Ahmet Tolgay

Hasta ve bakımı…





Hasta bakımını sistemleştirmiş olmaları, yüksek faturalı hizmetlerine karşılık, özel hastanelerin insanlarımız tarafından tercih edilmesinin önde gelen nedenlerinden biridir… Bu çağdaş sistemde, hemşireliğin eksik bıraktığı hasta bakımını özel yetiştirilmiş hastabakıcılar sağlar… Yatak düzenlemeleri ve temizliğinin yanı sıra, yatağa mahkûm hastanın diğer ihtiyaçlarını da çözümlerler… Özel hastanelerdeki hastabakıcılar da Türkmen… İyi ki varlar ve bu boşluğu özel yetenekleriyle doldururlar…
Güvenlik, genel hastane temizliği, bahçıvanlık hizmetleri ve catering gibi hizmetleri ihaleyle dışarıdan satın alan Sağlık Bakanlığı’mızın hastabakıcılık hizmetlerini de neden dışarıdan alıp, sağlık hizmetlerimizin en büyük boşluğunu bir türlü doldurmadığını sorgulamak gerçekten vacip olmaktadır…
***
Bu ülkede hastalar ve hasta yakınları hastane ortamlarında sağlıklı bakım alamayacaklarının kaygısı içindeler hep… Ve kaygılarında da haksız değiller… Hastanın çağdaş bir bakım ortamında tedavisinin sağlanması, hastanın da, hasta yakınlarının da acil beklentisi olarak sağlık gündemimizin tepesinde durmaktadır hep… Yoğun bakım dışındaki hastaların hasta bakım hizmetini yeterince alamadıkları bilinen gerçektir… O elzem hizmeti alabilmeleri için hastaların ille de yoğun bakıma düşmeleri mi gerekir?..
Bakıcısız hasta olamaz… Hasta bakımı en temel hasta hakkıdır… Günümüz dünyasında uygar ülkeler bırakınız hastaneleri, ama mahalledeki hasta evlerine bile bakıcılar göndererek bu sosyal görevin gereklerini yapmaktadırlar.
***
İngiliz sömürge dönemini ucundan, ondan sonraki dönemleri gözlemci olarak yakalamış bir neslin mensupları olarak eski hemşirelik hizmetlerinin kapsamını da çok iyi anımsarız… Hemşireler tedavide sadece doktorların en yakın yardımcıları değillerdi.  Yemek dağıtmanın yanında hastaların bakımını da yaparlar, yatakların onarımıyla, hastaların yatak içindeki acil konforuyla ve hijyeniyle de ilgilenirlerdi… Yabancı dilde “nurse” ya da “sister” denilen “hemşireler”in mesleklerini kutsal konuma getiren de işte bu özverili hizmetleriydi. Bu hizmetlerin sembolü olan Florence Nightingale’in bir azize mertebesine dek ulaşması da zaten bu yüzden değil mi?..
Ama sendikalarını kuran bizim hemşirelerin zaman içinde elde ettikleri haklar ve ayrıcalıklarla, devlet hastanelerimiz “hasta bakım” hizmetinden tümüyle yoksun kaldı. Hemşirelerimiz artık hasta bakımından değil, tedaviye yardımcı olmaktan sorumludurlar. İlaçları dağıtırlar, tansiyona ve sıcaklığa bakarlar, oksijen verirler, serum takarlar, iğne yaparlar, hasta ile hekim arasındaki iletişimi sağlarlar…
***
İşte bu gelişme, çağdaş hastanelerde benzerine rastlanmayan “refakatçi” ve “bakıcı” hizmetlerini sağlık sistemimizin içine sokmuştur. Sistemin sistemsizliğe dönüşmesini körükleyen olaylardan biri de budur…
Hasta bakımı konusundaki yakınmalar gittikçe yaygınlaşırken bakınız bir sosyal medya paylaşımında neler okuyoruz:
“Hastanelere mutlak bir Türkmen bakıcı hükümranlığı ve simsarlığı hakimdir. Uzunca bir yatılı tedavi söz konusuysa aylık bakıcı maliyeti binlerce lirayı bulabiliyor. Bu miktarı karşılayamayan aileler ise işi gücü bırakıp bakımı kendileri yapmak zorunda. Durum o kadar ileri ki, hemşireler bakıcının yapmadığı veya ihmal ettiği işler için çekinmeden fırça atarlar… Yapılacak işler için sert tonda talimat vermekten çekinmezler. El ayak çekilip aileler devreden çıkınca durum daha da vahim. Hastalar tamamen rastgele bulunan bakıcının vicdanına emanet.”

Hasta ve bakımı…

Yorumlar kapalı.