Dünya’nın derinliklerinde başka bir gezegenin kalıntıları mı var?



featured



Dünya’ya çarptı, Ay’ımızı doğurdu ve yer kabuğunun içine gömüldü…

‘Büyük çarpma’ olarak bilinen bu yaklaşım Ay’la ilgili pek çok şeyi açıklıyordu. Peki Theia’ya ne oldu? Bilim insanları bir krater ya da protogezegen parçası gibi önemli kanıtlara sahip değildi. Büyük cisimden geriye kalan pek bir şey yoktu. (Ya da bize öyle geliyordu.)

Çarşamba günü Nature dergisinde yayınlanan bir çalışmada Çin, ABD ve Birleşik Krallık’tan araştırmacılar Theia’nın parçalarının ‘Dünya’nın içinde’ olduğunu ileri sürdü. Makalede Theia’nın bazı parçalarının çarpışmadan sonra Dünya’nın mantosu ile çekirdeği arasındaki sınırda, yüzeyin 2 bin 900 km altında olduğuna ilişkin bulgular paylaşıldı.

Araştırmayı yürüten Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden Dr. Qian Yuan, “Dünya’nın derinliklerine baktık ve Theia’nın büyük parçalarını bulduk” dedi.

 

Bilim insanları bir gezegeni ararken ilk defa teleskop yerine sismolojiyi kullandı

Dr. Yuan sosyal medya hesabından Nature dergisinin kapağını paylaşarak, “Bir ilk: Teleskoplar yerine sismoloji kullanarak yeni bir astronomik nesne, bir ‘Gömülü Gezegen’ tespit ettik. Bu cisim, 4,5 milyar yıl önce Dünya ile çarpışarak Ay’ımızı oluşturan gezegen Theia’dan geriye kalanlar” diye yazdı.

Yuan’ın bu konuya merakı Arizona Eyalet Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisiyken aldığı gezegen jeokimyası dersi sırasında başlamış. Profesörün basit bir soru sorduğunu hatırlıyor: “Theia şu anda nerede? İşte bu soru beni harekete geçirdi ve bu konu üzerine düşünmeye sevk etti.”

Teoriye göre; Theia’nın bir kısmı şu anda Ay’ı oluşturuyor. Fakat şayet Mars büyüklüğündeyse, kütlesinin büyük bir kısmının Dünya’ya düştüğü söylenebilir. Bunun bir kısmı muhakkak eridi ve Dünya’nın minerallerine karıştı. Ama belki de protogezegenin bazı parçaları hiç bozulmadan kalmayı başardı.

Dr. Yuan, Dünya’nın derinliklerinde, çekirdek ile manto arasındaki sınırda bulunan iki gizemli yapının bu parçalar olup olmadığını merak ediyordu. Biri Batı Afrika’nın, diğeri Pasifik Okyanusu’nun altında bulunan bu gizemli yapılar bir kıta kadar geniş bir alana yayılıyor ve mantonun yüzlerce kilometre içine doğru uzanıyordu.

Araştırmacılar yarım yüzyıl önce sismik dalgaların bu bölgelerden geçerken yavaşladığını fark etti. Bu yapılar hakkında var olduklarından başka pek bir şey söylemek mümkün değildi. Zira sismik veriler gezegenin sonogramı gibi yapının bulanık görünümlerini sunuyor; sıcaklığı ya da nelerden oluştuğunu göstermiyor. Örnek almak için gezegeni o kadar derinlemesine delmek ise imkânsız.

Batı Afrika’nın altındaki leke, Kanadalı jeofizikçi ve levha tektoniği teorisinin öncülerinden J. Tuzo Wilson’a atfen Tuzo olarak biliniyor. Pasifik Okyanusu’nun derinliklerinde yer alan diğeri ise jeodinamik teorisine önemli katkılarda bulunan W. Jason Morgan’a atfen Jason olarak adlandırılıyor.

Bazı bilim insanları Tuzo ve Jason’ın bir zamanlar yüzeyi kaplayan magma okyanusunun kristalize olmuş ve mantonun geri kalanına hiç karışmamış parçalarından oluştuğunu öne sürmüştü. Kimileri ise bu yapıların mantonun içine batmış okyanus kabuğu parçaları olabileceğini düşündü.

 

‘Theia’nın kalıntıları yerkabuğunun derinliklerinde gizleniyor’

Dr. Yuan ve meslektaşları, Theia ve Dünya’nın çarpışma sırasında ve sonrasında hareketlerini gösteren bir dizi bilgisayar simülasyonu gerçekleştirdi.

Modeller, çarpışmanın Dünya’nın kabuğunu ve mantosunun dış kısmını erittiğini ve bunlara Theia parçalarının karıştırdığını ortaya koydu. Ay ise işte bu büyük çarpışmada ortaya çıkan enkaz yığınından oluşmuştu. Ayrıca simülasyonlar Theia’nın yüzde 10’dan fazlasının Dünya’nın derin mantosuna gömülmüş olduğunu gösteriyordu. Theia’nın mantosunun demir açısından Dünya’nınkinden daha zengin olduğuna inanıldığından bu daha yoğun parçalar Dünya’nın çekirdek-manto sınırına batmış olabilirdi.

Zürih’teki İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nde jeofizik profesörü olan ve yeni çalışmada yer almayan Paul Tackley, simülasyonların ikna edici bir hipotez ortaya koyduğunu ancak bunun bir kanıt olmadığını söylüyor. Ancak araştırmayı, “Bana göre çok ilginç ve özgün” sözleriyle yorumluyor.

Evet, şimdiye dek Samanyolu’nda Dünya’ya benzeyen bir ötegezegen bulamadık. Yuan, Ay’ı oluşturan antik çarpışmanın Dünya’nın evriminde olası etkisine dikkat çekiyor ve “Dünya’nın jeolojik olarak diğer kayalık gezegenlerden farklı olmasının temel nedenlerinden biri olabilir” diye ekliyor.

0
mutlu
Mutlu
0
alk_
Alkış
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
Dünya’nın derinliklerinde başka bir gezegenin kalıntıları mı var?

Yorumlar kapalı.