemizde.
Lübnan’ın en zengin topluluğunun Kıbrıs’ta da uzantısı bulunan Maronitler olduğunu bu bağlamda bir kez daha hatırlamakta yarar var.
Sultan Abdülmecid’in ilgisini çeken ve onun kişisel bağışları ile restore edilen Ermeni Surp Magar Manastırı… Bunun yanı sıra Hıristiyanlık dünyasında kutsal sayılan “kilise babaları” adına çeşitli ülkelerde inşa edilen manastırların bazıları da yine bizim ülkemizde.
Bunların en dikkate değerlerinden biri, Güngör’deki Aziz John Chrysostom Manastırı’dır. Bu manastırın önemi, Güney Kıbrıs’ta turist akınına uğramakta olan benzeri manastırlardan hiç de daha az değildir.
Ve İslamiyet’e dair olanlar… Bu bağlamda öylesine önemli objelerimiz var ki… Örneğin İslamiyet’te büyük önem verilerek saygı gösterilen Hz. Muhammed’e ait kutsal emanetlerden biri: Sakal – ı Şerif…  Sakal-ı Şerif örneklerinden birinin  bizim ülkemizde, Lefkoşa’daki Arapahmet Camii’nde bulunduğunu acaba kaç Müslüman turiste anlatabildik bu güne dek? Dünya Müslümanlarını da,  bu mabedi ve kutsal emaneti görmeleri için teşvik etmeliyiz.

Önemine binaen inanç turizmi hakkında
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.