Ahmet Tolgay

Aysel N. Erduran / Hantallık ve sosyal duyarsızlık





AYSEL N. ERDURAN: Varoluş mücadelemizin tedrisinden geçmeyen bir nesle onun gibileri anlatmak aslında bir tek bize düşmemeli… Bu ülkenin Milli Eğitimine düşmeli… Ama ne gezer!…
Güney Kıbrıs Rum Milli eğitimi aileden, kiliseden ve siyasal hançereden başlayarak yaşamın her kesitinde, hem de abartılmış bir içerikle, TMT’nin yendiği EOKA’nın öykülerini ve bireylerini nesillere anlatılırken, bizim tarafta bırakınız TMT’nin tarihine ve niteliğine ilişkin bilgilendirmeyi, tam tersine kötü amaçlı şehir efsaneleriyle TMT’yi ve kahramanlarını kötüleme adına devreye konulmuş amaçlı bir propaganda var…
Ayakta ve aramızda olduğu ve duygulu ortamlarda buluşabildiğimiz günlerde işte bunları da esefle konuşurduk Aysel Nihat Erduran abimizle… Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği Yönetim Kurulunun üyeliklerini paylaştığımız uzun yıllarda bu içten ve babacan TMT komutanımızı yakından tanımak benim en büyük şanslarımdan biri oldu… Gerçek bir ağabey idi bizim için… Birçok etkinliğe, iç ve dış seyahate birlikte katıldık… Mertliğine, yardımseverliğine ve sorunların çözümündeki denge adamlığına tanıklılarım oldu… Ağabey olarak bana tecrübe kazandıranlardandı…
Yaşlılık ve hastalıklar gelip çatınca Aysel ağabeyimizin  bu acılı süreçteki durumlarını vefalı hukukçu kızı Nilüfer Hanım’ın sosyal medya paylaşımlarından izler olduk uzaktan… Geçenlerde dayanamadım ve fotoğraflı bir paylaşımın altına efsanemizin bizlere bu halinde sunulmamasını dileyen mesajımı koydum… Çok geçmeden hastaneye kaldırıldığını ve yaşama da orada 91 yaşında veda ettiğini öğrenecektik…
5 Mayıs 1934 Boğaziçi (Aytotro) doğumlu Aysel Nihat Erduran, döneminin iz bırakmış öğretmenlerinden Hasan Nihat Hoca’nın oğlu ve babası gibi değerli bir öğretmen olan Erol Erduran’ın da kardeşi idi… Karizmatik Erol Hocamızı çok önceden, daha okul yıllarımda tanımıştım… Çünkü yazarlığı ve şairliği dolayısıyla bizim çevreden sayılırdı… Matbaalarda, gazete köşelerinde, kültür – sanat – eğitim etkinliklerinde sıkça birlikte olur ve Tevfik Fikret’e çok benzettiğim bu değerli abimin tedrisinden de oldukça yararlanırdım… Onu da rahmet ve şükranla anarım bu vesileyle…
Kıbrıs Türk halkının o müthiş direniş günlerinde stratejik Çağlayan ve Baf Kapısı Bölgesi TMT komutanlıklarına adını yazdıran Aysel Nihat Erduran, bir dönem tedavi için Türkiye’ye gönderildiğinde Makarios Yönetimi tarafından adaya girişi yasaklanmış ve bu olay ailesinde travmaya neden olmuştu…
Çok zor günlerdi o dönem, tüm halkımız için… Yakın tarihimiz de, bu dönemin ayrıntılarında yatar… Sanırım Aysel komutanın adaya dönüşü Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı değiştirme birliği saflarında gerçekleşecekti…
Sivil yaşamda devletimizin Posta Dairesi Müdürlüğünü  ve emekliliğinde ise Kamu Hizmeti Komisyonu üyeliğini başarı ve saygınlıkla yürüten, Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş’ın da çok güvendiği ve işbirliği yaptığı akil kimliklerden olan Aysel Nihat Erduran, birçok değerli bürokratımızın toplum yararına yetiştirilmesinde ve görevlendirilmesinde de katkı sahibidir…
Kamu Hizmeti Komisyonu üyesi olarak sayısız kamu görevlisinin atanmasında imzası vardır…
Sevenleri, sayanları ve hayranları çoktur…
Ruhu şad, mekânı cennet olsun bu çok değerli ülke ve halk hizmetkârımızın… Onu saygı, şükran ve minnetle sonsuzluğa uğurladık…
***
HANTALLIK VE SOSYAL DUYARSIZLIK: Kıbrıs Türk basınının duayeni, yaş itibarıyla benim de ağabeyim sayılan kadim dost Akay Cemal hastanenin yoğun bakımına alınacak denli hastalanınca, filler dövüşürken çimlerin ezilmesi öyküsünün yeni bir versiyonunu daha yaşamakla kalmadık… KKTC bürokrasisinin hantallığını ve sosyal duyarsızlığını üzüntüyle bir kez daha izledik… Akay Cemal’in sosyal sigorta emeklilik maaşının neden ödenmediğini araştırınca ortaya çıkan acı gerçeklerdir bunlar…
Olayın mahiyeti şu: Akay Cemal, Ersin Tatar Cumhurbaşkanlığı döneminin danışmanlarındandı… Göreve başlamasından bu yana, kendisine bağlanan danışmanlık maaşı nedeniyle, sosyal sigorta emeklilik maaşı donduruldu… Arkadaşımız danışmanlıktan ayrılınca haliyle kendisine bağlanan maaş da durdu… Ama kazanılmış hakkı olan sosyal sigorta maaşına da otomatikman kavuşamadı… Bu maaşı almak için imzalı vekâletname ile başvuruda bulunan eşine ise maaşın yeniden bağlanabilmesi için birkaç aya ihtiyaç olduğu bildirildi…
Peki de, zaten mütevazı sayılacak orandaki bu ödeme yapılıncaya dek aile nasıl geçinecekti?..
Ortaya çıkan olumsuzluk hem bürokrasinin hantallaştırılması ve hem de sosyal duyarsızlıktır… Buna çözüm getirilmeli… Çünkü emekli maaşı bağlanmasında pek çok vatandaşın bu mağduriyetle karşı karşıya kaldığını bana yağan mesajlardan anlıyorum… Sosyal sigorta emekliliğine hak kazanan çoğu kişinin maaşına ancak birkaç ay sonra kavuşabildiğine dair imzalı mesajlar alıyorum…
Sosyal Sigortalar sosyal hizmet vermektedir… Sosyal sorunların yaratıcısı olamaz… Mağdur insanlara sosyal anlayışla daha çözümleyici bir enerjiyle yaklaşılmalı…
Büyük bir acıyla gündeme getirmek zorunda kaldığım Akay Cemal olayının erken zamanda çözümü için devreye giren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu’na teşekkür ederim… Ama ondan beklenen esas görev, Sosyal Sigortalar bünyesindeki bu hantallaşmayı ve sosyal davranış eksikliğini etkin dokunuşlarla düzeltmesidir…
Konuşmamızda, onu böyle bir yaklaşım içinde görmek de beni ayrıca mutlu etmiştir…
Böyle gelmiştir, böyle gider duyarsızlığı hiçbirimize yakışmaz… Hantallığın görüldüğü yerlere çözümleyici etkin dokunuşlar yapılmalı… Çünkü insanlar mağdur oluyor, devlete güven de sarsılıyor..

Aysel N. Erduran / Hantallık ve sosyal duyarsızlık
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.