Tur rehberi Judith Strobl: Hallstatt masalsı, muhteşem bir kasaba



featured


Avrupa’nın en güzel kasabalarından biri olan Hallstatt’ta tuz madeninde tur rehberi olarak görev yapan Judith Strobl:

“Doğası, enfes manzaraları Hallstatt’ı çok özel ve muhteşem bir kasaba yapıyor. Buraya gelen ziyaretçiler özellikle gölü, kiliseyi, kasabayı çevreleyen dağları ve kasabanın her fotoğraf karesine ayrı bir güzellik olarak yansıyan görüntülerini çok seviyor. Hallstatt her mevsimde bir başka güzel olabilen çok özel bir kasaba.

Hallstatt’ta 7000 yıldır aktif olan tuz madeni mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. 1789 yılında açılan madenin uzunluğu 65 km. madeni ziyaret etmek isteyenler bu 65 km. uzunluğundaki madenin ancak 22 km.’sini yer yer yürüyerek, yer yer de araçlarla gezebiliyorlar. Tuzun tarihini öğrenip, nasıl çıkarıldığını da yerinde gözlemleyebiliyorlar.”

Pınar SAVUN-Hallstatt

Hallstatt her noktasında büyülü manzaralarla dolu küçük bir kasaba. Kasaba hala aktif olan 7000 yıllık tuz madeni ile de ünlü. Bu tarihi madeni gezerken rehber Judith Strobl ile sohbet ettik. Yaklaşık bir yıldır günde ortalama dört kez madeni gezmek üzere gelen ziyaretçileri gezdiren ve bundan büyük bir keyif alan Judith Strobl, madenin 7000 yıldır aktif olmasının insanları çok etkilediğini söyledi. Tarih öncesi çağlardan kalan ve hala aktif olan dünyanın en eski tuz madeninin olduğu dağa çıkmak için iki seçeneğim vardı; ya madenin olduğu dağa bir saatlik bir yürüyüşle tırmanacak ya da 20 kişilik kapasiteli fünikülerle çıkacaktım. Ben füniküleri tercih ettim. Kısa bir süre sırada bekledikten sonra fünikülerle tarihi tuz madenine çıktık. Fünikülerde tuz madenine doğru çıkarken Hallstatt’ın nefis manzarasını seyretmek insana bambaşka bir keyif veriyor. Tuz madeninin hemen yan tarafında bulunan Skywalk gözlem noktası da nefis göl manzarasını görmek için mutlaka gidilmesi gereken bir yer. Judith Strobl, madenin girişine vardığımızda prosedür gereği yapılması gerekenleri anlattı. Madene girebilmek için önce üzerimizdeki çanta ve benzeri eşyalarımızı kilitli dolaplara bıraktık. Madene girmek için verilen tulumları giydikten sonra Judith Strobl ile birlikte madenin girişine ulaşmak için on dakika yürüdük. Judith ile tuz madeninin girişine geldiğimizde galeri önünde sırada bekleyen kalabalık turist grubu ile birlikte 1.5 saat sürecek olan ve yerin 300 metre altına doğru ilerleyen yolculuğumuza başladık. Önce girişteki dar tünelde dikkatli bir şekilde yaklaşık 300 metre yürüdük. Yerin 85 metre altına geldiğimizde ise aşağıya doğru kaydıraklarla kaydık. Kayarken kurallara uymak önemli ve hemen belirtmeliyim ki gezide en keyifli bölüm de bu kaydıraklardan kayılan anlar. Kaydıktan sonra tuzun oluşumunun anlatıldığı galeriye vardık. Gelin yerin 300 metre altında Judith Strobl ile yaptığımız bu keyifli sohbeti birlikte okuyalım.

   Pınar Savun: Judith bize kendinden bahseder misin?

   Judith Strobl: Yaklaşık bir yıldır madende rehberlik yapıyorum. Mevsimine göre değişse de günde ortalama 4 gruba madeni gezdirip onları madenin tarihçesi ve burada yapılan üretim ile ilgili bilgilendiriyorum. Yaptığım işten büyük bir keyif alıyorum. İnsanlar madeni gezerken çok etkileniyorlar.

   Pınar Savun: Gezdirdiğin turist gruplarında madende onları en çok etkileyen ya da heyecanlandıran ne oluyor?

   Judith Strobl: Aslında farklı farklı şeylerden etkilendiklerini, heyecanlandıklarını söyleyebilirim. Özellikle çocukların madene inerken kullanılan kaydıraklardan kayarken yaşadıkları heyecan gerçekten görülmeye değer. Tabii ki büyüklerin heyecanını da. Büyükler uzun yıllar binmedikleri kaydıraklara binince farklı duygular ve heyecan yaşıyorlar. Biz burada gelen misafirlerimizi yerin 300 metre altına götürüyoruz. Bunun için de iki farklı kaydırak kullanıyoruz. Bunların dışında ziyaretçilerimiz yürüyerek madeni geziyor. Ziyaretçilerimiz buradaki kültürden de etkileniyorlar. Christina Galerisi 1789 yılında açıldı. Madenin uzunluğu 65 km, ziyaretçiler bu 65 km. uzunluğundaki madenin ancak 22 km.’sini gezebiliyorlar. Bu gezinin bir kısmını yürüyerek bir kısmını da dar tünellerden geçen araçlarla oluyor.

   Pınar Savun: Tuz madenin geçmişine dair biraz bilgi verir misin?

   Judith Strobl: Salzberg, Hallstatt’ın Tuz dağıdır. Bu dağda insanlara ait ilk buluntular yaklaşık 7000 yıl öncesine ait, yani neolitik çağa. İlk buluntular bu çağa ait geyik boynuzundan yapılmış bir kazma ve çok sayıda taş balta. Bu baltalar ağaç kesimi için kullanılmış. Geyik boynuzu ise kazma işlerinde, madencilikte kullanılmış.

   Pınar Savun: Tuz madenciliğinin başlaması ile ilgili hazırlanan simülasyon filmini az önce birlikte izledik. İnsan gerçekten bu filmi izleyince etkileniyor. Bir de burada arkeologlar tarafından bulunan ahşap merdiven var ki çok etkileyici. Bize bununla ilgili bilgi verir misin?

   Judith Strobl: Burada organize bir şekilde tuz madenciliği yapılması 15’inci yüzyıla kadar gider. Bu madende Tunç çağına ait üç maden kuyusu bulundu. 2003 yılında az önce gördüğünüz ahşap merdiven yüz metreden daha derine inen bu kuyulardan birinde bulundu.  Bu merdiven gördüğünüz gibi hala madende saklanıyor ve insanlar bu merdiveni görünce çok etkileniyorlar. Bu merdiven sekiz metre uzunluğunda ve 1-2 metre genişliğinde olup Avrupa’nın en eski ahşap merdiveni olarak tarihte yer alıyor.

   Pınar Savun: Bir de deri çuvallar var değil mi?

   Judith Strobl: Evet, bunlar da çok özel buluntular. İnsanlar bu deri çuvallarla sırtlarında 30 kiloya kadar tuz taşıyabiliyordu.

   Pınar Savun: Burayı gezen ziyaretçiler tuzun nasıl çıkarıldığını ve tuz çeşitlerini de öğreniyorlar değil mi?

   Judith Strobl: Buraya gelenler tuzun madenden tarih boyunca nasıl çıkarıldığını, gelişen teknoloji ile birlikte nelerin değiştiğini detaylı bir şekilde görüp, öğreniyor ve tuzları tatma imkanı buluyorlar. Tuzları tadarken de farkı görebiliyorlar. Hepimizin bildiği sofra tuzu, kaya tuzu ve steak üzerine konan tuzları ziyaretçilerimiz burada ayrı ayrı tadabiliyorlar.

   Pınar Savun: Bu işi yapmaya nasıl karar verdin?

   Judith Strobl: Okulumu tamamladıktan sonra burada rehber olarak görevlendirilecek birilerine ihtiyaç olduğuna dair iş ilanını gördüm. Üniversiteye gitmek yerine böyle bir deneyim yaşamaya karar verdim ve işe başvurdum. Önceleri bunu yaz döneminde yapacağım bir iş olarak düşündüm fakat bu işi ve iş arkadaşlarımı çok sevdim. Böylece devam etmeye karar verdim.

   Pınar Savun: Her gün yüzlerce ziyaretçiye tuz madenini gezdirip, tuzun nasıl çıkarıldığını gösterip, tuz madeninin tarihini anlatıyor ve tuzları tattırıyorsun. Tuzu çok sevdiğim için ben bu tadıma bayıldım. Peki, sen de tuzu sever misin?

   Judith Strobl: İşimi çok seviyorum ama tuzu sevmiyorum. (Gülüşüyoruz.)

   Pınar Savun: Hangi tuz çeşidi daha sağlıklıdır?

   Judith Strobl: Doğal tuz yani kaya tuzu en sağlıklı tuzdur.

   Pınar Savun: İnsanlar tuzu alırken nelere dikkat etmelidir?

   Judith Strobl: İyi bir şef iseniz ve özellikle etlere özel bir lezzet katmak istiyorsanız premium tuz kullanmanızı öneririm ama eğer sağlıklı yaşamak ve iyi bir tuz tüketmek istiyorsanız doğal tuzu yani kaya tuzunu tüketmenizi önereceğim. Kaya tuzu yemeklerde de rahatça kullanılabilen ve sağlıklı beslenmek isteyenlerin tercih edebileceği bir tuzdur.

   Pınar Savun: Bu işte uzun yıllar kalmayı düşünüyor musun?

   Judith Strobl: Doğrusu bazen burada günler bizim için çok uzun olabiliyor. Yüzlerce ziyaretçi ve turu defalarca tekrarlıyor olmak yorucu olabiliyor. Ben aslında insanlarla bu şekilde doğrudan iletişim halinde olacağım bir iş yapacağımı hiç düşünmemiştim. Bu nedenle de aslında yapmakta olduğum işi her ne kadar severek yapıyor olsam da hayalimdeki iş bu değildir. Şu anda buradayım ve yaptığım işi ve iş arkadaşlarımı çok seviyorum ama bu işi sonsuza kadar yapacağımı düşünmüyorum.

   Pınar Savun: Peki, hayalinde nasıl bir iş var?

   Judith Strobl: Hayvanlarla ilgili bir şeyler yapmak istiyorum. Hayvan barınaklarında çalışmak istiyorum ama buralarda iş bulabilmek öyle o kadar kolay değildir. Severek yapacağım yeni bir iş bulana kadar burada kalacağım.

   Pınar Savun: Günde kaç tur yapıyorsun?

   Judith Strobl: Kışta günde 2-3 defa tura çıkıyorum, yazda bu 4 ya da 5 defaya çıkıyor.

   Pınar Savun: Madenin bulunduğu Hallstatt kasabası gerçekten çok güzel masalsı bir kasaba, sana göre bu kasabayı özel kılan nedir?

   Judith Strobl: Burayı özel kılan doğası, manzaraları, gölü ve tuz madenidir. Ben burada olmaktan ve yaşamaktan çok mutluyum. Kış aylarında karla kaplı dağlarla çevrili olan bu kasaba baharın gelmesiyle yemyeşil doğası ve çiçekleri ile herkesi büyülüyor.

  Pınar Savun: İşini çok severek, aşkla yaptığını gördüm. Bunu neye bağlamak lazım?

   Judith Strobl: Bir iş yapacaksanız bunu severek, aşkla ve tutkuyla yapmalısınız. Çünkü işinizi bu şekilde yapmazsanız mutsuz olursunuz. Eğer bir işi zorla sevmeyerek yaparsanız bu sizin sağlığınızı da olumsuz etkiler. Mental olarak kendinize zarar verirsiniz. Bu nedenle yaptığınız işten keyif almanız, o işi sevmeniz sizin sağlığınız, huzurunuz ve mutluluğunuz için çok önemlidir. Ben işimi gerçekten severek yapıyorum ve kendimi çok mutlu hissediyorum.

   Pınar Savun: Buraya hiç gelmemiş olanlar Hallstatt’ı neden ziyaret etsinler?

   Judith Strobl: Buranın muhteşem doğasını, kartpostal gibi olan manzaralarını görmek, 7000 yıllık halen aktif olan tuz madenini ziyaret etmek için gelmelidirler. Hallstatt Avrupa’nın en güzel kasabalarından biridir.  Buradaki insanlar çok misafirperver ve çok dost canlısı insanlardır. Buraya çok fazla turist geliyor. Burası o kadar güzel bir kasaba ki hayatınızda böylesi muhteşem bir kasabayı mutlaka bir kez olsun ziyaret ederek görmelisiniz.

   Pınar Savun: KIBRIS okuyucularına nasıl bir mesaj göndermek istersin?

   Judith Strobl: Hayatınızı güzel yaşayın, keyif alacağınız şeyler yapın ve her gününüzün güzel olması için çaba sarf edin.

Hallstatt Avusturya’da küçük, şirin, masalsı bir kasaba. Hallstätter Gölü’nün güneybatı kıyısı ile Dachstein masifinin dik yamaçları arasında yer alan muhteşem bir görselliğe sahip bu kasaba, Salzkammergut bölgesinde, Salzburg ile Graz’ı birbirine bağlayan yol üzerinde yer alıyor. Bin dolayında yerleşik bir nüfusa sahip Hallstatt, tarih öncesi çağlardan kalma tuz üretimi ile biliniyor ve dünya tarihinin en eski, 7000 yıllık, tuz madeni burada yer alıyor. Her noktasında büyülü bir manzaraya sahip Hallstatt, 1997 yılında UNESCO tarafından Avusturya’da Dünya Mirasları arasında ilan edilen “Hallstatt-Dachstein / Salzkammergut Kültürel Peyzajı”nın merkezinde yer alıyor.

0
mutlu
Mutlu
3
alk_
Alkış
2
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
Tur rehberi Judith Strobl: Hallstatt masalsı, muhteşem bir kasaba

Yorumlar kapalı.