Ahmet Tolgay

Okurlardan teşekkürlerimle





   Orhan Cemali Aydeniz: “Ahmet bey, siyasi eşitlik hiçbir şey ifade etmez. Güneydeki yönetimde Maronit ve Ermeniler de siyasi eşitliğe sahiptir. SİYASİ EŞİTLİK, bir devletteki her vatandaşın siyasi kurumlarda eşit oy ve temsil hakkına sahip olmasıdır… Bu ilke bireysel düzeyde uygulanır… EGEMEN EŞİTLİK ise, devletler arasındaki bir ilkedir ve her devletin diğerleri karşısında bağımsız ve eşit egemenliğe sahip olduğunu belirtir. Devletlerin egemen eşitliği; bir devletin, diğer devletler karşısında bağımsız ve kendi sınırları içinde meşru egemen olduğunu, hiçbir devletin de bir diğerinden üstün olmadığını niteleyen uluslararası hukuk ilkesidir. (Vikipedi, özgür ansiklopedi)
***
   Aytaç Ali Baklacı: “Kıbrıs’ın esas halkı Rumlar imiş!.. Bu farklı bakış açısına göre de İstanbul Constantinopol olarak kalsın… Bunun yanında İstanbul da ‘Yunanlıların ana yurdudur’ diyebiliriz. Hatta bizler topluca Orta Asya’ya geri dönelim…
Ne ezik bir milletiz öyle… Her şeyde yabancı daha sahip ve daha haklıdır… Bu mentaliteyle devam ede ede RUM’un bütün adaya hakim olmasına hizmet edeceğiz. Kolay gelsin!…
Bunu söyleyen standart bir şahıs değil, bir milletvekilidir. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunun edebiyatını yapmak yerine, vekil olduğu milletin haklarını savunmak esas olmalıdır.
RUM’un yalakalığını yapmanın bize faydası olmayacağı kesindir… Ama her durumda işte böyle eziğiz… Başkalarının çaba sarf ederek yaptıkları ve bizim pasif duruşumuz birleşince işte bunlar oluyor… Ne haller amaa…! Bunun yerine kendi toprağımızda her şeyi toptan düzeltmek ve çok iyi bir düzen kurmaya neden odaklanmıyoruz?… İşte esas doğru budur… Bir şeyleri beceremediğimiz için hep başkalarının yaptıklarına yamanmak ne müthiş bir doğrudur böyle!…”
***
Halil Bozkaya:
“Her şeyden önce belirtilmelidir ki, Kıbrıs Rum Halkı olarak kabul edilen halk Osmanlı ve İngiliz İdaresinden önce Parça parça çeşitli milletlerden oluşan Kıbrıs’daki altı Krallığın kalıntılarıydı… Ki konuşmaları da ‘Horgadiga’ dedikleri tam Yunanca olmayan karmaşık bir lisandı!
Halk yönünden de Maronitler, Venedik kalıntıları, Ermeniler,Yahudiler ve çok yakın bir zamana kadar koruganlardan çıkan kalıntıların üzerlerindeki yazılar okunamadığı için hangi millet oldukları bilinmeyen ve es geçilen buluntular… İçinde bulunduğumuz günlerde bu yazıların öz Türkçe Runik yazıları olduğu ve anlamlarının da günümüz Türkçesine uyduğu görülmüştür… 2500 yıl kadar önce Kıbrıs’da yaşayan bu insanların Öntürkler (Prototurko) olduğu tespit edilmiştir…
İnanç yönünden de genel olarak Katolik Maronitler ağır basıyordu… Bu topluluklar Ortodoks inançlı kişiler yanında Ermeni ve Yahudi kökenli kişilerden oluşuyordu… Ortodoks kiliselerin Kıbrıs’la irtibatı olmasına rağmen , Kıbrıs’ın Yunan’la irtibatı daha ziyade İngiliz İdaresinde gelen Yunan aileler ve İkinci Cihan Harbinde Yunanistan’dan getirilen Orfana çocuklarla olmuştur… Tatarlar, Kırgızlar gibi Türk soyunda yakın akraba evlilikleri yoktur… Altı veya yedi kat uzaklık aranmaktadır… Bu adetin Kıbrıs’ın Rumlarında da olduğunu bilirim… Daha önce de yazmıştım… Bir de Rum’larda çok Mavro soy ismi vardır… Bakıyorsun ki bembeyaz bir bayan soy ismi Mavro… Yani kara… Eski Türklerde Ötüken bölgesindeki Tanrı Dağları’nın olduğu bölgelerdeki orman sahalara ‘Kuzey Dağlar’ anlamında ‘Karanlık Dağlar’ denirdi… Kara Deniz’in bir adı da Kuzey Deniz’dir vs.”
***
   Birol Pakalınlar: “Eski Kıbrıslı eşini dövmez (istisnalar kaideyi bozmaz), ama KKTC’de sonradan gelen nüfus, yerli nüfusu aşmıştır. Gelenler, gelirken örf, adet ve geleneklerini de getirmişlerdir. Sadece Türkiye’den gelenleri kastetmiyorum… Dünyanın birçok ülkesinden işsiz ve suçlu akını vardır. Nüfusun çoğu yine de anavatanımdandır.
Yobazlar düzeninde kadın öldürmek gelenek haline gelmiştir. Keşke şiddetle kalsa… Ama olay maalesef öldürme eylemiyle sonuçlanıyor.
Bir Çin söylemidir: ‘Kadınlar kültürlü erkekler çevresinde onurlandırılmakta, cahil erkekler çevresinde ise aşağılanmaktadırlar.’
En büyük onur (dünyada ilk) yasalarla yüce atamız Atatürk tarafından kadına tanınan haklardır.
Şu cümlenin açılımı bir kitap eder: ‘Bir milletin yarısı zincirlerle yere bağlı iken, diğer yarısı göklere yükselemez.’
Ama maalesef halen benim güzel anavatanımda ve dünyanın birçok geri kalmış ülkesinde bu cümlenin anlamı beyler tarafından anlaşılamamıştır…”
***
   Mustafa Kortun:  “Ulusal kimlikler kolektif kimliklerdir ve insanın birey olarak temelde kültürel değerlere bağlı olarak kendini nasıl tanımladığıyla ilgilidir. Zaman içerisinde eklemlenerek oluşur ve zaman içerisinde eğitim ve benimsenen farklı kültürel değerlerle değişkendir de.
Etnik veya dinsel ya da coğrafi farklılıklara göre oluşan alt kültürlerin varlığı da alt- kimliklerde oluşmaktadır. Ancak gerek ulusal, gerek federal yapıdaki farklı toplumların oluşturduğu baskın ve kapsayıcı kültürel değerlere bağlı olanlar ülke çapındaki geçerli kolektif kapsayıcı ulusal veya ülkesel kimliklerdir…”
***
   Şener Sözer: “Devletimizin polisi, Halkımızın asayiş ve güvenliği için vardır. Kuruma destek vermeyen bir avuç art niyetlidir…
Adı içinde TÜRK sözcüğü olan tek siyasi partimizin milletvekili ise, söylem ve icraatlarıyla belli ki, yüzde 0.05 oyu dahi olmayan marjinal zihniyetlilerden olup, CTP’nin oy potansiyelinden faydalanmakta ve neredeyse her dönem seçilmektedir. Daha düne kadar Parti’nin başında olan, bugün ise partiler üstü bir konumda olan Cumhurbaşkanımız Sn. Tufan Erhürman’ı acımasızca ve haksız yere eleştirmektedir. Bu hanımefendinin Hristodoulis’i bir sefer dahi eleştirdiğine, sol felsefeye tamamen ters bir durum olan, Amerikalısının, İngilizinin, Fransızının, Yahudisinin, Hintlisinin Güney’de fink attıklarını eleştirdiğine şahit olmadım…
Sağduyulu ve mantıklı düşünen CTP’liler bilinçlidir, cezayı kesmesini de bilir…
Uzaklardan selamlar…”

Okurlardan teşekkürlerimle
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.