Prof. Dr. Deren: Anne karnındaki bebeklere müdahalede çok iyiyiz



featured


Yüksek riskli gebelik uzmanlık alanında Türkiye’de önemli bir isme sahip olan Prof. Dr. Özgür Deren:

“Eskiden gözden çıkarılan anne karnındaki bebeklere acaba bir şey yapabilir miyiz, nasıl yapabiliriz ile fetal cerrahi, anne karnında bebeklere müdahale başladı. İlk başlangıçta çok basit işlemler yapılırken, şimdi artık biz Hacettepe olarak Türkiye’de tek, dünyada da ise sayılı merkezlerden biriyiz. Anne karnında bebekteki kalp damarlarındaki darlıkları açabiliyoruz, omurga açıklıkları, mesane tıkanıklıkları gibi birçok ameliyatlar ve lazerle müdahaleler yapabiliyoruz.

“Sigaranın içerisinde 5 binden fazla hidrokarbon vardır. Biz bazen yiyeceklerin içerisinde bazı zararlı maddeler olduğunu okuyoruz ya, sigaranın içerisinde bunlardan binlercesi vardır. Gebelik komplikasyonlarının hangisine baksanız ilk üçü içerisinde sigara kullanımı vardır. Anne adaylarının bebekleri için yapabilecekleri en iyi şey eğer sigara içiyorlarsa sigarayı bırakmalarıdır.”

Pınar SAVUN – ANKARA

Prof. Dr. Özgür Deren ile Ankara’da Cinnah Caddesi’nin üzerinde bulunan kliniğinde buluştuk. Önce Kıbrıs usulü kahveler içildi. Kahveler içilirken Özgür Bey’in telefonu çaldı. Arayan annesiydi. “Ne yapan ya anam” diye telefonu açtı. Bu arada gülüştük. Annesine Kıbrıs’tan misafirleri olduğunu söyleyip, birazdan geri arayacağını belirterek telefonu kapattı. Üniversite ve sonrasındaki yıllarını Ankara’da geçirmiş olan Özgür Bey annesinden gelen telefonla birlikte Kıbrıs ağzı ile konuşmaya başlamıştı. Telefonu kapatınca, “Annem arayınca otomatik konuşmam değişir.” dedi.

Kıbrıs yemeklerini bulmakta bir sorun yaşamadığını söyleyen Özgür Bey Kıbrıs’ın ortamını ve insanlarını çok özlediğini belirtti. Türkiye’de özellikle riskli gebelik konusunda önemli başarılara imza atarak öncülük eden bir Kıbrıslı Türk olan Özgür Deren, yüksek riskli gebeliğin yan dal uzmanlık alanı olarak kabul edilmesinde etkin rol oynadı.

Kurucu başkanı olduğu Perinatoloji Uzmanları Derneği Başkanlığı görevini yürüten Özgür Bey ile riskli gebelikten başladık, anne karnında bebeğe müdahaleden, normal ve sezeryan doğuma, menopoza kadar kadını jinekolojik olarak ilgilendiren birçok şeyi konuştuk. Çok değerli bir bilim insanı olan Özgür Bey ile yaptığımız bu bilgilendirici özel sohbeti gelin birlikte okuyalım.

  Pınar Savun: Özgür Deren kimdir, bize kendinizden bahseder misiniz?

  Prof. Dr. Özgür Deren: 1964 Larnaka doğumluyum. İlk öğretimimi Şehit Tuncer İlkokulunda yaptım. 1981 TMK mezunuyum. Sonra Üniversite için Ankara’ya geldim o tarihten beridir Ankara’da yaşıyorum. Ankara Tıp Fakültesi sonrasında Hacettepe Üniversitesinde kadın doğum ihtisası yaptım. 1993 yılında Amerika Birleşik Devletlerine gittim. 1995 yılına kadar orada yüksek riskli gebelikler üzerine ‘fellowship’ yaptım. 1996 yılından beridir Hacettepe Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. Bu arada Türkiye’de yüksek riskli gebelik yan dalı 2010 yılında başladı. Bu konularla 2010 yılına kadar kadın doğum camiası ilgileniyordu. Yan dalın ortaya çıkması ve ihtisaslaşması sürecinde bayağı etkin bir rol aldım. O dönemin derneklerinde ve o dönemin hükümetleri ile çok yoğun çalıştım. Onları bu yan dalın Türkiye için önemli olacağına ikna ettim, sonrasında bu ihtisas başladı. Türkiye’de o dönemden sonra hem anne hem de bebek ölümlerinde ciddi bir şekilde azalma oldu. 2008-2009 yıllarından sonra bu azalmayı görebiliyorsunuz. Bunda hem yan dalın hem de alınan önemlerin etkisi oldu. Bu konuda ülke politikasının belirlenmesine yardımcı olabildiğim için içim çok rahat. Şimdi de 2010 yılında kurucu başkanı olduğum Perinatoloji Uzmanları Derneğinin başkanlığını yürütüyorum.

  Pınar Savun: Perinatoloji nedir bize biraz anlatır mısınız?

  Prof. Dr. Özgür Deren: Yüksek riskli gebeliktir. Üç yıllık bir üst ihtisas gerektirir. Türkiye’de 2010 yılından itibaren kadın hastalıkları ihtisasının ardından üç yıl daha bir üst ihtisas yaptıktan sonra bu uzmanlık alanında hizmet verebiliyorsunuz.

   Pınar Savun: Hangi durumlarda fetal (bebeğin anne karnındaki sağlığına yönelik cerrahi müdahale) cerrahiye ihtiyaç duyulur?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Zaman içerisinde fetüsün hakları ile fetüs birey olarak öne plana çıkmaya başladı. Son on-onbeş yıldır iyice bu arttı. Eskiden gözden çıkarılan anne karnındaki bebeklere acaba bir şey yapabilir miyiz, nasıl yapabiliriz ile fetal cerrahi başladı. Anne karnında müdahale başladı. İlk başlangıçta çok basit işlemler yapılırken, şimdi artık biz de Hacettepe olarak dünyada bu konuda sayılı merkezlerden biriyiz, bebekteki kalp damarlarındaki darlıkları açabiliyoruz. Türkiye’deki tek merkez biziz ve dünyada da sayılı beş-altı merkezden bir tanesiyiz. Yine omurga açıklıkları ameliyatları, lazerle bazı ameliyatlar, mesane tıkanıklıklarında bazı ameliyatlar yapıyoruz. Yelpaze gittikçe genişliyor. Aslında bizi bu aşamada durduran en önemli sınırlayıcı etken teknolojinin, kullanılan cihazların yetersiz kalmasıdır. Teknolojinin henüz daha minyatür, o küçük bebekle uğraşabilecek bir düzeye gelmemiş olmasıdır. Yoksa dışarıda yapılan her şey bu cihazlar biraz daha gelişirse muhtemelen anne karnında da yapılabilecek.

   Pınar Savun: Karın içi bebek kaybı yüzde kaç şu anda, ya da eski ile kıyaslanacak olursa durum nasıl?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Döllenmeden sonra bunların yüzde 70-80’i düşükle sonuçlanır. Bunların çok büyük bir kısmı genetik sorunlardır. Onuncu haftayı geçtikten sonra ki asıl sorunlu bebeklerin büyük bir kısmı bu dönemde kaybedilir ve bunlara çok bir şey yapamıyoruz ama onuncu haftadan sonra bu oran yüzde birin altına iniyor. Yapısal kusurları olan bebeklere yardım etmeye çalışıyoruz, bu da genelde doğumsal olarak doğum esnasında yüzde 3-4 civarındadır. Teknoloji ilerledikçe her şey daha iyiye gidiyor.

   Pınar Savun: Anne bebek ölümlerinin başlıca nedenleri nelerdir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Anne ölümlerinin en sık nedenleri, ki bu Dünya Sağlık Örgütü ile Dünya Bankasının kullandığı ülkenin gelişmişlik kriterlerinden bir tanesidir. Gelişmiş ülkelerde akciğere pıhtı atma ön plandayken, gelişmekte olan ülkelerde kanama, enfeksiyon ve gebelik zehirlenmesi dediğimiz hastalıklar ilk üçe girer. Tabii ki kanama için alt yapınızın iyi olması lazımdır. Benim felsefeme göre kan olmayan yerden doğum olmamalıdır. Yani kanamanın doğum esnasında ne zaman olacağını ve ne kadar olacağını bilemezsiniz. Dolaşan kanın yüzde 15-20’si bir dakika içerisinde rahimden geçer. Düşünün bir dakikada bir litrelik bir dolaşım var orada. Bir kanama olduğu zaman ne kadar çok kanayabileceğini doğum yaptıran bilir ve bizim çok endişe ettiğimiz durumlardan biridir bu. Türkiye’de Anne Ölümleri Komisyonunun da üyesiyim. Yıl boyunca yaklaşık 180-200 anne adayımızı kaybediyoruz, bunları tek tek nasıl önleyebilirdik diye 40-50 kişilik komisyonda oturup tartışıyoruz. Ne yapılabileceğini, neyi farklı yapabileceğimizi konuşuyoruz. Ancak tek tek üzerine düşerseniz bir mesafe kat edebilirsiniz, bu konuda da doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum.

Pınar Savun: Riskli gebelik ne demektir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Riskli gebelik yelpazesi çok geniştir. İleri anne yaşından tutun, obeziteye kadar, kronik bir hastalığı olan, diyabet, kronik böbrek, kronik hipertansiyon, yani annede eşlik eden bir hastalık varsa ya da anne bir önceki gebeliğinde bir komplikasyon geçirmişse, kanamışsa, gebelik zehirlenmesi geçirmişse, erken doğum olmuşsa, bunun haricinde bebekle ilgili bir sıkıntı çıkmışsa bunların hepsini riskli gebelik olarak değerlendiriyoruz. Tabii ki ailede bir genetik hastalık varsa, ki Kıbrıs’ta talasemi taşıyıcılığı yüksektir, bunlara önceden bakmak gerekir. Yelpaze çok geniş. Ne kadarı girer derseniz tüm gebelerin yüzde 15’i belki 20’si kullandığınız kriterlere göre buraya girebilir. Obezite ve ileri yaş anne gebeliği çok arttı.

   Pınar Savun: Sağlıklı bebek doğurabilmek için ideal anne yaşı kaçtır?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Yaştan ziyade, gebelik esnasında çıkabilecek komplikasyonlar ve sorunlar genelde 35-37 yaşlardan sonra hızla artmaya başlıyor. Burada bir tek yaş olarak düşünmemek lazım. Yaşla birlikte gelen diğer hastalıklar da riski artırıyor. Mesela tansiyonun, diyabetin 40 yaşından sonra çıkma şansı artar. Dolayısıyla 36-37 yaş sonrasında artmaya başlar, 38 yaşından sonra sorunlu hamilelik yaşama şansı iyice artar. 38 yaş altı uygun diyebiliriz.

   Pınar Savun: Sizin gözlemlediğiniz anne adaylarının en büyük endişeleri nelerdir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Anne adayları genelde kendilerinden ziyade çocukları için endişelenirler. İlk doğumda ne olacağını bilemedikleri için bebekle ilgili endişelenirler. İkincisi doğumla ilgili çok endişelenirler. Yani doğum nasıl olacak, bizde hep ‘seni doğururken biz neler çektik’ gibi bir yaklaşım vardır. Bu nedenle küçük yaşlardan itibaren bir doğum korkusu istemeden de olsa kadınlarımıza enjekte ediliyor. Sezeryan taleplerinin arkasındaki en büyük nedenlerden biri de budur. Hastaların çoğu doğum eylemini çekmek yerine sezaryen olmayı tercih ediyorlar. Yine önemli bir grup da bir önceki gebelikte eğer bir sorun yaşamışsa o sorunun tekrar olmasından çok endişe ediyor. Doğum yaklaştıkça endişeleri çok fazla artıyor. Biz bir miktar da psikologların işine el atıyoruz Hastaları rahatlama ve o güveni verme konusunda etkin rol alıyoruz.

   Pınar Savun: İki nesil öncesine bakıldığında o kadınlarda da endişe vardı. Şu andaki neslin doğum algısı çok daha farklı. Sezeryan bir seçim olarak görülmeli mi yoksa mecburi bir seçenek olarak mı değerlendirilmelidir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Eğitim vermeliyiz ama neden sezeryan istediğine bakmalıyız. Sezeryan istenmesindeki en önemli neden doğum eyleminden korkmalarıdır. İşte orada eğitim vermek ve ağrısız doğumu sağlamak lazımdır. Vücut kadının, hayat kadının olmalıdır. Sezeryan talebinde altta yatan nedenler iyi irdelenmelidir.

   Pınar Savun: Doğumlarda doulalarla, doğum eğitmenleri ile çalışıyor musunuz? Doğum destekçileri ile birlikte yol alıyor musunuz?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Doğum destekçisi ya da doulalardan ziyade bu ebelerin görevi aslında. Elinizde eğer yeterli sayıda ebe varsa, bunlar belirli bir yere kadar desteklemeli, doğumu bir yere kadar taşımalıdır. Hatta bazı ülkelerde doğumu da ebeler yaptırıyor ve sorun çıktığı zaman ancak bir doktora danışıyorlar. Bunun için de ciddi bir eğitim lazımdır. Doğum destekçiliği biraz da eleman eksikliğinden doğan ikinci bir sektör gibi ortaya çıktı.

   Pınar Savun: Doğum öncesinde doulalıkta verilen eğitimler vardır. Nefes eksersizleri ile yogalarla, bilgisel destek mental olarak doğuma hazırlığa destek veriliyor.

   Prof. Dr. Özgür Deren: Bu ayrı bir meslek mi olmalı. Bu normalde sizin hemşire ve ebenizin, alt yapınızın sağlaması gereken şeyler. Ben bunu söylüyorum yoksa tabii ki gereklidir. Ama siz bunu sağlayamayınca direk yeni bir şekilde böyle bir alan ortaya çıkıyor. Aslında önemli olan herkesin ulaşabileceği bir sistemi kurmaktır. Siz herkese bu servisi verebiliyorsanız o zaman gerçekten işe yarar. Türkiye’de yılda 1.2 milyon doğum oluyor. Özel hastanelerde bu hizmetleri verebilirsiniz ama önemli olan bunu devlette ne kadar yaptığınızdır. Bunun için de alt yapı lazım. Bunu ayrı bir meslek olarak ortaya koyacaksanız, bunun kurallarını ortaya koymanız lazım.

   Pınar Savun: Nefes egzersizleri ve hamilelik yogası doğumu kolaylaştırıyor. Siz hastalarınızı buna yönlendirir misiniz?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Doğum korkusunu yenmenin en önemli adımları bunlardır. Nefes egzersizi, yoga ile birlikte doğumla ilgili bilgilendirme önemlidir. En önemlisi ağrısız doğumu sağlamaktır. Doğuma belki ailesini, eşini, çocuklarını alabiliyorsanız doğuma almanız gerekir. Bunları sağlarsanız doğum korkulacak bir olaydan ziyade daha başka bir şeye döner.

   Pınar Savun: Gebelikte sigara kullanımının doğuma ve bebeğe etkisi nedir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Sigaranın içerisinde 5 binden fazla hidrokarbon vardır. Biz bazen yiyeceklerin içerisinde bazı zararlı maddeler olduğunu okuyoruz ya, sigaranın içerisinde bunlardan binlercesi vardır. Gebelik komplikasyonlarının hangisine baksanız ilk üçü içerisinde sigara kullanımı vardır. Bebeğin içeride büyümemesi durumunda sigara bir numaralı faktördür. Erken doğum, eşin yerinden ayrılması, tansiyon çıkması gibi durumlarda da sigara en önemli etkendir. Bunların haricinde bebek kanla, düşük oksijen basınçlarında besleniyor. Bir de siz sigara ile bunları daha da düşürürseniz bebeğe ulaşan oksijen miktarı daha da azalır ve bebeğin gelişimini olumsuz etkiler. Anne adayları bebekleri için ne yapabileceklerini soruyorlarsa eğer sigara içiyorsa, hiçbir şey yapmasa dahi sigarayı bıraksın. Bu o kadar önemli ve bizim için yeterlidir.

   Pınar Savun: Kadın hastalıkları ve doğum için doktor seçerken hastaların dikkat etmesi gereken en önemli şey nedir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: İletişim kurabileceği birini seçmeli. Çok büyük bir olasılıkla gebelik normal gidecek bir olaydır. Her gün dünyada milyonlarca doğum oluyor. Anne adaylarının kendisine destek verecek, iletişim kurabileceği aynı frekansta olabileceği, güvenilir ve ulaşılabilir bir doktor bulması çok önemlidir.

   Pınar Savun: Avrupa’da evde doğum trendi öne çıktı. Evde doğum olayına bakış açınız nedir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Bir sorun çıktığı zaman hastanın hastaneye ulaşma süresi önemlidir. Ev doğumlarında bir miktar hipoksin doğum riski artıyor. Burada neye karşı neyi tercih edeceğiniz önemlidir. Risk almak istemezsiniz evde doğum yapmamalısınız. Bugünkü Türkiye’de bunun uygulanmasını hiç doğru bulmam çünkü ciddi bir alt yapı örgütlenmesi gerekir. Yani doğum yapacak kişinin bağlı bulunduğu bir merkez olmalı ve sorun çıktığı anda o gebeyi transfer edecek bir sistem olmalı. Gerekirse helikopter inip hastayı alıp bir hastanenin üzerine inmeli. Bunu bütün Türkiye genelinde sağlamalısınız, sisteme yayabilmelisiniz. Türkiye çok büyük bir ülke, coğrafik olarak alanı da çok geniş. Bunun için ciddi bir örgütlenme şart.

   Pınar Savun: İnsan neslinin gelişimi açısından bir bebeğin dünyaya nasıl geldiği önemli mi?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Nasıl geldiğinden ziyade nasıl yetiştirildiği önemlidir. Küçükten alıp bir yaşa kadar nasıl eğittiğiniz önemlidir. Çocuk işlenmemiş bir hamurdur. Onu nasıl şekillendirirseniz o şekilde gider. Kişilik sonradan şekilleniyor. Yani doğumun vajinal ya da sezeryan olması ile ilgili bir bağlantısı yoktur.

   Pınar Savun: Anne ve bebeği ilk kez buluşturuyor olmak size ne hissettirir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Biz günlük hayat içerisinde bir bebeğin oluşumun ne kadar mucizevi olduğunu kaybediyoruz. Bir araştırmada okudum, bir insanın DNA birleşiminin o şekilde olma olasılığı görünür evrendeki atomlardan üç kat daha az. Doğum zaten mucizevi bir olay. Bir insanın olabilmesi için 20 bin tane gen var, bu 20 bin geni bir orkestradaki 20 bin enstrüman olarak düşünün ve bunlar bir senfoni yapıyorlar ve o kadar birbirleri ile uyumlu çalışmaları gerekir ki ortaya güzel bir melodi çıksın. Bir tanesi sorun çıkarırsa o zaman sıkıntı olabiliyor. Aslında sorun çıkma olasılığı o kadar yüksekken pratikte o kadar da yüksek olmuyor. Her çocuğa bir mucize olarak bakıyorum. Günlük hayatta biz bunu kaçırıyoruz. Bebek ile annenin ten tene teması da çok önemlidir. Mutlaka bunu sağlamaya çalışıyoruz ve annenin bebeğini hemen emzirmesini istiyoruz.

   Pınar Savun: Doğuma babaları almanız aile olma duygusunu güçlendiriyor mu?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Ben babaları hem doğuma hem de sezeryana alıyorum ve girmeleri için teşvik ediyorum. Babalar bu olayın dışında kalmamalıdır.

   Pınar Savun: Mesleğinizi yaparken en büyük motivasyonunuz nedir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Doğum ve insanlara yardım etme duygusu müthiş bir manevi tatmin sağlıyor. Mesleğin en önemli kısmı o manevi tatmindir.

   Pınar Savun: Hayatta büyük başarılar yakalamış, yoğun iş temposu olan insanlar bir yerde ailelerini ihmal edebiliyor. O dengeyi kurmak çok da kolay olmuyor. Siz bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Bana göre sağlıyorum ama aslında onlara sormak lazım. Mutlaka bir yerlerden ödün vermek zorunda kalıyorsunuz. Ama zaman geçtikçe artık onlara daha fazla zaman ayırmaya çalışıyorum ancak insan o iş temposunda bazen bazı şeyleri kaçırıyor.

Pınar Savun: Bir kadın menopoz hakkında neleri bilmelidir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Menopozun doğal bir olay olduğunu bilmelidir. Bu konuda da kadınlar korkutuluyor. Ama aslında menopoz temelde kadında yumurtalıkların işlevini kaybetmesi, yani doğurganlığını kaybetmesidir ve kadın onun haricinde bir şey kaybetmiyor. Çıkabilecek hormonal değişikliklerle de baş edebilecek hem yöntemler hem de ilaçlar var. Bu nedenle menopozdan korkmamak lazım.

   Pınar Savun: Her kadının yıllık olarak yaptırması gereken kontroller hangileridir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Smear testi önemli. Eskiden smear testine sadece sitolojik olarak bakıyorduk ama artık bir de buna HPV virüsü eklendi ve eskiden iki-üç yılda bir iken şimdi beş yılda bire evrildi. 30 yaştan sonra başlanıyor. Bazı yerler 25 yaşı da önerebiliyor. Aslında bu rahim ağzı kanserini önlemek için önemlidir. Kadınlarda ikinci en sık görülen kanser türü meme kanseri. Bu nedenle 40 yaş üzerinde belli bir yaşa kadar düzenli mamografi yapmak lazım. Temelde kadınlar için kadın doğum açısından yapılması gereken en önemli testler smear testi ve mamografi. Yıllık muayene de önemlidir ve ihmal edilmemelidir.

   Pınar Savun: Kıbrıs’a dair en çok neyi özlüyorsunuz?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Ortamını çok özlüyorum. Oradaki hayatın yavaş akmasını, insanlarının tavrını, havanın ılıman olmasını, bütün o ortamı özlüyorum. Yemeklere ulaşabiliyorum. Benim Kıbrıs’tan çok hastam olduğu için gelirken elleri boş gelmiyorlar.

  Pınar Savun: Adaya temelli dönüş yapmayı hiç düşündünüz mü?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Emekli olduktan sonra dönerim diye düşünüyorum. Ama benim yaptığım iş çok spesifik bir iş. Kıbrıs’ta bu işi yapamam. Onun için çalışırken dönmek zor ama Kıbrıs aklımın bir köşesinde hep var.

   Pınar Savun: Mesleğinizde unutamadığınız bir anınız var mı?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Beş altı kez düşük yapmış bir hanımefendinin yedinci gebeliği idi ve kanama ile geldi. Bayağı da bir kanaması vardı. Ameliyathaneye aldık ve kürtaj yapacağız ama elim de gitmiyor. Biraz bekleme kararı aldım. Elime tampon alıp kanamayı bastırıp beklemeye başladım. Kanaması biraz azalmaya başladı. Hadi biraz daha bekleyelim dedim. Ameliyathanede müdahale edecek gibi bir buçuk iki saat daha bekledik: Sonra iyice azaldı. Sonra o gebelik doğumla sonlandı. Bu benim için önemli bir olay. Normal şartlarda kürtaj yapılması gereken bir vakaydı yapsaydık bebeği kaybedecektik. Yapmadım. Ben genelde sınırları zorlamayı severim, kolay pes etmem, alternatif ne yapabilirim diye hep planlarım.

   Pınar Savun: İşinizin zorlukları nelerdir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: İşin fiziksel zorlukları var, gecesi gündüzü yok ama aslında bizi zora sokan çaresiz kalmaktır. Hastaya yardım edemediğiniz durumlar en zor anlardır. Boşa ümit veremezsiniz ve o anda hastaya doğruyu söylemek çok zordur.

  Pınar Savun: Doğum ve ameliyat ekibinizde aradığınız özellikler nedir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: En önemlisi hasta ile iyi iletişimdir. İkincisi bilgi, üçüncüsü de ekip içi iletişim ve güven. Bunlar çok önemlidir.

Pınar Savun: 2002 yılında değerli bir ödül aldınız bununla ilgili bize bilgi verir misiniz?

   Prof. Dr. Özgür Deren: O dönemde olan ama artık çok sık görülmeyen kan uyuşmazlığı ile ilgili bebeklere anne karnında kan vererek doğuma kadar getirmeye çalışıyorduk ama kan verme zamanını belirlemekte ciddi sorun yaşanıyordu. O araştırmada kan vermenin zamanlaması ile ilgili bir çalışma yaptık ve o çalışma ile tedavinin zamanlaması bir protokole oturmuş oldu ve onunla çok daha rahat kan vermeye başladık. Teknolojinin ilerlemesi ve insanların daha çok bilgilenmesi ile kan uyuşmazlığını artık çok nadir görüyoruz.

   Pınar Savun: Ailenizden aldığınız en değerli özellik nedir?

   Prof. Dr. Özgür Deren: İnsanlarla iyi iletişim kurabilmek bir de dürüstlük.

   Pınar Savun: Çok yoğun çalışan birisiniz. Kendi iyi olma halinizi nasıl desteklersiniz?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Sporu çok severdim, diz sorunundan dolayı spor yapamaz oldum. Şimdi müzik dinliyorum, biraz DJ’lik portunda oynuyorum. Bunun haricinde doğayı severim, çocuklarla vakit geçiririm.

   Pınar Savun: Bu mesleği seçmeseydiniz, ne olmak isterdiniz?

   Prof. Dr. Özgür Deren: Rakamları çok severim. TÜBİTAK’ta lise yıllarında matematik ve fizik alanında ödüllerim vardı. Finans ya da ekonomi-işletme olabilirdi.

0
mutlu
Mutlu
3
alk_
Alkış
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
Prof. Dr. Deren: Anne karnındaki bebeklere müdahalede çok iyiyiz

Yorumlar kapalı.