Ahmet Tolgay

Bayram olsun bayramlarımız…





“Âlem-i İslâm’a rahmet su gibi aksın,/ Bayram olsun bayramlarınız… / Evleriniz cennet kokusu gibi dolsun, / Bayram olsun bayramlarınız.. ./ Serilsin gönüller döşek misali,/ Patlasın sevgiler fişek misali, / Hakikat, durmadan, şimşek misali çaksın, / Bayram olsun bayramlarınız…”
Türk edebiyatının ünlü şairi Abdürrahim Karakoç’un bu dizeleriyle kutluyorum herkesin mübarek Kurban Bayramını… Ve tıpkı onun gibi “bayram olsun bayramlarınız” diyorum efendim… Saygıyla, sevgiyle ve hoşgörüyle…
****
Sevgi, özveri ve hoşgörü abidesi tüm babalara buradan selam olsun… İlk günü bugün “Babalar Günü” olarak da kutlanmakta olan bu Kurban Bayramı’nın yazın en sıcak günlerine denk gelmesi, hareketli bayram kutlamalarında sağlığımıza da dikkat etmemiz gerektiğini telkin etmektedir… Mevsim ortalamalarına göre en sıcak yazlardan birini yaşamaktayız… Son 49 yılın sıcaklık rekorları kırıldı… Bir yandan da sıcak havaya bulaşan çok zararlı toz bulutlarıyla uğraşıyoruz…  İçimize acı olan yaz yangınları da gündemimizin feci olayları olarak bizi derinden etkilemektedir…  O nedenle, yaz yangınlarına karşı çok haklı uyarıları da mutlaka göz önünde bulunduralım… Gezmelerimizde ve yeme içmelerimizde çok dikkatli olmamızı öngören hekim tavsiyeleriyle de karşı karşıyayız… Bu tavsiyelere  de duyarlı olalım ki, bayram sevincimize gölge düşmesin…
Akıp giden zaman içinde, geride bıraktığımız yaz ayları, aşırı sıcaklardan kaynaklanan ölümler, hastalıklar ve tedirginliklerle doludur hep… Kıbrıs’ın tarihi de o dayanılmaz yazlara dair aynen işte böyle der ve çok da doğru der…
Her yıl dayanılmaz yaz sıcaklarının yaşandığı Kıbrıs’ta özellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları, ısının tavan yaptığı aylardır.
Bu aylarda, zalim olmayan, huzur, esenlik ve yaşama sevinci yayan bir iklimin özlemini duyarız hep…
****
Çok gerilerde kalan geleneklerimizle kıyasladığımızda, güncel alışkanlıklarımızın artık geçmişe dair ciddi farklılıklar yarattığını bu Bayram’da da yine görebilmekteyiz…  Yaşlılığa yelken açmışların “Nerede o eski bayramlar?!” hayıflanması hiç de boşuna değildir emin olunuz…
Bir bütünleşme, kaynaşma, yakınlaşma ve kucaklaşma ritüeli olan Bayram’ın her yıl bu özelliğinden biraz daha uzaklaştığını bir kez daha duyumsayabiliyor ve gözlemleyebiliyoruz…
****
Ülke içi ve dışı tatil programlarında patlama olduğu gazete manşetlerine rakamlarla yansımaktadır… Bu durumu “birbirimizden kaçış” olarak yorumlayanlarımız olsa da, kabul etmeliyiz ki, zamanın akışı eski gelenekler üzerinde de yıpratma yaratabilecek denli şiddetlidir… “Zaman sana uymazsa, sen zamana uy” sözü, zamanın bu acımasız akışına ve geleneklere karşı mı üretildi dersiniz?…
Şimdilerde zaman, demek ki Bayram’ı  öz  toplumdan uzak tatillerde kutlama zamanıdır!…
Bayram’da buluşamadıklarımızın bayram sonrasında “geçmiş bayramın kutlu olsun” yaklaşımları da, içinde bulunduğumuz zamanın yaygınlaşan ifadesi ve söylemi olsa gerek!…
Benim şahsen hiç içselleştiremediğim bir söylemdir bu… “Bayram” dediğin,  bayram günlerinde, bayram coşkusuyla kutlanır arkadaş… Geçmiş bayramın kutlaması mı olur?.. Geçmişe mazi, yenmişe kuzu denir!..
****
Ülkemiz… Nice sorunun sarmalında olsa da bizim için çok güzel, alabildiğine özel, asla vazgeçilmez bir sevdadır bu eşsiz ülkemiz!.
İşte bu gerçeğin yansımasını bayram tatillerinden sonra ülkeye dönenlerimizin söylemlerinde de görmüyor muyuz?..
Tatilcilerimiz ne kadar güzel yerler görürlerse görsünler, ne kadar değişik tatlar yaşarlarsa yaşasınlar, ne kadar değişik insan manzarasıyla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, bu güzel ülkenin özlemini hep içlerinde taşırlar. Ve adaya ayak basar basmaz klasikleşen “ülkem gibisi yok” söylemiyle bu duygularını seslendirirler…
Dilerim ülkemizi insanlarıyla birlikte daha bir güzelleştiririz… Daha bir özlenir duruma getiririz… Her günü bayram tadında olan bir ülke yaratırız… Benim içten Bayram dileğim de budur işte efendim…

Bayram olsun bayramlarımız…

Yorumlar kapalı.