Ahmet Tolgay

Hüzünlü bir pazar yazısı






   EVŞEN EMİN’İN SEVENLERİNE VEDASI: Vedanın derin acısı geride bıraktığımız haftaya damgasını vurdu… Eşinin önemli siyasi konumu nedeniyle uzun bir dönem ülke protokolünde yeri olan, ama o yeri doldurmaya hiçbir zaman heves duymayan bir sadelik ve tevazu simgesiydi: Evşen Emin… Enver Emin’in vefakâr eşi…
Sosyal medya aracılığıyla ailesi tarafından duyurulan ölüm haberi sevenlerinin içine ateşten bir top gibi düştü… Bu ölüm haberini oradan alıp içeriksiz birkaç satırla duyuran dijital basının genç gazetecileri o toplumsal değerimizi hiç tanımadıklarını gösterdiler… Tanımış olsalardı, yayınladıkları habere birkaç satırla da olsa bir içerik katarlardı… Zaten yakın tarihinden bile bihaber bir nesil yetiştirilmektedir… Bu sitemimi bir kez daha yapmak durumundayım üzüntüyle…
Evşen Hanım, önce futbol ve eczacılık dünyasının güler yüzlü ve yardımsever yıldızı, 1974 Lefkoşa direnişindeki Golf Sahası Enver Hattı’nın kahraman Kornaro fatihi, daha sonra da UBP Genel Sekreteri olarak siyaset dünyamızın en güçlü ve en popüler simasına dönüşen Enver Emin’in sevgili ve vefakâr eşidir… Bu özet sunumum bile onun ne denli özverili bir yaşama adandığını betimlemeye yeter…
O, eşinin siyasetteki en güçlü günlerinde bile kendine özgü tevazuu ile Lefkoşa Köşklüçiftlik’teki evinde ve ailesinin başında perde gerisinde kalmayı yeğlemiş, her güçlü erkeğin arkasında bir kadının olduğunu çok saygın Emin Ailesi’deki itibarlı ve rol model duruşu ile kanıtlamış, muhteşem kimliğiyle gölgede durmaya adanmış, saygın bir Kıbrıs Türk kadınıdır… Siyasete hiç ısınamadığına ilişkin bir algı yarattı üzerimde, eşinin çok güçlü ve etkin bir siyasetçi olduğu o yıllarda…
Aziz ruhunun şad, mekânının cennet olmasını dilerim Evşen Hanım’ın… Başta, derin yasa gömülen Enver Emin dostumuz, tüm aile bireylerine ve sevenlerine başsağlığı ve sabırlar dilerim buradan…
***
   GÜLE GÜLE AYDIN CANLIBALIK: Bir acı kayıp haberi de yüklü çağrışımlarıyla birlikte Girne’den geldi… Girne Antik Limanı’nın oradaki verimli ve örnek varlığıyla belleklere kazıyan, ne var ki bu tarihi lokasyonun restorasyondan sonraki yeni konseptine kavuştuğunu göremeyen, yaratıcı ve popüler emektarlardan biri daha oralardan ebediyen ayrıldı: Aydın Canlıbalık…
1974 Mutlu Barış Harekâtı’nı izleyen günlerde Güney’den gelen göç dalgasının içinde, ailesiyle birlikte restorancı Aydın Canlıbalık da vardı… Terk etmek zorunda kaldığı turistik balıkçı köyü Terazi’deki balık restorancılığı mesleğini, kendine özgü samimiyetiyle, Kuzey’de de sürdürmekten başka bir şansı yoktu… Bu şansı çok iyi kullandı… Ve o günlerin savaş sonrasında ıssız bir yer olan, albenisini yitirmiş Girne Antik limanında kendisine tahsis edilen mütevazı dükkâna soyadını vererek yerleşti… Ödün vermediği kalitesi, girişimciliği ve sempatisiyle, çalışkan ailesi ile omuz omuza vererek,   o otantik Akdeniz mekânında kısa sürede marka haline dönüştü… Antik limanın gözde bir turizm odağına ve çekim merkezine dönüşmesine katkı koyanların başında geldi… Aydın Canlıbalık artık oralarda anılarıyla yaşayacak, içtenliği ve hoşsohbetiyle müşterilerine ve sevenlerine kendini hep anımsatıp özletecek… Ve antik limana ilham verici rengini yaymayı sürdürecek… Ebedi uykusunda ışıklar yoldaşı olsun…
O dönemlere dair bir anımı da paylaşmak isterim kısaca: Bugünün Bedrettin Demirel Caddesi üzerindeki ekmek teknesi havan topu darbesinde yanan Lefkoşa’nın tanınmış balık restorancısı Kemal Anayasa’ya da, antik Girne Limanı’nda bir mekân tahsis edilmişti.. Hiç ısınamadı oraya rahmetli, “bu ortamda istikbal yok” diyerek orayı terk etmişti…

Hüzünlü bir pazar yazısı

Yorumlar kapalı.