Ahmet Tolgay

Karanlık denizlerdeki yol gösterici fenerimiz





“Eğer gücün yoksa, hak diye bir şey de yoktur” vurgusunu Rauf Denktaş yıllar önce yapmıştı… Dünyamızı bir çılgınlık atmosferine sürükleyen bugünün küresel gelişmelerine baktığımızda onun hem ne denli haklı olduğunu anlıyoruz ve hem de onun mirasına sahip çıkmanın bizler için ne denli gerekli ve hatta yaşamsal olduğunu derinden duyumsuyoruz…
Yeni dünya düzeninde uluslararası hukuk kalmadı… Tümden yok oldu… Güçlünün hukuku devreye girdi…
Bu durumun ürpertici gerçekleriyle her an yüzleştiğimiz bir çılgınlık sürecinden geçmekteyiz…
*
Mirasına sahip çıkmak elbette ki çok önemli ve gerekli… Çünkü o, sıradanlıktan kurtulabilmiş bir devlet adamıdır… Türklüğün milli tarihine de, dünya tarihine de adını onurla yazdırmıştır…
Sonsuzluğa göçünün yıldönümünde onu sadece anmakla yetinilemez… İlham yüklü ilkelerine ve siyasetlerine de sadık kalmak ve bunların uygulayıcısı olmak gerek…
“Denktaşçı” olmak demek “gerçekçi dava adamı” olmak demektir… Onun kurduğu Cumhuriyete dört elle sarılmak ve sığındığımız son kale olan bu cumhuriyeti daha da güçlendirme adına elden gelenden de fazlasını yapmak demektir…
Sloganımız hep geçerlidir: “O kurdu, biz güçlendirerek yaşatacağız.”
*
Denktaş bizim, karanlık denizlerimizin feneridir… Bizim deniz fenerimiz… Bunun da bir öyküsü var ve anlatmalıyım…
1980’li yıllarda ABD’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi vardı… Adı Nelson Ledsky… Bu ünlü Amerikalı diplomatın temel görevi Rauf Denktaş’ın siyaset sahnesinden çekilmesini bir an önce sağlamaktı…
Adamın bu konudaki hararetli çabalarını dünkü “Kıbrıs sorunundaki Vasiliu faktörü” başlıklı yazımda da irdeledim…
Bir gün Ledky ile Denktaş arasında ilginç bir diyalog gerçekleşir.. Ledsky, artık bir kenara çekilmesi gerektiğini Kıbrıslı Türk lidere açıkça söyler… Bunun üzerine Denktaş’ın  Ledsky’ye verdiği esprili yanıt onun güçlü ve susturucu zekâsını da yansıtır niteliktedir…
Şöyle der ABD diplomatı Ledsky’ye: “ABD’nin Missouri zırhlısı bir gece Akdeniz’de yol almaktadır. Missouri’nin süvarisi, rotası üstünde bir ışık görür ve ışığa ’250 metre güneye çekil’ diye mesaj gönderir. Işıktan ‘Ben çekilemem, sen çekil’ diye karşılık gelir. Missouri’nin süvarisi kızar: ‘Ben Missouri’yim.” Işıktan kibirli süvariye yanıt gelir: ‘Ben de kaya üzerindeki deniz feneriyim.”
Denktaş’ın bu fıkrası üzerine ABD’nin Kıbrıs Temsilcisi Nelson Ledsky yutkunur… Önündeki bardaktan bir yudum soğuk su içer ve görüşmeyi hemen sonlandırıp gider…
*
Yazımı onun Kıbrıs Türk gençliğine yaptığı vasiyetle bitirmeliyim:

“Sevgili gençler… Biz Kıbrıs’ta bu mücadeleyi keyif olsun diye vermedik.
Biz bu adada Rum’un iyi niyetine sığınarak yaşanamayacağını yaşayarak öğrendik… Anlıyor musunuz? Bize ‘azınlıksınız’ dediler… ‘Çoğunluğa boyun eğeceksiniz’ dediler. Ama biz boyun eğmedik. Çünkü boyun eğmek, yok olmaktır. Anlıyor musunuz sevgili gençler? Biz federasyon masalarında, eşitlik olmadan, egemenlik tanınmadan bir yere varılamayacağını anlattık.
Ama karşı taraf ne istedi? ‘Türk askeri gitsin, Türkiye garantör olmasın, Türkler azınlık olsun’ istedi. Bu bir çözüm değil, bu bir teslimiyettir.
Anlıyor musunuz? Eğer devletin yoksa, sözün yoktur… Eğer gücün yoksa hak diye bir şey de yoktur. Biz bu devleti bunun için kurduk. Kimse bize lütuf olsun diye vermedi. Şehitler verdik, bedel ödedik. Gençler, sakın ha sakın size ‘dünya istiyor’ diye onurunuzu pazarlamasınlar. Devletsiz çözüm, çözüm değildir. Anlıyor musunuz sevgili gençler?”
Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Kurduğu Türk Devleti ebedi olsun.

Karanlık denizlerdeki yol gösterici fenerimiz
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.