Değerli ve donanımlı düşünce insanlarımızdan Mustafa Kortun’un adresime ilettiği satırları, son günlerde Nikos Hristodulidis vakasına ilişkin sunduğum yazılara önemli bir katkı olarak algıladım ve bugün köşemde paylaşmak gereğini duydum…
Yayıncılık ve enformasyon hizmetlerinde yıllar boyu bilgi ve tecrübeyle donanan emekli bürokrat gazeteci ve yazar dostum Mustafa Kortun’a teşekkürlerimle birlikte mektubunu aynen sunuyorum… Buyurun egendim: “Rum Lider Nikos Hristodoulides’i daha iyi anlayabilmek için, Rum araştırmacı yazar Makarios Drushotis’in kitabındaki belgeli ifşaatlara da bakmalı… Eski Rum Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades’in siyasi mutfağında danışman olarak çalıştığı zamanlardan beri tamamen Helenist ve hakimiyetçi politikaları ileri götürmeye çalışan bir siyasi gerilladır o…
Asıl ilginç olan, böyle bir figür önce hükümet sözcülüğü görevine , oradan Dışişleri Bakanlığı makamına getirildi… Crans Montana’da masadaki operasyon komutanı olarak göstermiş olduğu malûm ‘başarı’dan sonra da bir dönem daha Nikos Anastasides’in kanatları altında uçtu… Daha sonra Rum ultra Helenist kesimlerin ortak desteğiyle Güney Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanlığına getirildi.
Bundan daha da ilginç olan ne?.. Şu: Hristodoulides’in nerelerden gelip kimlerden destek almış olduğunu yakından bilen, başta AB ve ABD ve Batılı ülkelerin bu ultra Helenist yükselişin Güney Kıbrıs’ta iktidara getirilmesini hararetle desteklemeleri…
Bu destek karşılığında ABD, Fansa ve İsrail, Güney Kıbrıs’ta askeri deniz ve hava üsleri elde ettiler… Birçok askeri kullanım olanaklarına kavuştular… Güney Kıbrıs, adı gecen bu ülkelerin tümü ile de askeri stratejik işbirliği anlaşmaları imzaladı… Bu sayede Rum tarafı denizlerde gaz ve petrol arama – bulma işletme imtiyazları elde etti…
Daha birkaç gün önce, geçen hafta, Rum Savunma Bakanlığı’na AB’nin SAFE (Safe Area For Europe) diye bilinen savunma doktrin ve faaliyetlerine katılma yetkisi verildi…
Kısaca 2004 referandumları sonrasında gelen AB üyeliğiyle Kıbrıs Türk halkının eşit siyasi varlığı ve iradesine yönelik başlatılan her türlü saldırılar, 2017 Crans Montana senaryosundan sonra, daha da ivmelenerek tüm şiddetiyle devam ediyor.
Bu süreçte, Kıbrıs Türkleri olarak, tarihimizde görülen en sinsi ve en açık seri saldırılar altındayız.
Tüm bu saldırıların da başkomutanı olarak, masada Başpiskopos Makarios , sahada EOKA lideri Grivas rollerini en cüretkâr ve sinsi bir şekilde ve içerikte iç ve dış destekçileri odaklarla koordineli olarak oynamaya devam eden Hristotoulides, özenle üretilmiş bir 21’nci yüzyıl Haçlı şövalyesidir…
Bu görevi sonrasında, Hıristiyanlar Kulübü AB’nin Konsey Başkanlığına da getirilirse hiç şaşmayalım!…”
Ahmet Tolgay
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.