42 iş kazası, 4 ölüm…



featured


İSG-BİR Başkanı Güvenç Yüksel, iş yerlerindeki olası riskleri belirlemek, azaltmak veya ortadan kaldırmak için yapılması gerekenler konusunda KIBRIS’a konuştu.

Ölümler yaşandı… İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği Başkanı Güvenç Yüksel, 2024 yılında şimdiye kadar ülkemizde 42 iş kazası meydana geldiğini, 4 kazanın ise ölümle neticelendiğini ifade ederek “Yasal mevzuatı gerçek anlamda iş hayatına yansıtabilsek bu kadar çok iş kazası ile karşılaşmayız.” diye konuştu.

Ucuz işçi sorunu… Başkan Yüksel, ‘ucuz işçilik’ adı altında farklı kültürdeki kişilerin ülkeye işçi olarak getirildiğine dikkat çekerek, “İşi bilmeyen bir kişinin işi bilen kişiye göre tehlike ve riskleri çok daha fazladır. Ustalık belgeleri, yetkinlikleri yoksa işe başlamadan önce yetkinlik belgesi aldırıp eğitmek gerekiyor.” dedi.

Cemre CEMALİ

İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası 4-10 Mayıs tarihlerinde kutlandı. Hafta boyunca iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilgilendirmeler yapılırken, KIBRIS muhabiri İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği Başkanı Güvenç Yüksel ile 2024’teki verileri masaya yatırdı.

Yasaya göre iş kazaları sadece iş yerlerinde değil iş gereği olarak işyeri dışında veya işyerine gidiş gelişlerde meydana gelen beklenmedik, planlanmamış ve istenmeyen bir olayı da kapsıyor.

Veriler incelendiği zaman, 2024 yılının şu gününe kadar meydana gelen 42 iş kazasında 4 kişi yaşamını yitirdi. Kazalardan 1’i inşaatta meydana gelirken 3’ü ise trafikte gerçekleşti.

KIBRIS’a konuşan İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği (İSG-BİR) Başkanı Güvenç Yüksel, iş kazalarının nedenlerine bakıldığında birçok iş kazasının; yetersiz bilgi, yetersiz iş sağlığı güvenliği kültürünün olması, yapılan işin uzmanı olunmaması gibi kişilerin kendisinden kaynaklı hatalardan olduğunun ortaya çıktığını açıkladı.

“Bir felaket ya da kaza oluşmadan engellenmeli”

İSG-BİR Başkanı Güvenç Yüksel, Dünya Sağlık Örgütünün 28 Nisanı İş Sağlığı ve Güvenliği günü olarak ilan ettiğini anımsatarak ülkemizde de 2008 yılından itibaren bu farkındalığın artırılması için 4-10 Mayıs haftasının İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası olarak kutlandığını ifade etti.

Yüksel, İSG-BİR ve diğer kurum, kuruluşların bu hafta içerisinde hem ülkemizdeki hem de dünyadaki iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili güncel durumu değerlendirdiklerine dikkat çekerek “Bir felaket ya da kaza oluşmadan engelleyebilmek temel amacımızdır.” dedi.

Çalışma hayatında kişilerin hem fiziki hem de psikolojik olarak rahat çalışılabilecekleri güvenli, sağlıklı bir ortam yaratmanın önemine vurgu yapan Yüksel, bununla ilgili yasal mevzuatların ilk olarak 2008 yılında İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası olarak çıktığını daha sonra da birçok tüzük ve değişen koşullara göre revizyonların yapıldığını belirtti.

Yüksel, “yasal mevzuatı gerçek anlamda iş hayatına yansıtabilsek bu kadar çok iş kazası ile karşılaşmayız.” diyerek 2024 yılında şimdiye kadar ülkemizde 42 iş kazası meydana geldiğini, bunlardan 4’ünün de ölümle neticelendiğini açıkladı.

Bu rakamların sadece kayda girmiş kazalar olduğunu söyleyen Yüksel, “eminim ki daha küçük kayda girmeyen birçok iş kazası olmuştur.” dedi.

Yüksel, insan hayatının çok önemli olduğunun altını çizerek hiçbir mazeretin insan hayatının önüne geçemeyeceğini vurguladı.

Ülkemizde yaşanan iş kazalarına bağlı olarak mevcut durum ile ilgili değerlendirmede bulunan Yüksel, iş sağlığı güvenliği tedbirleri ve uygulamalarının yetersiz olduğunu ya da yer bulmadığını bu nedenle de ülkemizde de çok yüksek oranda iş kazasının meydana geldiğini açıkladı.

“Teşvik edici, yön verici olmalı”

Yüksel, değişiklik ihtiyacı olsa da iş sağlığı güvenliği ile ilgili yasal mevzuatın yeterli bir düzeyde olduğuna dikkat çekerek yapılması gerekenleri şöyle anlattı:

“Hükümet edenlerin denetlemesi, yaptırım gücünü ortaya koyması gerekiyor. Tabii bu yaptırım kişilere ceza kesmek değil, teşvik edici, yön verici olmasıdır. İş kazalarının sonuçları insan hayatı açsından da çok kötü olabiliyor. Maddi boyutu, ülkenin ekonomik durumu açısından da milli varlığın yok olmasına neden oluyor. Akla ilk olarak inşaat sektörü geliyor ama bu tedbirlerin tüm sektörlerde hayat bulması çok önemlidir. Son dönemde sanayi sektöründe meydana gelen yangınlar da olmuştu. Denetleme, farkındalık, bilinci arttırmak iş sağlığı ve güvenliği kültürünü benimsetip yaygınlaştırmak gerekiyor. Bunların temel noktasında da eğitim, ilgi yatıyor.”

Yüksel, iş hayatında yer alan herkesin güven ortamında çalışmadığı durumlarda bunu talep etme hakkı olduğunu söyleyerek “gerekli talep ve bilgilendirmeleri yapmalarına rağmen netice alamıyorlarsa ilgili yerlere bildirmeleri gerekir.” dedi.

Herhangi bir iş kazası olmadan tüm işverenlerin yasal mevzuata uygun şekilde risk değerlendirme raporlarını, eğitimlerini gerçekleştirmesi ve güvenli ortam sağlaması gerektiğinin altını çizen Yüksel, iş sağlığı güvenliği risk değerlendirme raporu hakkında şu bilgileri verdi:

“İş yeri bazında yapılıyor. Herhangi bir iş kolunda faaliyet gösteren bir iş yerine gidildiği zaman tüm çalışanların, çalışma ortamının ve çevre koşullarının analizi yapılarak tehlike riskleri ve raporları hazırlanıyor.

Bireysel tedbirlerden çok iş yerindeki toplu riskleri ve tehlikeleri tespit edip alınması gereken önlemler belirleniyor.”

Yüksel, çevresel faktörler kadar bireysel faktörlerin de önemine dikkat çekerek iş kazalarının nedenlerine bakıldığında birçok iş kazasının; yetersiz bilgi, yetersiz iş sağlığı güvenliği kültürünün olması, yapılan işin uzmanı olunmaması gibi kişilerin kendisinden kaynaklı hatalardan olduğunun ortaya çıktığını açıkladı.

 “Mesleki yeterlilikleri bilinmiyor”

Son dönemlerde ülkemize hangi meslekten olduğu veya mesleki yeterlilikleri bilinmeden ‘ucuz işçilik’ adı altında farklı kültürdeki kişilerin geldiğini ve çalışma hayatına dahil olduğunu söyleyen Yüksel, “İşi bilmeyen bir kişinin işi bilen kişiye göre tehlike ve riskleri çok daha fazladır. Ustalık belgeleri, yetkinlikleri yoksa işe başlamadan önce yetkinlik belgesi aldırıp eğitmek, iş sağlığı güvenliği açısından ve mesleki açıdan önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Yüksel, bu durumun ne gibi riskler barındırdığına dikkat çekerek sözlerine devamla “Bu kişiler ekipman ve ekipmanların aparatlarını kullanıyor. Elektrikli alet kullanıyorlarsa bizdeki elektik sistemlerini bilmiyorlar. Dikkat edilmesi gereken noktalara uyulmadığında bu durum yangınlara ve iş kazalarına sebep oluyor. Ülkemizde de son dönemde sanayi bölgelerinde yaşanan iki büyük yangın var ve sebeplerine bakıldığında bireylerin kullandığı aparatlardan veya kablolardan çıkan yangınlar olduğu görüldü. Az sayıda da olsa bu konuda hassas olan kaza olmadan önlem alan işletmeler de vardır ama güvenli bir çalışma ülkesi olduğumuzu söyleyebileceğimiz bir durumda değiliz. Sürekli iş kazalarını konuşuyoruz. Güvenlikli bir ortamda olsak bu kadar iş kazası konuşmayız. Her kazadan sonra hepimiz vatandaş olarak üzülüyoruz sosyal medyada bununla ilgili paylaşımlar yapıyoruz, duygularımızı ifade ediyoruz ama orada kalıyor. Güvenli çalışma ortamını yaratmak çok önemlidir.” dedi.

“Yasa bunu zorunlu kılıyor”

Yüksel, iş yerlerinde kontrol ve düzenlemelerin yapılmasının önemine vurgu yaparak “Muhakkak bir iş sağlığı ve güvenliği uzmanından hizmet satın alarak bununla ilgili gerekli düzenlemeleri yapmaları gerekir. Hem işletme hem de kişisel bazda güvenliklerini sağlayacak kontroller yapılmalı. 35/2008 iş sağlığı güvenli yasamızda bu zorunlu kılınıyor.” dedi.

2024’teki iş kazaları

Gazimağusa-Karpaz anayolunda 29 Ocak’ta meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan 51 yaşındaki Ayşe Beştemür Çelik 4 Şubat 2024 tarihinde tedavi gördüğü Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Servisi’nde hayatını kaybetti.

Gaziveren’de yapımı devam eden bir inşaatın 8’inci katından aşağıya bırakılan tahta palet, 37 yaşındaki MD Ali Hossain Sohag’un başına düştü. 9 Şubat 2024 tarihinde meydana gelen iş kazasında ağır yaralanan işçi, olay yerinde hayatını kaybetti.

Dikmen-Lefkoşa anayolunda 6 Mart tarihinde meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan 50 yaşındaki Mahmut Öztürk, 1 aylık yaşam mücadelesini kaybederek 3 Nisan 2024’te Türkiye’de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Büyükkonuk – Kaplıca anayolunda 2 Mayıs 2024 tarihinde otobüs ile Rum plakalı aracın karıştığı kazada Kıbrıslı Rum Fotis Fotiou hayatını kaybetti.

Fotoğraflar/Serap KABAK

0
mutlu
Mutlu
0
alk_
Alkış
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
42 iş kazası, 4 ölüm…

Yorumlar kapalı.