Bilim insanları tarih açıkladı!



featured



Güneşimiz sadık ve ebedi yol arkadaşımız. Tıpkı bir saat gibi bize güven veriyor. Onun gökyüzündeki yolculuğu zamanı ölçmemizi sağlıyor. İzlediği yol aynı zamanda Dünya’daki mevsimlerin kaynağı.

Tüm bunlarla birlikte ona yakından baktığımızda pek de sakin olduğunu söyleyemeyiz, zira büyük bir değişkenlik ve aktivite sergiliyor. Güneş patlamaları düzenli olarak büyük radyasyon salınımlarına neden oluyor. Güneş lekeleri adı verilen daha karanlık ve soğuk alanlar ortaya çıkıyor. Ayrıca güçlü patlamalarla uzaya solar partikül adı verilen materyaller yayılıyor.

Güneş’teki hareketlilik aşağı yukarı 11 yılda bir zirve yapıyor. Bir sonraki zirve noktası Temmuz 2025 olarak tahmin ediliyordu. Fakat görünen o ki bir sonraki ‘solar maksimum’ beklediğimizden daha erken gerçekleşecek.

Tahminlerde bulunabilmemiz ve hazırlık yapabilmemiz için iyi bir bilimsel bir modele ihtiyacımız var. NASA ve ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi uzun yıllardır bunu oluşturmaya çalışıyor.

Güneş aktivitesini tahmin etmek için çeşitli yöntemler bir araya getiriliyor. Bu yöntemlerle bir sonraki güneş maksimumunun (yani zirve noktasının) tarihi Temmuz 2025 olarak tahmin edilmişti. Ve bu zirvenin (bir önceki güneş döngüsü sırasındaki maksimum gibi) nispeten zayıf olacağı tahmin ediliyordu. Bu döngü Aralık 2008’den Aralık 2019’a kadar sürmüş ve Nisan 2014’te ise zirve yapmıştı.

Ancak NASA’dan bilim adamı Robert Leamon ve ABD Ulusal Atmosfer Araştırma Merkezi (NCAR) müdür yardımcısı Scott McIntosh liderliğindeki bir ekip tarafından alternatif bir tahmin yayınlandı. Ekip, döngünün zirve noktasının bir yıl önce, yani 2024’ün ortalarında gerçekleşeceğini söylüyor. Ayrıca Güneş lekesi miktarının resmi tahminin iki katı olacağını, bunun da bir aktivite göstergesi olduğunu ekliyor. Güneş gözlemleri şu anda bu alternatif tahmini destekliyor.

 

Yüksek Güneş aktivitesi bizim için ne anlama geliyor?

Neyse ki Dünya’nın bizi koruyabilecek bir manyetik kalkanı var. Güneş’ten gelen parçacıklar ve manyetik alan bize doğru hareket ettiğinde önce gezegenimizin manyetik alanıyla etkileşime giriyor. Bu manyetik alan bir dereceye kadar onları hapsederek Dünya yüzeyine çarpmasını engelliyor.

Dünya’nın manyetik kalkanı bize bir dereceye kadar koruma sağlasa da Güneş aktivitesi yine de üzerimizde etkili; gezegenimizi ve ihtiyaç duyduğumuz teknolojiyi yakından etkiliyor.

Güneş’ten gelen bu enerji iyonosferin dengesini bozarak iletişimi etkileyebiliyor. Bu da hava yolculuğunda ciddi sorunlara yol açabiliyor. Ayrıca elektrik şebekelerinde güç dalgalanmalarına neden olarak hasar yaratabiliyor. Bunun bir örneği 1989 yılında Kanada’da yaşanan büyük enerji kesintisiydi. 13 Mart tarihinde Quebec’te 6 milyon insan 9 saat boyunca elektriksiz kaldı.

Bu jeomanyetik fırtınalar iyonosfere çarptığında, daha çok ‘kuzey ışıkları’ olarak bilinen kutup ışıklarının çok daha parlak görünmesine neden oluyor. Kutup ışıkları Güneş partiküllerinin atmosferin üst katmanlarına ulaşıp atomları ‘uyararak’ yüksek enerji durumuna geçmesiyle meydana geliyor. (Bu çarpıcı görüntü en iyi gezegenimizin kutuplarına yakın yerlerinde izlenebiliyor.)

Diğer etkiler arasında atmosferin yüksek kesimlerindeki parçacık yoğunluğunun değişmesi yer alıyor, ki bu GPS kullanan cihazlarda bazı hatalara yol açabiliyor. Ayrıca Güneş patlamaları uyduları devre dışı bırakabiliyor. Çünkü dış atmosferimizin hafifçe ısınarak uzaya doğru genişlemesine, yani atmosferin kalınlığının artmasına neden oluyor. Bu da alçak Dünya yörüngesindeki uyduların irtifa kaybetmesine, hatta bozulmasına sebebiyet verebiliyor.

Buna benzer bir durum SpaceX tarafından Şubat 2022’de fırlatılan bir grup StarLink uydusunda yaşanmıştı. Ve bu hadise, Güneş şu anda gözlemlenen aktivitenin kabaca yarısını sergilerken meydana geldi. Bu nedenle uzay araçlarının ‘güvenli mod’ adı verilen ve sistemin büyük ölçüde kapatıldığı konuma geçmesi gerekebilir. Belki böylece fırtınayı atlatabilirler.

Medeniyetimiz sürekli olarak bizi elektrik altyapısına daha bağımlı hâle getirecek şekilde gelişiyor. Ayrıca teknolojimizi uzaya doğru taşıyoruz, fakat bu uzay iklimini ve onun kaynağı olan Güneş’i yakından takip etmediğimiz takdirde savunmasız kalacak bir teknoloji. Eğer neyin gelmekte olduğunu bilirsek hazırlık yapabiliriz. Evet artık elektrik şebekeleri güç dalgalanmalarına daha dayanıklı, uydular ise uzay hava koşullarından daha iyi korunacak şekilde tasarlanıyor. Fakat hâlâ yıldızımız hakkında daha kapsamlı bilgiye ihtiyacımız var.

Uzmanlar çoktandır geçmiş gözlemlerin ayrıntılı bir kaydını tutuyor ve uyduları kullanarak Güneş’i ve uzay havasını gözlemleme yöntemlerini sürekli geliştiriyor. Ayrıca Güneş aktivitesini tahmin etmemizi sağlayan bilimsel modeller geliştiriliyor. Belki de Güneş döngüsündeki bu beklenmedik durum tüm bunları yapma becerimizi bir üst seviyeye taşıyabilir.

0
mutlu
Mutlu
0
alk_
Alkış
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
Bilim insanları tarih açıkladı!

Yorumlar kapalı.