|
Ülke gündemine, Karpaz'a götürülecek elektrik, terfi ve tayinlerin poliste yarattığı tartışma ve başkanlık rejimine geçiş ile ilgili tartışmalar damgasını vuruyor.
Dün bu köşede polisle ilgili yazılan bir okur mektubunu yayınladım. Bugün sırada Biyologlar Derneği Başkanı Hasan Sarpten var.
Kuruluş aşamasına tanıklık ettiğim ve geliştirdikleri farklı tarz ile her zaman takdirle karşıladığım Biyologlar Derneği'nin gönderdiği görüşlere bu aşamada yanıt yazmayacağım. Aslında bazı çevre örgütleriyle ilgili eleştirisel bir yazı gündemimdeydi ama Biyologlar Derneği'nin yazısının üstüne bunu yapmayacağım. Çünkü onlar bunu hak etmiyorlar.
Çevre konularına güç odaklarına yakın bazı eski solcuların ya da eski sağcıların slogancı ve öznel bakış açısıyla değil bilimsel bir şekilde yaklaşıyorlar. Bu yüzden de takdiri hak ediyorlar.
Biyologlar Derneği Başkanı Hasan Sarpten'in mektubu şöyle:
***
Sayın, Başaran Düzgün;
Öncelikle belirtmek isterim ki yazılarınızı sürekli ve zevkle takip eden okuyucularınızdan birisiyim. Özellikle, yarınlara ''Yaşanılabilir Kıbrıs'' bırakmak gayesiyle uğraşan bir çevre örgütünün temsilcisi olarak zaman zaman değindiğiniz çevre sorunları ile ilgili yazılarınız gerçekten çok etkili oluyor.
Esas itibarı ile Karpaz konusu ile ilgili olarak da ilk yazılarınızda önemli tespitler vardı. Ne var ki geçtiğimiz Pazar günkü köşenizde ''İkna Oldum'' başlığıyla yayınlanan yazınız beni hayrete düşürdü. Çünkü gerçekten Başbakan'ın size söylediklerinden ikna olunacak bir şey yok ve saptamalarınız kanımca doğru değil. Hal böyle olunca, sizi itina ile takip eden biri olarak bu beni hayli üzdü...
Kaldı ki Karpaz'a elektrik götürülmesi Başbakan'ın sizi veya biz çevrecileri ikna edip etmemesiyle ilgili bir noktada değildir. Çünkü ortada yasa dışı bir durum söz konusudur. Unutmayınız ki hükümet defalarca Karpaz'ı korumak için çeşitli kararlar almış, en son olarak da 30 Mayıs 2007 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında alınan kararla Karpaz ''Özel Koruma Bölgesi'' ilan edilmiştir.
21/97 sayılı Çevre yasası uyarınca özel çevre koruma bölgesi ilan edilen bir yer ile ilgili olarak ise şu ifadeler yazılıdır: ''Özel çevre koruma bölgesinin ilan tarihinden başlayarak bir yıl içinde çevre planı hazırlanır ve bu sürede her türlü imar işlemi (elektirik, su, telefon, vs) durdurulur.'' Yani yasamıza göre 30 Mayıs 2008'e kadar Karpaz'a çivi dahi çakılamaz. Ama siz devlet aldığı yasalara uymak zorunda değil ve zaten bu ülkede yasalar sadece kağıt üstünde geçerlidir derseniz onu bilmem... O halde bu acele niye... Madem ki sizin de ikna olduğunuz gibi ''meclis açılır açılmaz Karpaz'ın korunmasıyla ilgili yasalar süratle meclisten'' geçecek. Birkaç ay sabredip bu yasalar çıkarılsın, elektrik o zaman gündeme gelsin. Hem böylece yasa dışılık da ortadan kalkar.
Ayrıca, ''gidecek olan elektirik tahta direkler üzerindedir ve sadece bölgede hizmet verenler faydalanacak'' saptaması da ne yazık ki hatalı. Çünkü birincisi direklerin tahta veya çelik olması çevrenin korunacağını göstermez. İkincisi gidecek olan elektrik 11,000 voltur. Buda yasal olarak sadece 3 adet tesisin bulunduğu 27 km'lik bir alan için oldukça fazla ve yaklaşık 15,000 kişinin ihtiyacını karşılayabilecek bir elektriktir.
Üstelik Karpaz Milletvekili Mehmet Ceylanlı'nın sözlerini de haklı bulmanız kabul edilebilir bir durum değil. Aslında ''Bakir olmak, fakir olmak demek değildir'' sözü yetkililerin niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Şimdi sorarım size madem ki devlet bölgenin bakirliğini koruyarak kalkınmasını sağlayacak bunun nasıl olacağını da söylemeniz gerekir. Yani bölgeye elektrik gidince bölge nasıl kalkınacak...? Dipkarpaz'dan Zafer Burnu'na kadar olan Milli Park'a elektrik götürdüğünüz zaman madem ki yapılaşma olmayacak ve bölgenin bakirliğini korunacak o zaman elektrik gidince halk nasıl zenginleşecek lütfen açıklayın...
Örneğin Dipkarpaz köyünde elektrik var. Aynı şekilde Erenköyde de öyle... Peki buraları neden kalkınmış değil..? Yoksa güzelim Karpaz kıyılarına 5 yıldızlı hotelleri dikmekle mi kalkınacak? Sakın yasalar var, hoteller kurulamaz demeyin. Öyle olsaydı Bafra'daki güzelim ormanın yerinde şimdi hiçbir makam tarafından (başta KTMMOB) izinli olmayan Kaya Hotel olmazdı.
Ayrıca, Başbakan'ın ''hiçbir çevre örgütünden yardım almıyoruz'' demesini de tekzip etmemizi istediniz. Açıkcası bunun doğru olmadığını Sayın Başbakan'da çok iyi bilmektedir. Biz bugüne kadar çağrıldığımız bütün toplantılara gittik. Bizi kabul ettikleri bütün komisyonlarda yer aldık. Hatta hazırladığımız çeşitli önerileri de sunduk... Alternatif enerji ile ilgili önerimizi ben kendi ellerimle Başbakana verdim. Ama aldığım cevap ''bizim çalışmalarımız farklı sonuçları ortaya koyuyor'' oldu.
Ancak çevre örgütlerinden şikayetçi olmak sanırım bu günlerde moda... Özellikle Başbakan bunu çok sık yapıyor. Hatta bizi zaman zaman kendilerini desteklememekle bile suçladı. ''Şimdi eyleme giden çevre örgütleri, biz emirnameler çıkarken hiç destek olmadılar'' dedi. Ne var ki, bunları söylerken emirnameler konusunda sık sık görüşlerine baş vurduğu sermaye temsilcileri yerine çevrecilerin fikrini bir kez dahi almadıklarından bahsetmedi. Buna rağmen, emirnamelerin ilk haline biz dahil çevre örgütlerinin bir çoğu destek belirtti. Yoksa bizden beklenen sokaklara çıkıp hükümeti alkış yağmuruna tutmamız mıydıdı?
Yine de biz herşeye rağmen bölgede gerçekçi adımlar atılması ve oradaki insanların zenginleşmesi için formüller ürettik. Hatta bunların bir kısmında bölge halkıyla da uzlaştık. Pazar günkü köşenizin hemen yanında bununla ilgili haber vardı. Umarım görmüşsünüzdür. Biz sadece eleştirmiyoruz, öneriler ve çözüm yoları da üretiyoruz.
Sonuç olarak, Karpaz'da olması gereken, sürdürülebilir doğru kalkınma modellerini yaşama geçirmeden uzak bir anlayış sergileyen hükümetin sözlerinden ikna olmanız yerine, para kazanma gayesi olmayan ve toplumsal hasasiyetleri göz önünde tutarak gerçekleri ortaya koyan çevre örgütlerin tutumlarının sizi ikna etmesini temenli ederim.
Yazılarını ilgiyle takip etmeyi sürdüreceğimi belirtir, saygılarımı sunarım.
Not: Bu metni tekzip olarak kabul edip olduğu gibi yayınlamanızı rica ederim.
Hasan Sarpten
Biyologlar Derneği Genel Sekreteri
|