Adım atacağım yeri benden önce görüyor



featured


7-14 Ocak Beyaz Baston Görme Engelliler Farkındalık Haftası’nda, görme yetisini sonradan kaybeden 46 yaşındaki Gülşen Fındık, KIBRIS’a konuşarak, beyaz bastonun önemine dikkat çekti

 

Asıl engel bu değil… KKTC Engelliler Dayanışma Derneği Başkanı Ömer Suay, görme engelli olmanın bağımsız bir şekilde hareket etmeye engel olmadığını, asıl engelin görme engelli bireylerin önüne çıkarılan “engeller” olduğuna dikkat çekerek herhangi bir görme engelli bireyin beyaz bastonunu kullanarak, bir noktadan bir başka noktaya rahatlıkla gidebileceğini ifade etti.

 

“Hayatım değişti”… 2012 yılında görme yetisini tamamen kaybeden Gülşen Fındık, 2020 yılında KKTC Engelliler Dayanışma Derneği Başkanı Ömer Suay ile tanıştığını ifade ederek  “bana bilgisayar kullanımını, telefon kullanımını öğretti. Hayatım değişti.” diyerek görebilen bir bireyin bilgisayar ile ilgili yapabildiği her işi kendisinin de yapabildiğini açıkladı.

 

Cemre CEMAL İ- Fotoğraf / Umut ŞAHİN

 

7-14 Ocak Beyaz Baston Görme Engelliler Farkındalık Haftası.

Bu özel haftada KIBRIS ekibi beyaz bastonun önemine dikkat çekmek için KKTC Engelliler Dayanışma Derneği’nin 2016 yılından bu yana her cuma günü görme engelli bireyler için düzenlediği bağımsız hareket eğitimlerine katıldı.

Dernek Başkanı Ömer Suay önderliğinde gerçekleştirilen bağımsız hareket eğitiminde, görme engelli bireylerin güvenli ve bağımsız biçimde hareket etmeleri amaçlanmaktadır.

KIBRIS’a konuşan KKTC Engelliler Dayanışma Derneği Başkanı Ömer Suay, görme engelli olmanın bağımsız bir şekilde hareket etmeye engel olmadığını, asıl engelin görme engelli bireylerin önüne çıkarılan engeller olduğuna dikkat çekerek herhangi bir görme engelli bireyin beyaz bastonunu kullanarak, bir noktadan bir başka noktaya rahatlıkla gidebileceğini belirtti.

“Tavuk karası” hastalığı olarak bilinen Retinitis pigmentosa hastalığı nedeniyle 2012 yılında görme yetisini tamamen kaybeden 46 yaşındaki Gülşen Fındık da görme yetersizliğinin kendisine engel olmadığını ancak çevresel faktörlerin engeline takıldığını vurguladı.

Fındık, engeli insanın önüne kendi düşüncesinin koyduğunu ifade ederek “öncelikle bu engeli kaldırın, neyi, ne kadar yapabileceğinizi bulun. Yapabildiğiniz şeyler gittikçe çoğalacaktır.” çağrısında bulundu.

Suay: Tek başına harekete engel değil

 

KKTC Engelliler Dayanışma Derneği Başkanı Ömer Suay, görme engelli olmanın tek başına hareket etmeye engel olmayacağını ifade ederek görme engelli bireylerin ailesinden ya da çevresinden herhangi bir kişiye ihtiyaç duymadan da hareket edebileceğine dikkat çekti.

Görme engelli bireylerin tıpkı diğer her birey gibi yeterli birikime, yeteneğe, özgüvene ve bağımsız hareket anlayışına sahip olabilmesi halinde tek başına hayatını idame ettirebileceğinin altını çizen Suay, “Tek başına hareket edebilir, tek başına alışverişini yapabilir ve hatta tek başına istediği bir yerden bir yere rahatlıkla tüm ulaşım araçlarıyla seyahat edebilirler.” dedi.

Suay, görme engelli olmanın bağımsız bir şekilde hareket etmeye engel olmadığını, asıl engelin görme engelli bireylerin önüne çıkarılan engeller olduğunu anlattı:

“Çevre engelleri ve mimari engeller bu kategoride bizim net olarak karşılaştığımız engellerdir. Gündelik hayatın her noktasında bir görme engellinin bir yerden bir yere gidebilmesi için ortamın uygun olmaması aslında bu konudaki temel engeldir. Şehir yapısında ve çevre planlamaları bu anlamda çok önemlidir. Kaldırımlar, yollar, sokaklar, trafik gibi noktalar o bölgede yaşayan her birey düşünülerek hareket edilmezse ve empatisiz bir hayat tarzı benimsenirse engel unsuru karşımıza çıkar.”

Suay, çoğunluklar karşılaştıkları çevre engellerinin; kaldırım üzerine park edilen araçlar, kaldırım üzerine gelişigüzel bırakılan çöp konteyneri, çiçeklikler ya da gelişigüzel yerleştirilen rögar kapakları olduğunu belirterek “bunlar karşımıza çıkan en büyük engellerdir.” dedi.

Ömer Suay

Beyaz bastonun önemi

 

Herhangi bir görme engelli bireyin beyaz bastonunu kullanarak, bir noktadan bir başka noktaya rahatlıkla gidebileceğini ifade eden Suay, beyaz baston sayesinde bireylerin önünü kontrol ederek, önündeki engelleri tanımlamaya çalışarak bu süreci rahatlıkla sağlayabileceklerini hatırlattı.

Suay, her şeyden önce ülke genelinde bu yeterliliğin sağlanması gerektiğine dikkat çekerek bu noktada ilk olarak kaldırımların yeterli seviyeye getirilmesi gerektiğini belirtti:

“Sadece var olan kaldırımların düzenlenmesi değildir. Örneğin; Lefkoşa’da birçok noktada kaldırım dahi yok, değil görme engelliler gözü gören bireyler dahil Lefkoşa sokaklarında hareket etmekte zorlanıyor. Ülke genelinde kaldırımların yeterli seviyeye taşımak çok büyük bir ihtiyaçtır.”

 

Fındık: 2012 yılında görme yetimi kaybettim

 

   Doğuştan gelen bir hastalık nedeniyle 30’lu yaşlarındayken görme yetisini yavaş yavaş kaybettiğini söyleyen 46 yaşındaki Gülşen Fındık,  2012 yılında görme yetisini tamamen kaybettiğini açıkladı.

Fındık, “halk arasında “tavuk karası” hastalığı olarak bilinen Retinitis pigmentosa hastalığım nedeniyle zaman içerisinde görme yeteneğimi kaybetmeye başladım. Bu arada evlendim, işime girdim, hamile kaldım” diyerek hamileliği sırasında gözünde bozulmalar olduğunu, hastalığını da o dönem öğrendiğini anlattı.

Normal bir Retinitis pigmentosa hastasına göre daha erken yaşlarda görme kaybı yaşadığını kaydeden Fındık,

“Doktor o zaman yavaş yavaş görme yetimi kaybedeceğimi söylemişti. Ben de görme yetimi zaman içerisinde yavaş yavaş kaybettiğim için göremeyenlerin hayatına yavaş yavaş adapte olarak yeni yaşamıma alıştım.” vurgusu yaptı.

Gülşen Fındık

“Her şeyi yapabilirken yavaş yavaş yapamaz hale geldim”

 

Fındık,  Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nda idare memuru olarak çalıştığını söyleyerek görme yetisini kaybetmeye başladıktan sonra yaşamında nelerin değiştiğini şu şekilde anlattı:

“İş yaşamımda bilgisayar kullanabiliyorken kullanamaz hale geldim. Normal hayatımda araba kullanırken her yere kendi başıma gidebiliyorken bunu yapamaz oldum. Görebilen insanların tek başına yapabildiği her şeyi yapabilirken yavaş yavaş bunları yapamaz hale geldim. İş hayatımda benim için en çok gerekli olan bilgisayar kullanımıydı. Çünkü günümüz teknoloji çağı ve her iş bilgisayar üzerinde dönüyor. Görme engelli bireylerin bilgisayar kullanabildiğini görüyordum ama ülkemizde bu eğitimi bana kimin vereceğini uzun süre bulamadım. Çocuğum o zamanlar küçüktü, işe de gittiğim için bir türlü fırsat bulup başka ülkelerden de yardım alamadım. Bunun için ülkemizdeki Görmezler Derneği’ne, üniversitelerin engelliler bölümlerine başvurdum. Ancak bu eğitimi verebilecek birini bulamadım.”

 

“2020 yılında hayatım değişti”

 

   Fındık, rastgele 2020 yılında KKTC Engelliler Dayanışma Derneği Başkanı Ömer Suay ile tanıştığını ifade ederek  “bana bilgisayar kullanımını, telefon kullanımını öğretti. Hayatım değişti.” vurgusu yaptı.

Öncesindeki 5-6 yıl sürede dairede etrafta yapılan işleri dinleyerek, arkadaşlarının kendisine okuduğu yazıya ne cevap verilmesi gerektiğini söyleyerek çalıştığını kaydeden Fındık, ancak şimdilerde görebilen bir bireyin dairede bilgisayar ile ilgili yapabildiği her işi kendisinin de yapabildiğini açıkladı.

Fındık, “artık benim gözlerim işimi yapmama engel değil.  Öncesine 25 yılım dolsun malulen emekli olacağım derdim, artık ben işimi yapabiliyorum. Yaşım gelince emekli olacağım diyorum.” diyerek şöyle devam etti:

“Göremeyenlere göre bilgisayar kullanmasını, telefon kullanmasını öğrendim. Yapamadığım sadece araba kullanmak. Evimde her işi kendim yapabiliyorum, dairede bana verilen görev dolayısıyla yazışmaları yapabiliyorum. Normal insanların yaptığı gibi sosyal medya hesaplarını kullanabiliyorum, internet bankacılığı üzerinden hesap işlemlerimi gerçekleştirebiliyorum.”

 

“En büyük sorun ulaşım”

 

Fındık, şu an KKTC’de görme engelli bireylerin en çok karşılaştığı sorunun ulaşım noktasında olduğunun altını çizerek “Ben kendi imkânlarımla taksi tutarak, arkadaşlarımdan yardım alarak bir yerden bir yere gidişimi sağlayabiliyorum. İşe de gidebiliyorum ama benim bir maaşım var. Görme kaybına uğramış, maaşı olmayan çok sayıda zor durumda olan insan var.” dedi.

Bir işi “yapamam” demek yerine “nasıl yapabilirim?”, “bunu nasıl çözebilirim ki kendi başıma hareket edebilirim” anlayışının hayat felsefesi olduğunu söyleyen Fındık,  “Hiçbir zaman halimden şikayet etmiyorum. Sadece bunu nasıl asgariye indirebilirim noktasını düşünüyorum.. Engelliler Dayanışma Derneği’nde bizim gibi görme engelli olan bireylere telefon ve bilgisayar eğitimlerini öğretmeye başladım” ifadelerini kullandı.

Fındık,  yaklaşık 2 yıl önce Ömer bey sayesinde beyaz baston edindiğini ve bağımsız hareket eğitimleri almaya başladığını söyleyerek “Ömer bey bana bağımsız hareket eğitimleri vermeye başladı. Hâlâ ders almaya devam ediyorum ancak hâlâ o cesaretim tam olarak yok. Kıbrıs’ta tek başıma dışarı çıkarabilir miyim diye düşünüyorum. Tedirgin oluyorum.” dedi.

 

“Beyaz bastonum benden önce görendir”

 

Beyaz bastonun kendisi için ne anlam ifade ettiğine de değinen Fındık, “adım atacağım yeri benden önce görebilen benden önce görendir. Beyaz bastonumla önce yere dokunuyorum, orada bir şey olmadığını anladığımda rahatlıkla adımımı atıyorum. Benden önce o basıyor sonra ben arkasından adım atıyorum. Bastonum yere basınca orada bir şey olmadığını anlıyorum veya bir şey olduğunu hissedebiliyorum.” vurgusu yaptı.

Fındık, yaşadığı görme yetersizliğinin kendisine engel olmadığını ancak çevresel faktörlerin engeline takıldığını belirterek, bu nedenle beyaz baston ile dışarı çıkmaktan korktuğunu anlattı:

“Korkuyorum çünkü kaldırım olmayan yollarımız çok. Kaldırım olup üzerinde sarı çizgi olmayan yollar da çok. Görme engelliler için olan sarı çizgi varsa da üzerinde park edilmiş arabalar var. Halkımız trafikte arabalarını park ederken görme engellileri düşünerek hareket etmiyor. Biz görme engellilerin de bu nedenle cesareti kırılıyor, tek başımıza dışarı çıkamıyoruz. Ancak yanımda biri varken bastonum da elimdeyken yürüyerek her yere gidiyorum.”

 

“Var olan engel, bize engel değil”

 

Fındık, bazı engelli bireylerin yapamadıklarına odaklandığına dikkat çekerek “Engellerimiz bizim için engel olmamalı. Engeli önüne insanın kendi düşüncesi koyuyor. Var olan engel, bize engel değil. Düşüncemizdeki engel bize engel olur. Öncelikle bu engeli kaldırın, neyi, ne kadar yapabildiklerini bularak yavaş yavaş bir yerden başlamanız lazım. Yapabildiğiniz şeyler gittikçe çoğalacaktır.” şeklinde konuştu.

0
mutlu
Mutlu
2
alk_
Alkış
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
Adım atacağım yeri benden önce görüyor
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.